• BIST 90.383
  • Altın 144,560
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 7 °C
  • Diyarbakır 5 °C
  • Ankara 6 °C
  • İzmir 12 °C
  • Berlin 8 °C

İran mı daha yalnız, Türkiye mi?

İhsan Dağı

İran bile yalnızlığından çıkmaya çalışırken bizim hükümet, dış politikada yalnızlığın ‘değerli’ bir şey olmadığını anladı mı acaba?

Son birkaç haftadır sergilenen ‘U dönüş’e rağmen bundan oldukça kuşkuluyum. Hamaset, duygusallık, ideolojik körlük kolay kolay geçecek gibi görülmüyor. Dahası, Batı’da ve Ortadoğu’da zedelenen inandırıcılığın yeniden tesisi zor. 

Üstelik dünya âleme ‘Kral’ımızın çıplak’ olduğunu kendimiz gösterdik. ‘Oyun kurucuyuz’, ‘bizden izinsiz bölgede bir şey yapılamaz’, ‘Suriye arka bahçemiz’, ‘yüz yıl önce çekildiğimiz topraklara dönüyoruz’ deyip hamasette tavan yaptık. Etrafta tedirginlik ve korku yaratmak, içeride insanların gururunu okşamaktan başka bir sonuç vermedi bu hamaset. Bölgede herkese ayar vermeye kalkışan bir Türkiye, iki yılda ‘model ülke’ konumundan ‘yalnızlık’a mahkûm hale geldi. Türkiye’nin yükselen gücünden, nüfuzundan, saygınlığından bahsedilen bir dönemde hayal kurmayı, hamaset yapmayı dış politika sananlar Türkiye’nin gücünü olduğundan da küçük gösterdiler dünyaya. Tek bir bölgesel konuda bile sözünün değeri kalmadı. Yılların birikimi ‘yumuşak güç Türkiye’ ergen romantik ideolojik takıntılara kurban edildi. 

Daha dün yükselen güç olarak gördükleri Türkiye’nin bölgedeki rolünü, gücünü, politikalarını anlamaya çalışanlar, birlikte hareket etmenin yollarını arayanlar bugün Türkiye’nin nereye gittiğini sorguluyorlar. Tek adam yönetimini, otoriterleşen siyaseti, yeni komplocu zihniyeti, El-Kaide’ye verilen desteği, Çin’den füze alma kararını, AB yerine Şanghay’a üyeliği soruyorlar. İran dünya sistemine entegre olmaya çalışırken biz hâlâ durumu okumakta, en azından hatalardan dönmemekte ısrar edecek miyiz? 

Suriye’de neredeyse üç yıl geçti, Esed’in gitmesini bekliyoruz. Sadece kendimizi değil, Suriye muhalefetini de yanılttık. İki yüz bin kişi öldü, milyonlarca kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı, ülke harabeye döndü, bir milyon mülteci Türkiye’ye sığındı, sınırımız yol geçen hanına dönüştü, savaş lordları türedi, vatandaşlarımız öldü, mezhep gerginliği zirve yaptı. Yani Suriye sorunu giderek bir Türkiye sorununa dönüştü. Sonuç? Esed gidecek dediler, gitmedi. Artık kimse de gitmesini beklemiyor. Suriye’nin kuzeyinde Irak benzeri bir Kürt oluşumu olmayacak dediler. Rojava’da PYD, alanı önemli ölçüde kontrol ediyor, bir tür öz yönetim oluşturdu bile. 

Dahası Türkiye başına bir de El-Kaide belası açmış durumda. Dünya Türkiye’nin El-Kaide’ye Suriye’de yardım ettiğine inanıyor. ‘Teröre destek veren ülke’ imajı Türkiye’nin kendine yönelen terör tehditlerine karşı yalnız kalması demek. Bir yandan ‘eli kanlı’ dediler Batı’ya, öte yandan Esed rejimine karşı Patriot füzeleri istediler NATO’dan. Hamasetle dış politika yapmaya kalkınca kaçınılmaz olanla karşılaştılar; dedikleriyle yapabilecekleri arasındaki uçurumda inandırıcılıklarını kaybettiler. 

Biz hamasi, romantik ve ideolojik bir dış politikanın Türkiye için bir yük olduğunu söyledik, onlar dış politikayı sloganlarla yönetmeye çalıştılar. Suriye, Mısır, Irak, İran, Lübnan, Körfez ülkeleri ve Batı dahil birbirinden çok farklı bloklarla aynı anda ters düşmeyi başardılar. Bölgede ‘ideolojik dış politika’ denilince 1979 yılından beri akla ilk gelen ülke İran bile ideolojik değil, rasyonel dış politika izledi. Biz, Güvenlik Konseyi nedir deyip revizyonist sloganlar atarken, İran Güvenlik Konseyi daimi üyeleriyle masaya oturup anlaşma yaptı. Biz, uluslararası sisteme meydan okurken İran sisteme entegre olmak adına ‘ulusal nükleer programı’nı uluslararası denetime ve düzenlemeye açtı. 

Sonuçta, İran’ın nükleer anlaşmasıyla Türkiye’nin yalnızlığı biraz daha görünür oldu. Yalnızlığı değerli görenler marjinal öğrenci forumlarının temaları ve söylemleriyle uluslararası sisteme meydan okumaya, hamaseti dış politika sanmaya devam etsinler, İran’dan bile ders almasınlar! 

İçeride de dışarıda da ideolojik takıntıları aşmanın zamanı çoktan geçiyor...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89