• BIST 94.907
  • Altın 144,684
  • Dolar 3,5579
  • Euro 3,8804
  • İstanbul 19 °C
  • Diyarbakır 22 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 24 °C
  • Berlin 9 °C

İmralı Heyeti ve Taksim direnişi!

Yusuf Karataş

İmralı’da Öcalan’la yapılan görüşmeye BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş ile Pervin Buldan katıldı. Oysa görüşme için BDP tarafından Adalet Bakanlığı’na yapılan başvuruda Pervin Buldan’ın yanı sıra BDP Eşbaşkanı Gülten Kışanak ile Sırrı Süreyya Önder’in adları geçiyordu. Bakanlık, gerillalarla kucaklaştığı gerekçesiyle daha önce de veto edilen Kışanak’ın yanı sıra bu kez Sırrı Süreyya Önder’i de veto etti. Bazı gazetelerde iddia olarak gündeme getirilmiş olsa da önceki heyetlerde yer alan Önder’in Gezi Parkı direnişindeki rolü nedeniyle veto edildiği bilinmez değildir. Ve bu veto, AKP için ilk de değildir. BDP Eşbaşkanı Gülten Kışanak ve DTK Eşbaşkanı Aysel Tuğluk, Şemdinli’de gerillalarla kucaklaştıkları fotoğraflar basına yansıdıktan sonra heyetlerde adları geçmesine rağmen veto edilmişlerdi. Yine DTK Eşbaşkanı Ahmet Türk, Öcalan’la görüştükten sonra Paris’teki suikastta katledilen Kürt kadın siyasetçilerin cenaze töreninde “Kürtlerden hassasiyet bekleyenler Kandil’i bombalıyor” dediği için sonraki heyetlerde yer almasına izin çıkmamıştı. Son heyetle birlikte AKP’den veto yiyenler listesine Sırrı Süreyya Önder de katılmış oldu.

Sadece görüşmeye gidecek heyetler konusuna yaklaşımına baktığınızda bile, AKP Hükümeti’nin, İmralı’da Öcalan’la görüşmelerin başladığı günden bu yana sürekli karşı tarafı baskı altına almaya çalışan bir tutum içinde olduğunu görmek mümkündür. AKP, Kürt hareketinin sürecin engellenmemesi için gösterdiği hassasiyeti her defasında kendi politikalarını daha fazla dayatmak için kullanmaya çalıştı. İmralı’ya gidecek heyetlerden Akil İnsanlar Komisyonu’nda kimlerin yer alacağına, Mecliste oluşturulan “çözüm komisyonu”nda partilerin temsil edilme biçiminden (BDP’nin eşit temsil talebine rağmen komisyonda 10 AKP’li ve 1 BDP’li üye yer alıyor) silahlı güçlerin geri çekilmesinin nasıl olacağına kadar her konuda AKP’nin kendini nasıl dayattığını bilmeyen yok. Ama silahların devre dışı kalması ve demokratik siyaset ortamının oluşması tarihi bir önem taşıyordu ve bu süreç AKP’ye rağmen bugüne getirildi. Ancak en başından beri söyledik, bu süreç “al gülüm-ver gülüm” pazarlığının yapıldığı olmuş bitmiş bir süreç değildi. Ve sadece bugüne kadar yaşananlara bakarak kalıcı barış ve demokratikleşmenin AKP’nin niyetine ya da insafına bırakılmasının olmayacak duaya amin demek olduğu açıktır. Elbette otuz yıldır kanı canı pahasına mücadele eden Kürt halkı, artık avuçlarını açıp bekleyecek değildi. AKP’nin bu dayatmalarına hak eşitliği, demokrasi ve insanca yaşam isteyen her inançtan her milliyetten halk güçlerinin birleşik mücadelesi ile yanıt verilmeliydi. Zaten demokratik siyasetin önemi de bu sürecin önünü açması değil miydi?

İşte tam da böylesi bir süreçte Taksim Gezi Parkı’ndaki zorbalığa karşı patlayan öfke, ülkenin dört bir tarafında AKP’ye karşı bir halk hareketine dönüştü. Ve tam da AKP’ye karşı birleşik bir halk hareketi için tarihi bir olanak ortaya çıkmışken, bazı Kürt çevreleri bu hareketleri hemen darbecilik, Ergenekonculuk, barış karşıtlığı ile damgalamaya çalıştılar. Oysa geçen onca güne rağmen ortada ne Cumhuriyet mitinglerinde olduğu gibi darbe isteyenler vardı, ne de ‘biz barış sürecine karşıyız’ diye sokaklara dökülenler...Evet, Ergenekoncuların siyasi uzantıları sayılabilecek çevreler de AKP’nin baskıcı politikalarına karşı özgürlük için alanlara çıkanların içindeydi, ama hepsi o kadar. Ve bu hareket, bu çevreleri bile darbe çığırtkanlığı yapamaz hale getirmişse, ondan herkesin öğreneceği çok şey olduğu açıktır. Neyse ki Kürt hareketinin farklı alanlardaki örgütlerinin (KCK, BDP, DTK) temsilcileri ve en son Öcalan, Taksim direnişinin önemine dikkat çeken açıklamalar yaparak bu direniş ile Kürt mücadelesini karşı karşıya getirme çabalarını boşa çıkardılar. Çünkü bugün Sırrı Süreyya Önder, Taksim direnişine katıldığı için İmralı’ya giden heyetten çıkartılmış olabilir. Ancak bundan sonra İmralı’ya gidecek heyette kimlerin olacağının AKP’lilerin iki dudağı arasında olmasını değiştirecek şey, Taksim’de başlayıp bütün ülkeye yayılan halk hareketinin gerçek bir demokrasi cephesi olarak örgütlenmesinden geçmektedir.

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89