• BIST 82.779
  • Altın 147,577
  • Dolar 3,7780
  • Euro 4,0388
  • İstanbul 7 °C
  • Diyarbakır 8 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 14 °C
  • Berlin -3 °C

Işid, Türkiye, Kürtler, Petrol ve ABD!

Ergun Babahan

Ankara’nın Suriye’de başta IŞİD olmak üzere El Nusra gibi köktendinci örgütlerle sıkı-fıkı olduğunu başta Washington, bütün Batı biliyor. Suriye’den ucuz petrol ticareti yapılıp IŞİD’e imkan, AKP’lilere para kazandırıldığının da farkında. 

Paris’te patlayan bombaların, taranan restoranların faillerinin Türkiye’nin sınırı elek gibi tutma politikası sonucu Suriye’ye giden teröristler tarafından yapıldığı da çok açık ortada. 

Ayrıca, Türkiye’de gittikçe muhafazakârlaşan siyasi İslamcı bir partinin iktidarda olduğunu ve politikalarını başta eğitim olmak üzere medya gibi araçlar üzerinden yaygınlaştırdığını da görüyor. 

Müslümanların muhafazakârlık katsayısıyla şiddet arasında doğrudan bağ olduğunu, dilin, yaşam biçiminin, eğitimin muhafazakârlaştığı ülkelerin şiddete daha meyilli olduğunu da araştırmalar sonucu öğreniyor. 

Sahada, bölgenin tek laik gücü olarak Kürtlerle ittifak yapıyor, Irak ve Suriye’de mevziî kazanımlarını Kürtler sayesinde gerçekleştiriyor; buna rağmen Türkiye’nin Suriye sınırının yaklaşık 100 kilometrelik bölümünü IŞİD’e ve petrol ticaretine açık tutmasına sessiz kalıyor. 

AKP’nin Suriye politikalarında ipe un sermesini, köktendinci örgütlerle içli dışlı hale gelmesini görmezden gelmeyi tercih ediyor. En azından kamuoyu önünde böyle davranıyor. 

Neden? 

Çünkü, Suriye’deki iç savaşın tırmanmasından kendinin de ciddi şekilde sorumlu olduğunu biliyor. İç savaşın mülteciler nedeniyle Türkiye ekonomisi ve toplumsal dokusu üzerinde ağır hasarlar yarattığını görüyor. Suriye ile petrol ticareti vasıtasıyla ekonomik zararın bir kısmının telafi edilmesini anlayışla karşılayabiliyor veya karşılayabiliyordu… En azından Paris saldırılarına kadar… 

İkincisi, Türkiye bir NATO ülkesi ve Batı işler çok kötüye giderse, sırtını dayayabileceği bir ordu olduğunu, bu ordunun en azından toplumun seküler-kentli kesiminin yüzde 100 desteğine sahip olduğunu da okuyor. 

Ayrıca Türkiye Batılı yatırımlar açısından bu ülke ekonomilerinde ciddi bir yer tutuyor. Sanayisi, altyapısı ve gittikçe yükselen tüketim alışkanlıkları yüzünden Batılı ülkeler için büyük önem taşıyor. 

Diğer yandan, başta Almanya olmak üzere, Avrupa açısından mülteci akımının önlenmesi açısından bir ‘tampon ülke’ olarak değer taşıyor. 

O nedenle bir yandan Kürtlere silah verip bölgesel etki ve ağırlıklarını artırırken diğer taraftan Türkiye’yi memnun etmeye çalışıyor. Batı’da yazılan onca makaleye rağmen bölgeye enerji hatları, ikili dengeler, pazar açısından bakmaya devam ediyor. 

Aslında bu yeni bir şey de değil. Birinci Dünya Savaşı’nın arifesinde Almanya ile anlaşıp milyonlarca liralık altın alan Enver Paşa, bir yandan da Rus Elçisi’ne beş veya on yıllık bir saldırmazlık paktı ve Balkanlar’da yeni bir toprak paylaşımı karşılığı savaşın dışında kalmayı teklif ediyordu. 

Paris saldırıları bu tabloyu ciddi biçimde değiştirdi. Sonuçları ne olacak hep birlikte göreceğiz ama siyasi İslamcı bir iktidarın yönetimindeki Türkiye’nin bu süreçte bir bedel ödemesi kaçınılmaz görünüyor.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89