• BIST 107.041
  • Altın 143,530
  • Dolar 3,5635
  • Euro 4,1526
  • İstanbul 29 °C
  • Diyarbakır 26 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 26 °C
  • Berlin 16 °C

İran’ın görkemli dönüşü

Gökhan Bacık

Türkiye kendi içinde kayıkçı kavgasına girdiği için fark edilmiyor ancak dünyada ciddi değişiklikler oluyor.

Türkiye’de kavga edenler yaptıklarını tarihi sanadursunlar bunların hiçbir küresel vasfı yok.

İş ilanlarında “vasıfsız işçi” diye bir kavram vardır. Kendi iç kavgaları yüzünden demokrasi veya küresel bir marka üretemeyen ülkelere de vasıfsız ülke denebilir!

Türkiye “vasıfsız ülke” olma yolunda emin adımlarla yürürken İran, uluslararası sisteme daha güçlü ve daha meşru olarak dönmek konusunda büyük bir devlet içtihadı yaptı.

Ahmedinejad devrimden bir sapma

Pek çok kişinin sandığının aksine Ahmedinejad, İran devriminden bir sapmaydı.

Ahmedinejad ve yakınındakiler, İran’ı “dünya ile kavga ettirip içeride oy toplamaya çalışan bir siyasete” emanet ettiler.

Ahmedinejad hızla küresel basında “akli dengesi yerinde olmayan bir kişi” gibi resmedilmeye başlandı.

Sıkışan İran, sistem ile meşru bağlarını yitirdiği için kaçak köçek yollarla ekonomisini beslemeye çalıştı.

Türkiye’den de bildiğimiz isim Babek Zencani o nedenle Ahmedinejad İran’ını anlamak için semboldür. Ahmedinejad idaresi, Zencani gibi “maşalar” üzerinden güya yaptırımları deliyordu.

Ancak sonuçta Ahmedinejad, İran’ı hatta İran devrimini bir uçurumun kenarına getirdi.

Ruhani ve yeni devlet içtihadı

Ahmedinejad’ın tabiri caizse “paçoz idaresi” karşısında İran devleti bir tür yeni içtihat geliştirdi.

İran’da neredeyse bütün güvenlik kurumlarında üst düzey idarecilik yapan Ruhani devlet başkanı seçildi. Ruhani bir taraftan Muhammed Yazdi gibi önemli din adamlarının derslerini almıştı diğer taraftan Glasgow Caledonian Üniversitesi’nde “şeriatın esnekliği” üzerine doktora tezi yazdı.

Ruhani, İran devriminin yeni yüzüydü. Hem modern görünüşlüydü hem devrimin ruhunu taşıyan biriydi.

İran devriminin, Ruhani’den beklentisi şuydu: “İran ile dünya arasında meşru ve daha güçlü bir ilişki kurmak.”

Artık İran, Ahmedinejad tarzı “paçoz” kara para işleri ile devrimi ve halkı besleyemezdi.
Ruhani, Batı için de önemli biri haline geldi çünkü cebinde hem İran halkının hem İran mollalarının “destek çekleri” bulunuyordu.

Nükleer anlaşma ve sonrası

Ruhani, Twitter hesabından nükleer anlaşmayı “İran ulusunun tarihi hafızasında kalacak bir gün” olarak selamladı.

Türkiye’nin kayıkçı kavgalarıyla içeride ve dışarıda kaybolduğu günlerde kaderin cilvesine bakın ki büyük devletler ve İran arasındaki anlaşma Lozan’da yapılıyordu.

Yemen’den Suriye’ye bir oyun kurucu haline çoktan gelmiş İran diğer taraftan Batı ile meşru ve güçlü bir ilişki kuruyordu.

Ruhani, Twitter mesajında “Eğer herkes anlaşmaya uyarsa İran da uyacaktır” diyor. Eğer bir sorun çıkmaz ve büyük güçler ile İran arasındaki anlaşma hayata geçerse 1979 ile başlayan bir devrin yeni aşaması ile karşılaşırız.

2000’lerin başında AKP’nin yakaladığı momentumu şimdi Ruhani yönetiminde İran yakalayabilir.

Türkiye ne yapıyor?

Türkiye şu sıralar dünya gazetelerinin ikinci sayfalarında bile yer almayan ama Ankara’da “tarihi olay” sanılan kayıkçı kavgaları ile meşgul.

Dışlanmış bir halde Dışişleri, “Bölgemizdeki şu gelişmeden memnunuz”, “Falan gelişmeden haberdarız” gibi etkisiz açıklamalar yapıyor.

ABD bile Küba ve İran gibi iki büyük “düşmanı” ile diyalog kapılarını zorlarken Türkiye kendi içinde “alaturka bir soğuk savaş” peşinde.

Şunu hiç unutmamak lazım. “Vasıfsız bir ülke” haline gelirsek dünyaya diyebileceğimiz tek şey şu: “Ne iş olsa yaparız ağabey!”

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89