• BIST 89.113
  • Altın 146,730
  • Dolar 3,6439
  • Euro 3,9308
  • İstanbul 19 °C
  • Diyarbakır 17 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 20 °C
  • Berlin 13 °C

Irak Kürdistanı İzlenimleri: Nereden nereye! (3. Bölüm)

Fehim Işık

 Duhok Kültür Festivali’ne coşku egemendi

Bu yıl üçüncüsü düzenlenen Duhok kültür Festivali, 20 Temmuz’da, Yazarlar Birliği’nin konferans salonunda yapıldı. Festivalin birincisine Bölge Başkanı Mesut Barzani de katılmıştı. Üçüncüsüne Başkan Barzani’yi temsilen eski Kültür Bakanı Felakettin Kakayi katılmıştı. Başbakan Behram Salih’i ise hükümetin etkili bakanlarından Kak Kawa temsil ediyordu. Saygı duruşunun ardından iki sanatçı, İzzettin Temo ile İhsan Mikayil enstrümantal bir dinleti ile Kürt müziğinden örnekler sundular. Akabinde Başkan Barzani ile Başbakan Behram Salih’i temsilen Felakettin Kakayi ile Kak Kawa konuştular. Duhok Yazarlar Birliği Başkanı Hesen Sılêvani ile Kürdistan Yazarlar Birliği Başkanı Kake Mem Botani’nin konuşmaları ile açılış konuşmaları tamamlandı. Katılımcı konukların kısa selamlama konuşmalarından sonra ilk günün paneli düzenlendi.

19202

Festival programında panellerin yanı sıra, sergi açılışları, tarihi ve turistik bölgelere geziler, şiir ve müzik dinletileri de vardı. Neredeyse katılımcı her şair kendi şiirinden örnekler sundu. Panel konuları da Kürt dilinin sorunlarından Kürt şiirine ve romanına kadar özellikli birçok konuyu içeriyordu. Çeviri yapılmaması nedeniyle Arap edebiyatçılarının ne konuştuklarını anlamak mümkün olmasa bile Arap edebiyatçılarının katıldığı bir söyleşi de programda vardı. Son gün ise ünlü keman virtüözü Dılşad Said’in dinletisi vardı. Dılşad Said, sahnenin kısıtlı olanaklarına rağmen konuklara mükemmel bir dinleti sundu.

Festivalin son günü Irak Kürdistanı’nın tarihi kenti Amediye’ye düzenlenen bir gezi vardı. Amediye’den önce öğle yemeği için Enîşkê bölgesinde, restoran biçiminde düzenlenmiş bir mağarada katılımcıları konuk ettiler. Daveti düzenleyen, KDP’nin Amediye temsilciliği idi.

19203

Alabildiğine büyük, sonradan iş makineleri ile nispeten genişletilmiş bu mağara, 1961’de başlayan silahlı mücadele döneminde Kürt peşmergelerin tedavisi için kullanılan bir hastaneymiş. Onlarca peşmergenin şahadetine şahitlik eden, bir o kadarına şifa olan bu mağara biçimindeki hastane şimdi restorandı. Bu duruma birçok katılımcı üzüldü. Üzüntümüzü bazı yerel yöneticilerle de paylaştık. Bir tarihin saklı olduğu bu mağaranın doğallığının iş makineleri ile bozulup restorana dönüşmesi, üzücüydü. Bunun yerine pekala bir savaş tarihi müzesine dönüştürülebilir, genç nesillere bir yandan savaşın yıkıcılığı anlatılır, öte yandan da kazanımların sanıldığı gibi kolay elde edilmediği kavratılabilirdi. Birçok katılımcı gibi benim umudum da bu mağaranın bir an önce hak ettiği biçime, doğal bir müzeye dönüştürülmesidir.

19204 

Kürdistanlılar artık geleceklerinden daha umutlular

KÜRT-KAV adına katıldığım festivalin resmi programı tamamlandı. Dönen arkadaşlarla vedalaştık. İşlerimin yoğunluğu nedeniyle ben de dönmek zorundaydım. Hewlêr ve Süleymaniye kentine davet eden, uzun zamandır görüşmediğim arkadaşlarım, dostlarım da vardı. İşler bekleyebilirdi. Kısa da olsa, en azından Hewlêr’i gezmeyi, oraları da görmeyi tasarlıyordum. Yıllardır Hewlêr ve Süleymaniye’ye gitmemiştim. Anılarımın önemli bir yerini kaplayan o bölgeleri günübirlik de olsa gezmeliydim. Bu düşüncelerle Hewler’e doğru yola çıktım.

Hewler’e daha önceleri eski yoldan gidiyorduk. Duhok’tan Şêxan mıntıkasına, oradan da Akrê, Şaklawa ve Selahaddin üzerinden Hewlêr’e giden eski yol artık kullanılmıyordu. Oysa ne maceralı yolculuklarımız olmuştu o yollarda. Defalarca aracımız o tozlu topraklı yollarda bozulmuş, gece yarıları aracımızı çektirecek başka araçlar aramış, köpek sürülerinin ortasında bize yardımcı olacak birilerini beklemiştik. Eski yolun bir başka ilginçliği de, Akrê’den sonraki Zap suyu üzerinde bulunan köprünün yıkılmış olması nedeniyle yöre halkının “here-were” adını verdiği yöntemle Zap suyunu geçmemizdi. Geniş Zap suyunun nispeten dar bir noktasına halatlar gerilmiş ve nehrin üzerine büyük bir sal oturtulmuştu. Yaklaşık 8-10 arabayı alabilecek büyüklükteki bu sal her iki tarafta bulunan traktörler tarafından çekilerek geçişe olanak sağlıyordu. Bu yolu kullanmadığımız için ne durumda olduğunu göremedim. Hewlêr’e yeni yol üzerinden daha kısa bir sürede ulaştık. Ancak eski yolun da artık köprülerle donatıldığını, halkın “here-were”yi unuttuklarını söylediler.

Koşullarım elvermediğinden Süleymaniye’ye gidemedim; Hewlêr’de de çok istememe rağmen kalamadım. Bir gecelik kalış süresinde, neredeyse kısa bir uykunun dışında tümüyle Hewlêr’i gezdim.

 19205

İlk gittiğim yerlerden biri Hewlêr Kalesiydi. Bu tarihi kale restore edilmiş, her yeri ışıklandırılmış, kültür merkezlerinin çeşitli etkinlikler düzenlediği muhteşem güzellikteki bir turistik alana dönüşmüştü. Kale dışında, sıcakların aşırı zorlamasına rağmen Hewler’in bildiğim tüm yerlerini, gücüm elverdiğince dolaştım. Hewlêr’in Beyoğlu’su olarak tabir edebileceğimiz Eyinkawa’ya gittim. Yeni yerleşim yerlerini, siteleri gezdim. Çarşıdaki değişimi, büyük alışveriş merkezlerinin marka meraklısı gençlere verdiği hizmeti izleyebildim. Klasik tarzda giyim egemen olmasına rağmen farklı giyim tarzlarıyla dikkati çeken genç kızları ve erkekleri gözleyerek, kendimce sonuçlar çıkarmaya çalıştım. Vardığım her sonuç çok hızlı bir değişimin yaşandığının göstergesiydi. Hızlı gençliğin önemli bir bölümü Saddam’ın zerresini bile anımsamıyor. Onlar için Saddam, yaşanan zulümler, katliamlar, ölümler, Halepçe ve Enfal, büyüklerin, yaşı 35-40’ın üstündeki abi, abla ve amcaların anlattığı birer anı olmuş.

 19206

Hiç şüphe yok Kürdistan gelişiyor. Ekonomideki iyileşme, güvenlikli ortam, birçok şeyin yapılmasına olanak sunuyor. Alışveriş, inşaat, gıda, giyim sektörü zenginliğin göz alıcı şatafatıyla donatıyor, Kürdistan’ı. Bunlar, giderek tutuculuğun azalmasına, şehir yaşamının modernleşmesine de olanak sağlıyor.

Elbet sorunların tümü çözülmemiş. Yaşanan sorunların insanı apolitikleştirdiği de düşünülebilir. Tam aksine yaşanan sorunlar, kısa sürede zenginleşen bazı kişilerin yarattığı toplumsal tepki, genç insanların siyasete ilgisini giderek artırıyor. Tümüyle olmasa bile gençlerin azımsanmayacak bir kesimi, siyasete giderek daha fazla ilgi duyuyor. Saddam’ın zulümlerini anımsamalarından değil elbet, ama onları siyasete iten temel neden Saddam döneminin yaşanmışlıklarından çok günlük yaşamda giderek artan sosyal ve toplumsal eşitsizliklerdir.

Gençlerin siyasete katılımı beraberinde cesareti de artırıyor. Belli bir yaş kuşağı genellikle tutucu bir siyaset yaparken gençler her ortamda konuşma cesaretini gösteriyor. Bunun etkisini görmek için çok uzun kalmaya gerek yok. Hewler kalesinde konuştuğum, aralarında KDP ve YNK’lilerin de olduğu birkaç genç bile bu kanaatin bende oluşmasını sağladılar.

Gençlerin siyasete katılımının ötesinde çok renkli bir medyanın olması da, geleceğe dönük umutların artmasını sağlıyor. Irak Kürdistanı’nda neredeyse her siyasi yapılanmanın televizyon, gazete ve dergileri var. Bunun yanı sıra bağımsız kuruluşlar da çeşitli yayın organlarıyla geniş kitlelere hitap ediyorlar. Gazetelerin, dergilerin çok ucuza, hatta önemli bir kısmının bedavaya dağıtılması nedeniyle okumaya dönük ilgi de yüksek.

Elbet en önemli olgulardan biri de eğitim. Güneyli gençler önünde eğitim açısından ciddi bir engel yok. Üniversite eğitimi görmek isteyen her gencin önüne bu olanaklar sunuluyor. Devlet bursları da gençlerin eğitimine ciddi bir katkı sunuyor. Her geçen gün daha da artan sayıdaki yeni üniversiteler, bölümler; dünyanın dört bir yanından gelerek Kürdistan’da kurumlaşan veya kurumlaşma çalışmalarını sürdüren özel üniversiteler, Kürdistan gençliğinin geleceğe daha umutlu bakmasını sağlayan en önemli etkenlerden biri.

Son söz: Elbet Kürdistan dikensiz gül bahçesi değil. Sorunlar var. Ama sorunları çözmek için ciddi bir genç nüfus ve bir o kadar da inanç var.

Kürdistanlılar artık geleceğe daha umutla bakıyorlar.

1. BÖLÜM
2. BÖLÜM

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89