• BIST 82.300
  • Altın 148,344
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • İstanbul 6 °C
  • Diyarbakır -1 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 7 °C
  • Berlin -1 °C

İmralı’dan “çözüm” mesajı

Kurtuluş Tayiz

Gezi olaylarıyla birlikte çözüm sürecinin “çökmek üzere” olduğu yönünde iddialar ortaya atıldı. Bu iddialara dayanak olarak da BDP cephesinden hükümete yönelik geliştirilen eleştiriler gösteriliyor.

Gezi’yle birlikte Kürt siyasi çevrelerinde bir hareketlenme yaşandığı inkar edilemez. Ancak bunun nedeni, sürecin “tehlike altında” olması değildi; aksine CHP, beyaz Türk ve bazı liberallerin katıldığı koronun, hep bir ağızdan BDP ve Kandil’e çözüm süreciyle ilgili yoğun bir “güvensizlik” aşılamaya çalışmasıydı.

Barış ve çözüm sürecine gölge düşürmeyi amaçlayan bu ajitasyonun Kürt siyasi çevrelerinin kafasını karıştırmadığı söylenemez.

BDP’nin, Gezi olaylarının hemen ardından karakolların güçlendirilmesiyle ilgili çalışmaları, çözüm sürecinin önüne koyması, “beyaz propaganda”nın fazlaca tesiri altında kalmasından kaynaklanıyor.

Biraz gerçekçi olalım!

Bugüne kadar örgütün ilan ettiği ateşkes süreçlerinde askeri operasyonlar durmadığı gibi artış göstererek devam etmişti.

Hatta 1999’da PKK sınır ötesine çekilirken askerler, sınır boylarında kurdukları pusularda 400’den fazla militanı öldürdü. Buna rağmen örgütün çekilmesi devam ettiği gibi, silahlar da beş yıl süre sustu.

Bugün operasyonlar sürüyor olsaydı, BDP’nin sürece yönelik itiraz ve eleştirilerini haklı görmek mümkün olabilirdi.

Aksine sürece itiraz edebilecek bir taraf varsa bence o da siyasi iktidardır; örgütün, komutanları taşıyan bir helikoptere ateş açması, şantiye basması, asker kaçırması, Cizre’de “öz savunma gücü” provası yapması, çözüm sürecini riske eden tehlikeli girişimler değil mi?

Hükümeti verdiği sözleri yerine getirmediği gerekçesiyle suçlayan BDP’liler, bir zahmet, örgütün silahları susturma ve çekilmeyle ilgili kamuoyuna verdiği sözleri ne kadar yerine getirdiğini de sorgulasın.

Neyse…

Yukarıda da dediğim gibi bu sorunlar, Kürt hareketinin Gezi’yle birlikte fazla “beyaz propagandaya” maruz kalmasından ileri geliyor. Beyaz Türkler, bazı liberaller, radikal solcular ve ulusalcılar, “Kürtleri dağda veya sokakta hükümetle çatıştırma” kafasındalar. Bunun için de akıl almaz teoriler uyduruyor, güvensizlik pompalıyor, Kürt siyasetini hükümetle karşı karşıya getirmeye çalışıyorlar.

Haliyle bazı Kürt siyasetçilerin de aklı karıştı.

Ancak bu, fazla sürmedi; “doğru perspektif” yine İmralı’dan geldi.

BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş ve Pervin Buldan’ın İmralı ziyaretinin ardından Kürt siyaseti Kandil’de bir değerlendirme toplantısı yaptı. Burada Öcalan’ın gönderdiği mesaj tartışıldı.

Abdullah Öcalan’ın mesajı gayet net: “Çözüm sürecini taktik kazanımlara feda edemeyiz!”

“Gezi’yle birlikte ortaya çıkan koşullar Kürt hareketine kısa vadede taktik kazanımlar sağlasa da uzun vadede kaybettirir!”

Kısaca Öcalan, çözüm süreciyle ilgili kararlarının “stratejik” olduğunu ve bu kararın arkasında duracaklarını örgütüne iletti.

Nitekim Kandil’deki zirve sonrası BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak da benzer bir açıklama yaptı. Kışanak, çözüm sürecinin “tarihi ve stratejik bir karar” olduğunu, Kürt hareketinin bu süreci sürdürmede kararlı olduğunu vurguladı.

Sonuç olarak; çözüm süreci devam ediyor. KCK, silahlı unsurların sınır dışına çekilmesini hızlandıracak. Hükümet’in hazırladığı kapsayıcı bir demokratikleşme paketi yolda.

Barıştan, çözüm sürecinden artık dönüş yok.

  • Yorumlar 4
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89