• BIST 89.282
  • Altın 145,897
  • Dolar 3,6363
  • Euro 3,8917
  • İstanbul 12 °C
  • Diyarbakır 10 °C
  • Ankara 11 °C
  • İzmir 16 °C
  • Berlin 13 °C

İran darbeye karşı niçin Erdoğan’ın yanında yer aldı?

Saeid Jafari

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yakın zamana kadar İran’ın bölgedeki politikalarını sık sık tenkit eden biriydi. Sıklığının yanı sıra farklı düzlemlerde de dile getirilen bu eleştiriler, bilhassa Suriye konusundaki anlaşmazlığın ciddileşmesiyle arttı. Peki, Türkiye’deki darbe girişimi iki ülke arasındaki ilişkileri değiştirmiş olabilir mi?

Türkiye ile İran arasındaki ilişkilerin son yıllarda, bilhassa da Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin 2013’te iktidara gelmesi ve İran’ın uluslararası arenaya geri dönmesiyle birlikte eskisi kadar sıcak olmadığı ortada. Bu soğumanın kökeninde Arap Baharı kaynaklı gelişmelere ilişkin anlayış farklılıkları yatıyor.

Siyasi anlaşmazlığın artması ekonomiye de yansımış görünüyor. Nitekim iki ülke arasındaki ticaret son üç yılda büyük bir düşüş eğiliminde: Ticaret hacmi 2015’in ilk 11 ayında geçen yılın aynı dönemine göre neredeyse yüzde 30 oranında azalarak 9 milyar dolara geriledi.

Ancak Arap Baharı’na ilişkin anlaşmazlıklar ve ikili ilişkilerin ekonomik ayağındaki düşüş İran’ın Erdoğan’ın Türk ordusunun antidemokratik müdahalesiyle devrilmesine sevineceği anlamına gelir mi?

Türkiye’de 15 Temmuz gecesi yaşanan darbe girişimine ilk tepki verenlerden biri İran Dışişleri Bakanı Cevat Zarif oldu. Peki, başta Suriye olmak üzere bölgeye ilişkin ciddi anlaşmazlıklara rağmen İran’ın Erdoğan’a süratle destek vermesinin sebebi ne?

İkili ticaret hacmi son yıllarda düşmüş olsa da büyük resme bakınca ekonomik ilişkilerin Erdoğan liderliğindeki Adalet ve Kalkınma Partisi’nin iktidara gelmesinden bu yana geliştiği görülüyor. Nitekim Türkiye Erdoğan öncesi dönemde siyasi istikrarsızlıktan sürekli mustaripti ve boğuştuğu ekonomik sorunlar ve güvenlik sorunları nedeniyle İran için önemli bir ticaret ortağı zaten olamazdı.

Selefi Necmettin Erbakan’ın siyasi İslamcılığı ile eski müttefiki Fethullah Gülen’in ideolojik İslamcılığını harmanlayan Erdoğan faklı bir yönetim modeli oluşturdu. Türkiye bu model sayesinde bir yandan Avrupa Birliği’ne katılım çabalarını sürdürürken bir yandan da Doğu’yla, bölge ve İslam ülkeleriyle ilişkilerini geliştirmeye çalıştı. Erdoğan da iktidarının başlangıcından bu yana İran’la daha yakın bağlar kurmaya çalıştı.

Askeri darbe girişiminin başarılı olması İran açısından üç sorun doğuracaktı:

İlk olarak darbe komşu ülkede istikrarsızlığa yol açacak ve Türkiye’nin doğusundaki Kürt bölgesinde güvenlik sorunları yaratacaktı. Bunun İran’a sıçrayarak burada da krize yol açma tehlikesi vardı.

İkincisi, İran için Türkiye’de AKP’nin alternatifi olabilecek bir parti yok. Erdoğan’ın darbenin planlayıcısı olmakla suçladığı Fethullah Gülen hem katı bir İran ve Şii karşıtı hem de 1979’daki İslam Devrimi’nin muhalifi. Bu nedenle darbe girişiminin ardındaki isim gerçekten Gülen ise onun destekçilerinin iktidara gelmesinin Tahran’ın hoşuna gitmeyeceği muhakkaktı. Erdoğan’ın Gülen’in rolüne dair iddiaları doğru olmasa bile İran-Türkiye ilişkilerinin tarihi askeri yönetim ya da ordunun siyasette başat rol oynadığı dönemlerde ilişkilerin sıkıntılı olduğunu gösteriyor.

İran’ın Erdoğan’ı Türkiye için en iyi seçenek olarak görmesinin üçüncü nedeni ise ülkedeki diğer partilerin yapısından kaynaklanıyor. Ne laik bir hareket olan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ne Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ne de etnik bir hareket olan Halkların Demokratik Partisi (HDP) İran’la iyi ya da yakın ilişkiler içinde olmadı.

İran’ın Erdoğan’ı desteklemesinin dikkat çekici bir diğer nedeni de şu: Türkiye Cumhurbaşkanı 15-16 Temmuz’daki darbe girişiminden önce Rusya’yla ilişkileri düzeltme kararı almıştı. Erdoğan, Suriye sınırında düşürülen Rus uçağı için Rus muhatabı Vladimir Putin’den özür dileyerek aradaki krize fiilen son vermişti. Bu da Türkiye’nin Suriye konusunda hareketlenebileceği algısını güçlendirmişti. İki taraf arasındaki başlıca sorun Suriye olduğu için bunun ilişkilere önemli bir yansıması olabilirdi.

Öte yandan şimdi Erdoğan’ın orduda yaptığı tasfiyelerin ardından Türkiye’nin başta Irak ve Suriye olmak üzere bölgedeki askeri stratejisinin kim tarafından yönlendirileceği sorusu gündemde. Türk ordusundaki 360 generalin 127’si Gülen hareketine bağlı oldukları gerekçesiyle ihraç edildi, iki general de istifa etti.

Tüm belirsizliklere rağmen Erdoğan iktidarının devamı, daha iyi bir alternatifin olmaması ve Türkiye’nin iç siyasetinde yaşanacak değişikliklerin Ankara’nın dış politikasını Tahran’ın çıkarlarıyla örtüşmeyen bir yöne kaydırma olasılığı nedeniyle İran için tercih edilen bir seçenek.

Al-Monitor’a konuşan İranlı siyaset ve ekonomi uzmanı Said Leylaz da bu algıyı doğrulayarak şöyle dedi: “Türkiye’deki darbenin başarısız olması İran için en iyi seçenekti. Çünkü ordunun başarılı olduğu bir senaryoda Türkiye’deki güvenlik sorunu doruğa ulaşacak ve bölgenin zaten istikrarsız olan durumu patlamanın eşiğine gelecekti. Erdoğan kesinlikle İran için en iyi seçenek, ilişkilerimizin tarihi de bunu gösteriyor. Tabii dış politikasını değiştirirse daha iyi olur ki veriler gidişatın bu yönde olduğunu gösteriyor.”

Tahran Üniversitesi’nin önde gelen uluslararası ilişkiler hocalarından strateji uzmanı Nasır Hadyan da Al-Monitor’a benzer bir görüş dile getirdi: “Erdoğan’la muhtelif sorunlarımız olsa da askeri darbenin başarılı olmasının iyi bir seçenek olmadığını kabul etmek durumundayız. Türkiye’de her türlü değişikliğin silah ve tanklarla değil sandık yoluyla olması gerektiğine inanıyoruz. Ben, başarısız darbe girişiminin ardından Türkiye’nin konumunun zayıfladığına inanıyorum. Dolayısıyla Tahran ile Ankara arasında daha dengeli bir ilişki göreceğiz. Diğer yandan ilişkilerimizin her zaman pragmatik olduğunu da unutmamalıyız.”

Ancak Hadyan’ın bir uyarısı da var: “Erdoğan’ın iç siyasette izlediği çizginin durumu tersine çevirebileceği ve darbeye karşı çıkanların bile onun aleyhine dönebileceği unutulmamalı.” (Al Monitor)


Saeid Jafari: İranlı gazeteci ve Orta Doğu yorumcusu. İran’da Asuman, Hordad, Mosalas ve Mihriname gibi yayınlarda çalıştı. Şu an haftalık Seda dergisinin dış haberler ve diplomasi editörlüğünü yapıyor, aynı zamanda Haber Online sitesinde çalışıyor. Iran Review isimli yayına da İngilizce makaleler kaleme alıyor.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89