• BIST 97.583
  • Altın 145,649
  • Dolar 3,5726
  • Euro 3,9955
  • İstanbul 25 °C
  • Diyarbakır 27 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 25 °C
  • Berlin 23 °C

İŞİD ve Pêşmerge gerçeği

Abdullah Kıran

Son Moğol saldırılarından bu yana ne Ortadoğu ve ne de medeniyetimiz hiçbir zaman bu kadar vahşi bir tehlike ile karşılaşmadı. Kendisini önce İŞİD, sonra da ‘İslam Devleti’ olarak adlandıran bir caniler sürüsü tüm varlığımızı tehdit etmektedir. Maalesef 3 Ağustos’tan bu yana adeta dökülüyoruz. Güvendiğimiz dağlara kar yağdı. Musul’u birkaç saatte teslim alan İD’in Bağdat’a yönelebileceğini, ancak Kürdistan’a karşı saldırıya geçebileceğini hiç birimiz tahmin edemedik. Pêşmergenin iyi organize olduğu ve bu canilere pabuç bırakamayacağını düşünüyorduk. Ancak kabul etmek gerekir öyle değilmiş ve İŞİD, Pêşmergenin bu güvenlik zaafını, vahşice bir saldırıyla kendi lehine çevirerek bir insanlık dramına daha imza attı. 3 Ağustos’ta Şengal’ı alan İŞİD, ardında Mahmur’a dayandı ve kısa bir süreliğine de olsa Kürdistan bölgesinde bir korku ve paniğe yol açtı.

Pêşmergenin Zaaf ve Eksikliği

Pêşmergenin İŞİD karşısında tutunamayıp bu katiller sürüsüne alan terk etmesi,  hem de yüz binlerce insanın yaşadığı Şengal’ı, orada yaşan sivil halktan önce terk etmesinin asla bir mazereti ve geçerli bir nedeni olamaz. Durum ne olursa olsun, hatta ne pahasına olursa olsun öncelikle sivil insanların hayatları güvenlik altına alınmalı ve ardından alan boşaltma taktik ve tercihi hayata geçirilmeliydi. Kuşkusuz Pêşmergenin  de geri çekilmesi gerektiği kimi an ve durumlar da vardır; ancak böylesine trajik sonuçlara yol açabilecek bir durumda; tek yapılması gereken şey, Pêşmergenin nam ve şerefine yakışır bir şekilde  mevzide can vermesiydi.  Kısacası Şengal’daki en son sivil güvenli bir yere nakledilinceye kadar Pêşmerge ölümüne direnmeliydi. Çünkü Pêşmerge olmanın bu tür günler için bir anlam ve önemi var.

Neden Pêşmerge Geri Çekildi?

Bu sorunun birkaç  şıktan oluşan cevabını  şöyle verebiliriz. 1) Kanımca en önemli cevap, Pêşmergenin böyle bir saldırı ve baskını asla tahmin etmemesi ve beklememesiydi. Eğer çok az da olsa böyle bir saldırı bekleniyor olsaydı, durum böyle olmazdı. 2) İŞİD, sadece Irak topraklarının üçte biri ve yine Suriye topraklarının üçte birini elde tutmuyor, bu toprakların büyüklüğüyle orantılı bir silah ve mühimmatı da elinde bulunduruyor. Üstelik İŞİD’in elindeki silah ve mühimmat, Pêşmergelerinkiyle kıyaslanmayacak derecede modern ve ileri, aynı zamanda orta büyüklükteki bir orduya yetecek kadar fazla. 3) Maliki hükümetinin tam 8 aydır Kürdistan’a düşen bütçeyi gasp etmiş olması, bu yetmiyormuş gibi Kürt hükümetinin silah ve mühimmat temin etmesinin merkezi hükümet tarafından engellenmesi ve sıkı bir ambargoya tabi tutulması. 4) Daha çok saldırı ve geri çekilme konularında tecrübeli olan Pêşmergenin, belli bir alanı koruma konusundaki deneyim ve eksikliği. 5) Nerdeyse 15 yıldır fiili savaş gerçeğin uzak kalmış olması. 6) Motivasyon eksikliği ve komuta kademesindeki düzensizlikler.

Bütün bunlar Pêşmergenin geri çekilmesinin sebepleri olarak açıklanabilir. Kimileri en önemli sebep olarak  ‘silah ve mühimmat’ eksikliğini göstermektedir. Doğru, bir ordunun modern silahlarla donatılmış olması savaş kabiliyetini artırır; ancak savaşma ruhu ve iradesi donanımdan önce gelir. Nitekim, silah ve mühimmat açısından Pêşmergeden çok daha kötü olanaklara sahip olan YPG, bugüne kadar hiçbir mevziiyi İŞİD canilerine terk etmedi ve son Şengal trajedisinde de, hem Pêşmergenin yardımına koştu hem de dağlardaki sivillerin hayatlarını kurtarmada takdire şayan fedakarlıklarda bulundu.

Neden Bağdat Değil de Şengal?

Nerdeyse herkes İŞİD’in, ha bugün ha da yarın Bağdat’a saldıracağını beklerken bu canilerin Şengal’a ve Kürdistan bölgesine saldırması herkesi şaşırttı.  İyi ama neden Bağdat değil de Şengal? Bunun üç sebebi var: 1) Yıllardır mezhepçilik politikaları güden Maliki yönetiminin en önemli stratejilerinde biri de Bağdat’ı Şiileştirmeydi. Maliki, Musul’u ve Sünni Irak’ı eninde sonunda kaybedeceğini biliyor ve buraları bir yük olarak görüyordu. Musul’un düşmesi ardında tüm gücünü hedefteki Bağdat’a yöneltti. Bir yandan şehirdeki Sünni nüfusu çeşitli operasyonlarla elimine etmeye çalışırken, diğer yandan Bağdat savunmasını güçlendirdi. ABD’nin de Bağdat konusunda Maliki ve Şiilere sahip çıkması,  İŞİD’ın Bağdat saldırı planını ertelemek durumunda kalmasına yol açtı. 2) Kürdistan petrol sahalarını denetim altına alıp Rojava üzerinden Akdeniz’e ulaşmak. Hem Kürdistan petrollerine hükmeden ve hem de Akdeniz’e ulaşan bir İŞİD’in kimseye minnetti kalmazdı. 3) Kürdistan’ın bağımsızlığını engelleyerek Kürtlerin uluslar arası hukuk nezdinde tüzel bir kişiliğe sahip olmasını engellemek.

İŞİD’ın Hesabı Tutar mı?

Kürdistan’a saldırmakla İŞİD savaş cephesini çok daha genişletti. Kürtler elden geldikçe, Şiiler ve Sünniler arasındaki savaşta taraf olamamaya özen gösterirdi. Ancak son saldırı bütün Kürtleri, insanlık tarihinin en aşağılık güruhu olan İŞİD’e can düşmanı etmiş durumda. El- Kaideden farklı olarak her zaman en zayıf ve en çok mazlum olana saldıran İŞİD -Yezidiler, Şebekler, Hıristiyan ve Türkmenleri düşünelim- sadece Kürtlerin değil, Şengal soykırımıyla bütün dünyanın nefretini kazandı. Kürtlerin İŞİD’e karşı yenilmesi tamamen yok olmaları anlamına gelir ve 10-15 bin caninin 100  000 kişilik bir ordu ve 10 milyonluk  bir nüfusu yok etmesi imkanlar dahilinde değil. Ancak ‘her şerde bir hayır vardır misali’ İŞİD şerrinin de,  hem Kürt birliğini sağlamada, hem de Kürtlerin devletleşme hakkının uluslararası toplum nezdinde gerekli meşruiyeti elde etmesinde yardımcı olacağı işaretini vermektedir. ABD, Fransa, Almanya ve İngiltere gibi ülkelerin Yezidi Kürtlerin çığlığına sessiz kalmaması ve Kürtlere yardım ellerini uzatmaları, bu gerçeğe işaret etmektedir.

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89