• BIST 90.383
  • Altın 144,263
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 7 °C
  • Ankara 6 °C
  • İzmir 11 °C
  • Berlin 3 °C

IŞİD-Kürtler ve Türkler

Doğu Ergil

Kobani’den sonra Tel Abyad’ı da alarak Suriye Kürt direniş güçleri hem ellerini güçlendirdiler hem de Akçakale Sınır Kapısı’ndan beslenen IŞİD’de (Irak ve Şam -yani Suriye- İslam Devleti’ne) ciddi bir darbe indirdiler. Tel Abyad, Türkiye ile IŞİD’in kendine yönetim merkezi ilan ettiği Rakka arasındaki ikmal hattının başlangıç noktası.

Kürt güçleri, ana hedeflerinin Rakka olduğunu söylüyorlar. Bu hedefe saldırıyı ABD ve müttefiklerinin hava gücü olmasa tabii ki göze almayacaklar. Ama IŞİD gibi küresel cihadı misyon edinen bulaşıcı bir tehlike söz konusu olduğu zaman Kürtler doğudan (İslam devletlerinden) ve Batı’dan her türlü desteği almaya adaylar. İşte Türkiye yönetiminin kabullenmekte zorlandığı konu da bu.

İki kuşağın –eğer Dersim olayları da hesaba katılırsa, üç kuşağın- üniforma giyip, silah kuşanıp savaşa gönderildiği illerdeki Kürt gerçeğini Türkiye Cumhuriyeti benimseyemedi. Ya Türk olacaklar ya da Türk’ün ayakucunda baş eğip oturacaklardı.
Bunu yapmayıp; hak, kimlik ve özgürlük talep edince terörist oldular.

Bunca yıl bu duygularla yetiştirilen Türk gençleri, ‘vatanın bütünlüğü’ adına hain Kürtler’den nefret etmeyi öğrendiler. Aksi halde üç kuşak kendi ülkesinde, kendi yurttaşlarıyla ölümüne bir mücadeleye girmezdi.

Oysa Türkiye Kürtleri, son genel seçimlerdeki tavırlarından da anlaşılacağı gibi taleplerini Türkiye içinde ve anayasal bir hak olarak gerçekleştirmek istiyorlar.
İsteklerine artık zorla değil, siyaset yoluyla ulaşmaktaki kararlılıkları seçmence onay görmeseydi Türk milliyetçisi MHP kadar milletvekili çıkaramazlardı.

Güvenlik bürokrasisi endişeli

Ama Türkiye’nin dışındaki Kürtler, demokratik olmayan ülkelerde ve birçok hak ihlali altında yaşıyorlar. Arap Baharı’nın yol açtığı kargaşada önlerine gelen özgürleşme ve kendini yönetme fırsatını kaçırmak istemiyorlar. İşte Irak’ta öz yönetimlerini kurdular. Suriye’de başarılı bir mücadele veriyorlar. İran’da daha sonuç almayan ama süreceği anlaşılan bir uğraşın içindeler.

Ne var ki genel olarak birçok Türk ama özellikle yönetim kademesi ve güvenlik bürokrasisi, Kürtler’in bu mücadelesinden çok tedirgin. Tel Abyad IŞİD’in elindeyken ve Türkiye üzerinden ciddi bir ikmal kaynağına sahipken buna göz yuman Türk yönetimi, kent Kürtler’in eline geçince alarma geçmiş durumda. Bu psikoloji hâlâ Kürt sorununun ne olduğu ve nasıl çözüleceği konusunda kafaların karışık olduğunu gösteriyor. Hele MHP, koalisyon hükümetinde yer almasını “çözüm süreci”nin ebediyen gömülmesi şartına bağlıyor.

Ne var ki Kürtler’e bu kadar alerji duyan kesimlerin, IŞİD karşısındaki tavrı açık değil.
Hükümet katında da görülen bu belirsiz tavır Türkiye’ye zarar veriyor. Mensubu olduğu Batılı veya uluslararası kurumların değer ve amaçlarına bağlılığı tartışılıyor. Ülke yalnızlaşıyor.

Diğer yanda Kürtler’in yıldızı parlıyor. Bölgede hiçbir güç IŞİD’e karşı ciddi bir direniş sergileyemezken Kürtler onu birkaç cephede geriletti. Suriyeli Kürt direnişçiler ve Arap müttefikleri, IŞİD’din elinden 50 kadar köy ve kenti kurtardılar. Bunu yaparak ABD ve Doğulu-Batılı müttefikleri gözünde desteklenmesi ve korunması gereken bir yöresel güç olarak görülmeye başladılar.

Bu gelişmeyi görmemekte direnen Türkiye’nin içeride “Kürt sorunu”nu çözmesi yanında dışarıda onlarla dostluk kurması ve işbirliği yapması zor. Kuvvetli bir Kürt temsiliyle artık bu konuların TBMM zemininde ele alınması mümkün. HDP’nin de yer alacağı veya fikirleriyle katkı sunacağı bir koalisyon hükümeti bu konuda altın bir fırsat sunabilir.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89