• BIST 89.412
  • Altın 146,694
  • Dolar 3,6411
  • Euro 3,9163
  • İstanbul 20 °C
  • Diyarbakır 19 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 21 °C
  • Berlin 12 °C

İntikam

Mümtaz er Türköne

İntikam duygusu, adalet arayışının düşmanıdır.

Bu yüzden hukukun en temel prensiplerinden biri şudur: Kimse kendi davasının yargıcı olamaz. 

Artık Sivas Katliamı'nı değil, dava gündeme geldikçe otomatiğe bağlanan tepkileri mercek altına yatırmamız lâzım. Bu tepkilerde bir anormallik var. 

Cem Vakfı Başkanı Profesör İzzettin Doğan yıllar önce, Madımak Oteli'nde öldürülen 37 kişinin neredeyse yarısının Alevi olmadığını söylemiş, sonra ortalık birbirine girmişti. Sivas Katliamı'nı Alevi-Sünni kutuplaşması çemberinin içine hapsetmek iyi niyetle açıklanamaz. Maraş'ın, Çorum'un hapsedilemeyeceği gibi. 

1980 yılının Mayıs ayında Çorum'da 57 kişi hayatını kaybetti. Resmî rakamlara göre öldürülenlerden 17'si Sünni, 30'u Alevi idi. Peki provokasyonu başlatanlar kaç kişiydi ve hangi inanca mensuptu? Alevi-Sünni çatışması şeklinde tarihe geçen kitlesel olaylardan hakkında en çok bilgi sahibi olduğumuz olay Çorum olayları. O dönemi yaşayanları, hatta çatışmanın iki karşı cephesinde yer alanları konuşturduğunuz zaman geride hiçbir şüphe kalmıyor. Alevi mahallesine gidip Sünnilerin baskın yapacağını söyleyenle, cuma vakti camiye gidip Alevilerin camileri yaktığını söyleyen aynı kişi. Kullanılan ağır silahların, hatta Ordu'ya ait iz fişeklerinin nerden geldiği konusunda da kimsenin şüphesi yok. 

Türkiye'de mezhep çatışmalarının hiçbiri kendiliğinden çıkmadı. Bir amaca matuf olarak planlandı ve kışkırtmalarla başlatıldı. Hepsinde olayları yatıştırmak, hatta önlemekle görevli olan resmî görevlilere dair inanılmaz ihmal hikâyelerinin tekrarlanması bu yüzden tesadüf değil. Bu olaylar, sivil siyasî iktidarlar için bir otorite boşluğu yaratmak ve ancak zecrî tedbir kullanacak silahlı otorite ile durdurulacağını göstermek için çıkartıldı. Ergenekon davası içinde yer alan Alevi önderlere suikast faslını neden unutuyoruz? Alevi-Sünni gerginliklerini, darbe planlarından ayrı yere koyanların niyetlerinden şüphe etmemiz lâzım. Nerede Alevi-Sünni gerginliği varsa, orada darbeci parmağı aramak gerekir. Aramayanlara ise peşinen darbeci işbirlikçisi olarak bakmalıyız. Bakmazsak? Tekrarlanmasına izin vermiş oluruz. 

Alevi düşmanlığının merkezleri camiler değil sigara dumanı altında okey oynanan kahvehaneler. Sünni düşmanlığının merkezleri ise cemevleri değil, Marksist illegal örgütler. Herhangi bir inanca mensup olmaktan önce Türkiye'de insan olmanın bir ölçüsü var: Hem Sivas hem de Başbağlar için aynı acıyı hissetmek. Gidenler can. Canımızdan bir can. Bunu hissetmediğiniz zaman 1993 yılında Sivas Katliamı ile Başbağlar'ı planlayanların aynı kişiler, aynı merkezler olduğunu fark edemezsiniz. 

İnsan olmak, aklın üstüne çöken intikam gölgesini kaldırmakla mümkün. Sivas hakkında konuşanlar, benzer olayların olmaması için çıkartılması gereken derslerden bahsetmiyorsa mutlaka başka niyetler arayın. Hatta frensiz bir öfkeyle, kinle konuşanların bu tezgâhlardaki rollerini sorgulayın. 

Önceki ay Dev-Yol davası 30 yıllık zamanaşımı yüzünden düştü. Düşen bu davanın sanıkları, çok sayıda ülkücünün katili olmaktan yargılanıyordu. MHP'den tek bir ses bile çıkmadı. Ülkücülerden hesap soran olmadı. Hiç olmazsa hatırlanmalıydı. Geriye kalan sadece bu katillerin mağduriyet hikâyeleri oldu. İntikam duygusuna rastlayan oldu mu? 

1993 yılında Sivas'ta Madımak Oteli'nde yaşananlar hepimizin davası. Bu dava üzerinde tekel kurmanın ve başkalarını ötekileştirmenin Alevi-Sünni çatışmasından çıkar sağlamak dışında bir açıklaması yok. 

5 firari hakkındaki zamanaşımı kararını, bir Sünni düşmanlığına çevirenlerin hiç ihmali görülenlerden hesap sorduklarını duydunuz mu? İntikam mı? Peki neyin intikamı?

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89