• BIST 83.106
  • Altın 146,948
  • Dolar 3,7641
  • Euro 4,0426
  • İstanbul 7 °C
  • Diyarbakır 7 °C
  • Ankara -3 °C
  • İzmir 6 °C
  • Berlin -4 °C

Irak Kürt hareketinin kısa tarihçesi-4

Fehim Işık

KYB’nin Irak Kürtleri arasında gelişmesi, giderek destek bulması, altındaki zeminin kaydığını gören KDP’nin 1976 yılında bir kez daha silahlı mücadele kararı almasını beraberinde getirdi. Ancak bu kez savaşın komutanı Mustafa Barzani değildi. Hukuken hareketin lideri olan Mustafa Barzani’nin yerine KDP içindeki “Geçici Komite-Qiyadeyî Muwaqet” adıyla oluşturulan bir yapılanma KDP’nin yönetimini üstlenmişti.

1975 yılındaki bu ayrışma, aynı zamanda 2000’li yılların başına kadar sürecek olan kanlı kardeş kavgalarının başlangıç tarihidir de. Aynı zeminde mücadele yürüten silahlı Kürt hareketleri, zaman zaman durgunlaşsalar bile, 2000’li yılların başlarına kadar birbirlerine de silah sıkmaktan çekinmediler. KDP ile KYB arasında süren bu çatışmalara 1983 yılından sonra kısa bir müddet İ-KDP de (İran Kürdistanı Demokrat Partisi) katıldı. 1990 yıllarından sonra ise ne yazık ki PKK de (Kürdistan İşçi Partisi) bu çatışmalar içinde yerini aldı.

Mustafa Barzani, 1979 yılına doğru hastalanarak ABD’ye giderek orda tedavi görmeye başladı. Oğlu Mesut Barzani’de, babasının yanındaydı. KDP’yi yöneten “Geçici Komite”, eskisine nazaran daha güçlüydü. KYB de giderek güçleniyordu. Soran bölgesinin neredeyse tümünün egemenliği KYB’nin denetimindeydi. KYB, bu egemenliğini pekiştirmek ve onun için KDP’nin güçlü olduğu Bahdinan bölgesine geçmek istiyordu. KYB’nin bu macerası, 700’e yakın peşmergenin ve aralarında Ali Asker’in de bulunduğu üç önemli komutanın ölümü ya da idam edilmesi ile sonuçlandı. Türkiye Kürdistanı üzerinden Irak’ın Bahdinan bölgesine geçmek isteyen KYB peşmergeleri, Hakkari yakınlarında Sami Abdurahman komutasındaki KDP peşmergelerinin pususuna düştü. Bu çatışmada yaklaşık 700 KYB’li peşmerge yaşamını yitirdi. KYB önderlerinden Ali Asker ve iki arkadaşı ise KDP’ye esir düştü. Ali Asker ve arkadaşları, araya giren tüm Kürt örgütlerinin çabalarına rağmen bir müddet sonra göstermelik bir mahkeme ile idam edildiler. ABD’deki Mustafa Barzani ise 1 Mart 1979 tarihinde tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.

KDP lideri Mustafa Barzani’nin ölümünden sonra yerine büyük oğlu İdris Barzani getirildi. Bir müddet sonra İdris Barzani’nin de yaşamını yitirmesiyle, KDP’nin başına bu kez Mesut Barzani getirildi.

Ancak Irak’taki Kürt hareketi giderek güç kaybediyordu. 1979 yılında başlayan İran-Irak savaşı nedeniyle, Irak Kürdistanı tam bir cehenneme dönmüştü. Peşmergelerin önemli bir bölümü İran’a sığınmışlardı; yani cephe gerisindeydiler; Avrupa’ya, mücadelesizliğe doğru büyük bir kaçış başlamıştı. Düze inen peşmerge, bir daha mücadeleye çekilemiyordu. İran’da evini barkını kuran, evlenen bir çok Kürt peşmergesi, hâlâ bile ailesiyle birlikte orada yaşamayı sürdürüyor. Dağlarda daha çok küçük gruplar halinde gezinen ve çok nadir partizan eylemlerine yönelen peşmerge birlikleri kalmıştı. Kürtler arasındaki ayrılık da, bir türlü ortadan kaldırılamıyordu.

Irak Kürdistanı’ndaki dağınıklığı ortadan kaldıran en önemli etken 1988 yılında kurulan ‘Berey Kürdistan’dır. (Kürdistan Cephesi) Halepçe Katliamı’ndan sonra kurulan Cephe, daha öncekilerden farklı olarak irili ufaklı tüm Iraklı Kürt örgütlerini kapsıyordu. Az sayıda silahlı peşmergeleri olmakla birlikte ağırlıkla siyasal mücadele yöntemlerini benimseyen Cephe’nin, dolayısıyla Cephe içindeki etkin iki Kürt örgütünün önüne, 1991 yılında tarihi bir fırsat çıktı. Irak savaşı sonrası Saddam’ın Ortadoğu’da giderek artan etkinliğinin kendisi için ciddi bir risk olduğunu gören ABD, müttefikleriyle birlikte 1. Körfez Savaşı’nı başlattı. 

Körfez savaşlarının kazanımları 

Arada yaşanan gelişmeleri uzun uzadıya yazmak gerekmiyor. Ancak şu kadarını hatırlatmakta yarar var: Önce Saddam’ı Kürtlerin üzerine salan daha sonra Kürt bölgesini BM (Birleşmiş Milletler) kararı ile uçuşa yasak bölge ilan ederek Kürtlerin kendi yönetimlerini kurmasına fırsat veren, ABD’nin bizzat kendisidir. Kürtlerin, Irak’taki tek örgütlü güç olmasının Saddam’a yönelik uzun vadeli bir politika izleyeceği açık olan ABD’yi böyle bir karar almaya ittiği yadsınamaz. Uzun yıllar baskı altında kalan, katliamlarla yok edilmek istenen, Kürtleri baskı altında tutan bölge devletleri başta olmak üzere ABD ile diğer emperyalist devletler arasında bir top gibi oradan buraya savrulan ve çaresizliği ayyuka çıkan Kürtlerin, ABD’nin biraz da geçmişten ders alarak ortaya çıkan ‘güven verici’ bu desteğini reddetmesi beklenemezdi. BM kararı ile Irak Kürdistanı’na yerleşen ve bölgeye Saddam güçlerinin girmesini engelleyen “Çekiç Güç” de, ABD’nin Kürtlere verdiği bu desteğin belirgin bir göstergesiydi.

Ara anekdot olarak hatırlatmakta yarar var: Çekiç Güç’ün Irak Kürdistanı’na yerleşmesinden sonra PKK hariç, diğer Kürt örgütlenmelerinin önemli bir bölümü Çekiç Güç’ün varlığını destekleyen beyanlarda bulunmasalar bile, bu gücün Saddam tarafından geliştirilmesi muhtemel saldırılara karşı Kürtlerin korunmasında önemli bir rol oynadığını inkar etmediler. Hatta Irak’taki sol, sosyalist veya komünist Kürt örgütleri başta olmak üzere bir kısım sol ve sosyalist kimlikli Kürt örgütleri, yayınladıkları bildirilerle Çekiç Güç’ün varlığını açıktan desteklediler.

ABD’nin etkisiyle BM şemsiyesi altında korumaya alınan Iraklı Kürtler, bölge devletlerinin provokatif girişimlerine ve iki önemli Kürt örgütünün 1994 yılında yeniden başlayan ve birkaç yılı alan çatışmalarına rağmen, uzun ve zorlu bir süreçten sonra kendi kendilerini yönetebilme becerisini gösterdiler. Irak Kürdistanı’nda yadsınamaz bir alt ve üst yapının inşasına başladılar. Eğitimden sağlığa, imardan ekonomiye, düzenli ordu kurulması dışında akla gelebilecek her devlet yapılanmasını gerçekleştirdiler. Düzenli ordu kurulmasının önündeki en büyük engelin, iki Kürt örgütünün, yani KYB ile KDP’nin bölge devletlerinin provokasyonları ile geliştirdikleri çatışmalı süreç ile bu sürecin ortaya çıkardığı karşılıklı güvensizlik olduğu açıktır.

Saddamlı dönem Irak’ta, 2003’ün Nisan ayına kadar devam etti. Saddam’ı ilk Körfez Savaşı sonrasındaki 12 yıl boyunca iktidardan uzaklaştırmayan ya da uzaklaştıramayan ABD, 2003 yılında yeni bir operasyonla Saddam iktidarına son verdi.

Özellikle 2. Körfez Savaşı’nda ABD’nin en önemli müttefikinin, Irak Kürdistanı’nın büyük bölümünü kendi denetimlerinde tutan Kürtler olduğu biliniyor. ABD’nin etkisiyle gelişen Körfez Savaşları sonrasında Kürt halkı açısından ortaya çıkan yeni durum ve özellikle Irak Kürtlerinin kazanımları, elbet ABD gibi katliamcı ve kanlı tarihiyle bilinen bir devletin suçlarını görmezden gelmemizi gerektirmez. Ancak şurası da bir gerçek ki, neredeyse 200 yıla yakındır süren Kürt halkının silahlı direnişinin en ciddi kazanımı Körfez Savaşları sonrasında elde edilmiştir. Irak Kürdistanı’nda ise başlangıçta Mustafa Barzani ve partisi KDP, 1970’li yıllardan sonra ise diğer Kürt partilerinin katılımıyla sancılı ve aralıklarla da olsa 1932 yılından 1991 yılına kadar süren tüm bu süreç boyunca elde edilen kazanımların ABD ile Saddam karşıtlığı temelinde buluşma sonrasında ortaya çıktığı açıktır. Irak Kürt hareketi, ABD karşıtlığı yerine tercihini ABD ile birlikte yürümekten yana koymuş ve Kürt halkının tarihi boyunca elde ettiği en ciddi kazanımlara imza atmıştır.

Elbet bu ilişkinin eleştirilebilir yanları vardır. Ancak şu da bir gerçek ki, Emperyalizm Irak’ı kendi çıkarları paralelinde işgal etmiştir ve onları Irak’a davet edenler de, Kürtler ya da Şii Araplar ile Sünniler değil. Kürtler açısından belirgin olan bir gerçek de, kendilerinin yürüttüğü özgürlük mücadelesidir. Irak Kürdistanı’ndaki silahlı-silahsız, diplomatik-yasal mücadele, kesintilere rağmen 1. Dünya Savaşı’ndan bu yana aralıksız sürüyor. Bunca uzun ve bedeli ağır bir mücadele birikimine sahip bir halkın, “özgürlük ve demokrasiyi” ABD’nin getirmesini bekleyeceğini iddia etmek, büyük bir haksızlık olsa gerek. Iraklı Kürtler, neredeyse 1. Dünya Savaşı’nın bitiminden 1991 yılına kadar aralıksız sürdürdükleri uzun erimli mücadelede 200 bine yakın şehit vermişlerdir. Hâlâ bile Irak’ın birçok bölgesinde enfallerde katledilen Iraklı Kürtlerin kemikleri vardır. Bunca uzun erimli ve bedeli ağır bir mücadeleden sonra Irak Kürdistanı güçleri, ABD işgalinin yol açtığı sonuçları Kürt hareketi lehine değerlendirebilmiş ve federal devlet kurmayı başarabilmiştir.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89