• BIST 97.533
  • Altın 146,268
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 19 °C
  • Diyarbakır 20 °C
  • Ankara 11 °C
  • İzmir 20 °C
  • Berlin 22 °C

IŞİD ilerlerken Türkiye geriliyor

Kadri Gürsel

Bazı iktidar sözcüleri IŞİD ve PKK’yı kastederek, “Kobani’de iki terörist örgütün mücadelesi var, insanlık trajedisi yok” diye konuşuyorlar.

Bu ilk bakışta basit, cahilane ve ahlaksızca bir “Yesinler birbirlerini” yaklaşımı gibi görünüyor...

Olabilir ama sadece bu değil. Arkasında bir hinlik var bunun.

Kobani’dekiler teröristse, o halde katledilmeleri de vacip oluyor bu mantığa göre.

IŞİD Kobani’deki Kürtleri kesince, sivil ya da PYD savaşçısı fark etmez, “teröristleri” öldürmüş olacak.

Öldürülen “teröristler” için haliyle üzülmek gerekmeyecek, vahşetteki vebalinden ötürü suçlanan olmayacak ve netice normal addolunacak.

Hesap bu... Amatörce kotarılmış bir algı yönetimi numarasıdır.

Dahası, “Kobani’de sivil kalmadı” denilerek de yapılıyor bu numara.

Bu sözde “algı yönetimi”, bir sözümona kriz yönetiminin şubesiyse, bilin ki mezarlıkta ıslık çalmaktan farksızdır.

Çünkü dünyayı ikna edemezsiniz.

Birincisi ve en önemlisi, Türkiye’de PKK ve PYD arasında yapılmayan bir ayrım dünyada yapılıyor. Hem de çok yalın biçimde: PKK, ABD ve Avrupa’nın “terörist örgütler” listesinde, PYD değil.

PYD, dünyada IŞİD barbarlığına karşı kendi topraklarını ve halkını savunan meşru bir güç olarak kabul ediliyor.

İkincisi ve daha önemlisi, Kobani’deki sivillerin IŞİD karşısındaki akıbetinin ne olacağıdır.

Bu bakımdan Kobani’de 500 sivil mi kalmış yoksa 5 bin mi, fark etmiyor.

Kobani’deki duruma bakınca, Batı ve özellikle de Avrupa kamuoyunun hatırına hemen 1995’teki Srebrenitsa katliamı gelir ve bu doğaldır.

Bingazi’de Avrupa’nın gözü önünde ikinci bir Srebrenitsa katliamının vuku bulmasını önleme düşüncesi, 2011’de Libya’da Kaddafi rejimine karşı yapılan müdahalenin ardındaki ahlaki nedeni oluşturmuştu.

Dua edelim de Kobani’de AKP sözcülerinin iddia ettiği gibi hiç sivil kalmamış olsun.

Yoksa, kasaba tamamen IŞİD’in eline geçer ve beklenen katliam yaşanırsa, bunun dünyada “İkinci Srebrenitsa” olarak algılanacağı kesindir. BM’nin Suriye Özel Temsilcisi Staffan di Mistura geçen cuma “Türk makamlarına en azından nefsi müdafaa operasyonu için gönüllülerin ve malzemelerinin girişine izin vermeleri” çağrısında bulunurken şunları da söyledi: “Srebrenitsa’yı hatırlıyor musunuz? Biz hatırlıyoruz... Ve kendimizi bunun için asla affetmeyeceğiz”.

Srebrenitsa’nın algı penceresinden baktıklarında, IŞİD’in girdiği Kobani’nin karşısına tanklarıyla dizilmiş birlikler de onlara “Srebrenitsa’daki katliamı seyreden Hollanda askerleri” olarak görünüyordur...

Kobani’nin tamamen düşmesi ve bir katliam, Türkiye için en yakındaki tehlikedir...

Üç gün süren “Kobani olayları”, bu olası felaketin iç barışımızı nasıl da vahim bir şekilde tehdit ettiğini gösterdi. IŞİD’in Kobani’den sonra batıdaki Afrin ve doğudaki Cezire kantonlarına da saldırmasını beklememek için hiçbir neden yoktur.

Bu ihtimallerin kuvveden fiile çıkması halinde Türkiye’nin içine sürüklenebileceği çok daha büyük bir kriz ve iç çatışmanın sonuçları hakkında en çok kaygılanması gerekenler, demokrasi ve hukuk devletini savunanlar olmalıdır.

Çünkü bu iktidar 2008’den bu yana her krizden daha baskıcı, daha otoriter bir karaktere bürünerek çıktı; bu bir zorunluluk değil, siyasi bir tercihti.

Yine aynısı olmaktadır.

Bu gidişatın durdurulması için IŞİD’in Kobani’de yenilgiye uğratılması şarttır.

IŞİD’in muhtemel bir “Kobani zaferi”, 900 küsur kilometrelik Suriye hududunun 400 kilometresinin bu sınır tanımayan barbarların kontrolü altına girmesinden daha kritik bir önem taşıyacak.

IŞİD’in askeri başarısının, Türkiye’deki İslamcı kesimlerde mevcut IŞİD sempatisini daha da artırması, destekçilerinin moralini yükselterek örgüte daha fazla katılıma yol açması beklenmelidir.

İktidarın Suriye politikası Türkiye’yi iki riskten birini tercih etme durumunda bırakıyor: IŞİD’in terör tehdidi ya da iç kargaşa ve çatışma.

Tabii ki iç çatışmanın önlenmesi için IŞİD’le mücadele tercih edilmelidir. Ancak bu iktidarın kurtulamadığı Esad rejimini devirme takıntısı yüzünden iki riskin aynı anda gerçekleşmesiyle de yüz yüze kalabiliriz.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89