• BIST 90.182
  • Altın 147,216
  • Dolar 3,6478
  • Euro 3,9515
  • İstanbul 7 °C
  • Diyarbakır 4 °C
  • Ankara -2 °C
  • İzmir 6 °C
  • Berlin 8 °C

İnsan gerçeğini daha yakından temaşa edebilmek için

Ekrem Dumanlı

İki yazıdır dinî kaynakların sinemaya kaynak oluşturabileceği üzerinde duruyoruz. Aslında tez olacak kadar geniş bir konunun etrafında dönüp duruyoruz.

Öyle bir mevzu ki sadece ilahiyat bilgisi yetmiyor; aynı zamanda sinema sanatı hakkında yeterli birikim gerekiyor. Kur'an-ı Kerim'in zengin ve derin boyutlarına çok kısa temas ettik. Birkaç numune üzerinden göstermeye çalıştık ki, Kur'an büyük bir hazinedir. Ona iyi niyetle yaklaşan herkese (bilim dünyasından sanat âlemine kadar) ilham verebilir. Kur'an'dan sonra en büyük dinî kaynak olan hadis-i şeriflere bakıldığında da bir ilham deryasıyla karşı karşıya olduğumuzu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Hazreti Peygamber (sas) bazı hadisleri öyle ince, öyle narin, öyle nazik naklediyor ki; dileyen o olayları aslına uygun bir tarzda beyazperdeye taşır; dileyen de o olayların çağrışımlarıyla dupduru hikâyeler bulur.

Mesela Allah Resûlü, Ashab-ı Uhdud'u (Burûc Sûresi/1-10) anlatan ayetleri açıklarken bir hikâyeyi uzun uzun anlatıyor. Özetleyerek nakledebileceğim hadise göre eski çağlarda bir kral vardı. Bir de onun sihirbazı. Sihirbaz yaşlanınca yerine bir genç istedi ki, o mesleği ona öğretebilsin. Genç, sihirbaza giderken yolda bir rahibe rastladı ve onunla dost oldu. Bir gün yolu kesen bir canavara rastlayınca genç, rahip ile sihirbazı test etti. Bir taşla canavarı öldüren gencin durumunu rahibe anlatınca gencin mertebesinin ortaya çıktığı ve imtihana tabi tutulacağı anlaşıldı. Bu arada genç, Allah'a sığınıp kör bir insanı tedavi etti. Kral durumu öğrenince tevhid ehli gencin vesilesiyle görmeye başlayan adama işkence ettirdi. Adam genci ifşa etti. Aynı işkenceye o genç adam maruz kalınca bu sefer de rahip deşifre oldu. Dininden dönmesi için işkenceler artırıldı. Genci öldürmek için türlü türlü yollar denendi ama her seferinde beklenmedik bir hadise yaşandı ve genç, sağ salim kralın yanına döndü. Sonunda genç adam krala dedi ki: "İnsanları geniş bir düzlükte topla, beni bir kütüğe as, sadağımdan oku al, yayın ortasına yerleştir. Gencin Rabbi adıyla de, oku fırlat". Öyle yapıldı. Genç öldü; ancak o olaya şahit olanların hayatı topyekûn değişti... (Buhari, Müslim, Ahmed b. Hanbel)

Özetlemeye çalıştığımız hadisteki hikâye başlı başına bir vak'adır ve bir yönüyle sinematografik bir hadisedir. Kral, büyücü, rahip, canavar, işkence, kör adamın deva bulması, öldürme teşebbüsleri, ma'şeri vicdanın isyanı... Bu hikâyenin semboller eşliğinde kurgulanabilecek yönleri de var üstelik. O sembollerin her bir karesinden orijinal hikâyeler de derlemek mümkün...

Hz. Peygamber'in (sas) anlattığı pek çok hadiseden bir çarpıcı örnek daha: 99 adam öldüren biri, kurtulma ümidiyle bir rahibe gider, tövbe yollarını sorar. Olumsuz cevap alınca onu da oracıkta öldürür. Ne var ki katil, hâlâ kurtuluş yolu aramaktadır. Ona "Falan yerde âlim birisi var; bir de ona sor" derler. Adam o âlimi bulur. Tavsiye şöyledir: "Hemen bu çevreyi terk et, falanca yerdeki kasabaya yerleş, oradaki insanlar iyidir. Hep Allah'a ibadetle meşguldür." Adam yola koyulur; ancak ömrü vefa etmez. Melekler adamın başında toplanır; kimine göre bu adamı ancak cehennem paklar; kimine göre de o adam cenneti hak etmiştir. Cenab-ı Hak, yolcu kıyafetinde bir melek gönderir. Onu hakem yapan melekler şu cevapla karşılaşır: "İki taraftaki mesafeyi ölçün, terk ettiği şehre mi yoksa gitmekte olduğu beldeye mi yakın öldüğünü tespit edin." Adamın gideceği beldeye yakın bir yerde vefat etmesi nedeniyle cenazeyi rahmet melekleri kucaklar... (Buhari ve Müslim)

Sinemacılar önyargılarından kurtulabilir mi?

99 adamı öldürmek ne demek? 100. adama kıymak ne demek? Bir âlime danışmak ne demek? Çevreyi terk etmek ne demek? Çevreyi terk ederek tövbe kapısını çalmak ne demek? Gideceğin şehre daha yakın olup da azap meleklerinden kurtulup rahmet meleklerinin yanında yer almak ne demek?

Yukarıdaki hadiseler gibi onlarca, yüzlerce vak'a naklediliyor. Hayatı boyunca kendini 'kötülük'lerden kurtaramayan bir kadının sıcacık bir çölde bir kuyudan ayakkabısına su doldurup bir köpeğe su içirmesiyle cenneti nasıl hak ettiğini İki Cihan Serveri anlatıyor. (Müslim)

Abdullah İbn-i Ömer'in naklettiğine göre Hz. Peygamber (sas) şöyle bir vak'ayı anlatıyor: Vaktiyle üç arkadaş yola çıkar. Yağmur yağınca bir mağaraya saklanırlar. Bu arada dağdan yuvarlanıp inen bir kaya, mağaranın ağzını kapatmıştır. Dışarıdaki ayak izleri yağmur nedeniyle silinmiştir, dünyayla bağları kesilmiştir. Kurtulma umudu zahiren tükenmiştir. Bunun üzerine karar verirler ve derler ki; "Sırf Allah için yaptığımız bir ameli vesile kılıp dua edelim; belki bu beladan kurtuluruz." Herkes bir halis amelini söyler ve her sözden sonra kaya bir miktar yerinden oynar ve o üç adam kurtulur. (Buhari) Bu nefis hikâyenin tedaileri bile ilham kapılarını yeterince aralıyor...

Peygamberimiz'in "ahirzaman" ile ilgili anlattıkları ise devasa bir kitap olacak kadar geniş ve derin bir menbaı işaretliyor. Mesela bir hadis-i şerifte "Fırat'ın suyu çekilir; altından bir dağ zuhur eder. Kim orada bulunursa bir şey almasın." (Buhari, Müslim) deniyor. Üzerinde derin derin düşünmek gerekiyor bu hükmün. Fırat, Fırat'ın suyunun çekilmesi, altından bir dağın ortaya çıkması, onun büyük bir fitneye dönmesi...

"Zaman ve mesafelerde yaklaşma olmadıkça kıyamet kopmaz." (Tirmizi) deniyor. "Kur'an bir utanma mevzuu olmadıkça kıyamet kopmaz." (İbn Ebi'd-Dünya) deniyor. Bu minval üzere söylenen sözlerden mesela "Gariplere müjdeler olsun! İslam garip olarak başladı ve tekrar garip haline dönecektir."(Müslim) hükmüne varmak ve oradan nesillerin ruhunu bir perdeye yansıtmak hiç de zor olmasa gerek.

Bu tür konuları yadırgayanlar için küçük bir hatırlatma: Dünya sinemasının ahir zamana dair ilgisi azımsanmayacak kadar büyük bir yekûn tutuyor. Armagedon inancının, ahir zamanda gelecek kurtarıcı (Mesia/Mesih) düşüncesinin Batı sinemasına ilham verdiği herkesin malumu. Bu noktada onlarca filmden örnek vermek mümkün. Kıyametin kopmasına yakın zamanı resmeden ve o dönemdeki kaosu anlatan fütürist filmlerin fantastik değeri başka bir konudur; oradaki inançların sahihlik değerlendirmesi başka bir konu.

Tasvirler, sinema için büyük bir ilham kaynağı

Hem Kur'an-ı Kerim'de hem hadis-i şeriflerde ahir zamana dair çok emareler naklediliyor. Bunlardan bir kısmının semboller şeklinde anlatıldığı üzerinde ulemanın ittifakı var. O sembollerin bir kısmı ancak dinî kaynakların tamamını bilerek çözümlenebilir; bir kısmı için de "Gaybı Allah'tan başka kimse bilemez" hükmüne sarıldıktan sonra "Benim tahminim, yorumum bu." denerek meseleye dikkatlice yaklaşmak gerekir. Ahirzamanla ilgili nakledilenleri doğru ve etraflı anlamadığı için vehimlerinin kurbanı olmuş kişilere (belki de psikolojik vak'a nevinden) rastlamak mümkündür. Bu tür risklere rağmen ahir zamanla ilgili yapılan tasvirler, sinemaya ilham kaynağı olacak kadar zengindir. Neyin gerçeğin ta kendisi, neyin mecaz, neyin temsil, neyin benzetme olduğunu doğru kavrayabilmek için dinî kaynakları detayıyla bilen danışmanlara ihtiyaç duyulduğu da ortada. Bu nedenle kıyamete yakın dönem için anlatılan Ye'cüc Me'cüc, Mesih, Mehdi, Deccal, Dâbbetul Arz gibi konular öteden beri dikkat isteyen yorumları şart kılmıştır.

Dinî kaynaklar sinemaya ilham verebilir mi? Konumuz bu. Tüketim toplumu olmanın getirdiği şehvetle "bunu da tüketin" demiyoruz. Dinî kaynaklardan istifade edebilmek için her şeyden önce bu muhteşem menbaın kıymetini bilmek gerekiyor. Öyle bir kadirşinaslık dönemi başladığında yeni ve duru bir kaynağın başında bulacağız kendimizi. Önyargılardan arındıkça kendimizi (yani insan gerçeğini) daha yakından temaşa edeceğiz.

Zaman

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89