• BIST 104.341
  • Altın 145,340
  • Dolar 3,4840
  • Euro 4,1760
  • İstanbul 21 °C
  • Diyarbakır 33 °C
  • Ankara 20 °C
  • İzmir 24 °C
  • Berlin 15 °C

İnsani boyut

Doğu Ergil

Bu hafta Kürt sorunu üzerine iki yazı yazdım. Ama işin insani boyutuna değinmedim. O boyutu hep ihmal ettiğimiz için Kürtler bir 'sorun' haline geldi zaten. Biz de işin nedenleri üzerinde değil, sonucu (şiddet ve isyan) üzerinde odaklandığımız için ne sorunu anladık ne de çözebildik. 10 Ekim tarihinde Radikal gazetesinde Tuluhan Tekelioğlu, "Barış öncesi dağda 12 saat" adlı bir izlenim-röportaj yayımladı. Bölgeye gidip sıradan insanlar yanında korucu ve PKK militanları ile görüştü. O yazıdan aktaracaklarım konunun insani boyutu kadar özünü de yeterince aktarıyor. Başka bir şey eklemeye gerek yok.

"Bu günlerde 'barış'ın öyle sihirli bir etkisi var ki bu coğrafyada... 'Barış' dediğinizde insanların gözlerinden yaşlar boşanıyor... Batıda şehitlerine ağladığı kadar öldürülen PKK'lı gençlere de ağlayan anneler tanıdım. Ama doğudaki annelerin acısı kimselerinkine benzemiyor. Düşünün iki oğul iki düşman gibi karşılaşır dağdaki operasyonda. Biri korucudur, diğeri örgütten...

Çocuklarının kemiklerini getirecekler

Dağlarda PKK ile ilk kez karşılaştım. Barış süreci ile birlikte yaylalara giriş yasağı kaldırılınca, mezarlıklar inşa etmeye başlamışlar. Mezar taşlarının üzerindeki adlar Kürtçe... Bazıları ise Türkçe... Ne çok genç kız var. Yaşlı bir teyze omuzuma dokunuyor, 'Benim çiçeğim de burada yatıyor' diyor. Ertesi sabah ilk ışıklarda yeni aileler gelecek. Çocuklarının kemiklerini getirecekler.

Gördüm ki 'barış' dağdakilerin de en çok dillendirdiği kelime. Mavi gözlü, rütbece kıdemli bir PKK'lı benimle konuşurken bir yandan da dağlara bakıyor. 'Etle tırnak gibi oluyorsun dağlarla... Murathan Mungan'ın bir kitabında der ki, 'yalnız kalmayı bilmeyen insanların dostluklarına güvenmeyin.' Bu dağlara çıkanlar, ölmeden ölmeyi göze alanlardır. Aramıza Almanya'dan, İsviçre'den, dünyanın başka yerlerinden katılan yabancı arkadaşlarımız da vardır. Maalesef onlardan da çok kaybımız oldu. Adım atılması lazım. Bize örgütlenme özgürlüğü versinler. Bu topraklarda ekonomik, sosyal, felsefi, nasıl bir inşa olacağını gösteririz. Ölümü aldık önümüze, onu terbiye ettik.

Çok okuduklarını anlatıyor. 'Kış eğitim mevsimidir. Birlikte okur, birlikte tartışırız. Dinler tarihi, felsefe, tarih, biyografi, zaman zaman da roman okuyoruz.'

Onlarla karşılaşmadan önce bir korucu köyünden geçmiş, sofralarına misafir olmuştum. 1993 yılından bu yana koruculuk yapan Mehmet Amca anlattı:

3 bine yakın korucu şehit düştü

Elimiz taşın altındadır. Çeksen de acıyor, çekmesen de... Koruculuğun nasıl bir hale geleceğini bilmeden içine girdik. 90'ların başında eli silah tutan herkes kendini savunmak zorunda kalıyordu. Köylerimizi bastılar, gençlerimizi dağa götürdüler. Sonra devlet geldi 'bize korucu olur musunuz' dedi.

Ağır silah verdi. Sonra operasyonlara gitmeyi şart koştular. Sadece Hakkâri bölgesinde 3 bine yakın korucu şehit düştü. Şimdi ağır silahlarımızı teslim etmişiz. Bir tek Kalaşnikoflarımız vardır. İnşallah bu sene barışla birlikte mutluluğun ne olduğunu görürüz. Savaşta mutluluk olur mu? Ben bir adamı vursam vicdanen Allah'a nasıl hesap vereceğim? Cahilliğimizden kabul ettik korucu olmayı. Keşke tamamıyla gitseydik buralardan. Gençliğimizin hatasıydı. Çocuklarımızın bir geleceği olmadı. Bir sürü korucu çocuğu da dağlara gitti.'

Bu ne yaman çelişkidir? Çocuklarını korumak için korucu oldular. Korucuların çocukları kendi çocuklarının özgürlüğü için dağa çıktı. Bir gece içinde birbirine karşı saflaşan kardeşlerin hikâyesidir bu."

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89