• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 10 °C
  • Diyarbakır 17 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 21 °C
  • Berlin 11 °C

İlk kurşunu kim sıktı?

Ekrem Dumanlı

Haftanın en hararetli tartışması, hiç kuşkusuz, Kanlı 1 Mayıs Olayları'nın muhasebesiyle ilgiliydi. İlk kurşunu kimin sıktığı ve sonraki ölümlerden kimin birinci dereceden sorumlu olduğu üzerine yazılanlar, söylenenler, konuşulanlar yabana atılacak cinsten değil.

1970'li yıllarda sokak hareketlerinin içinde bulunmuş tarihçi Halil Berktay'ın dediğine göre 35 yıl önce Taksim'i kana boyayan olay sol fraksiyonların birbirini öldürmesiyle başladı. Şu ana kadar söylenen, "Sular İdaresi tarafından polisler ateş açtı." tezini yerle bir ediyordu bu itiraf. Ezber bozucu bu iddia, aslında öteden beri fısıltılar halinde söylenen bir iddiaya dayanıyor. O iddiaya göre 1 Mayıs 1977'de sol fraksiyonlar arasında (özellikle Maocu gruplar ve Dev Gençlilerin aktif rolü biliniyor) bir gövde gösterisi yaşanmış, bazı örgütlerin diğerlerini miting alanına almak istememesi sonucu silahlar konuşmuştu. 

Taraf Gazetesi'nden Yıldıray Oğur, iyi bir gazetecilik örneği sunarak, 'Sular İdaresi'nden polis ateş etti' iddiasına kaynaklık eden görüntü sahibini bulup görüşmüş. İshak Işıtan "Ateş etmiyorlardı..." demiş Oğur'a. Radikal'den Ezgi Başaran'a konuşan dönemin İstanbul Belediye Başkanı Ahmet İsvan ise, "Tüfekli adamları gördüm." diyor ve Sular İdaresi'nden ateş açıldığı iddialarını destekliyor. Ardından, "Fraksiyonlar arasında düşmanlık vardı." dedikten sonra o düşmanlığın söylendiği kadar vahim boyutlarda olmadığını söylüyor. Buna rağmen şu cümleleri düşündürücü: "Meydanı almaya çalışan iki grup arasında silahlar atıldı." 

Pek çok kişi 'Kanlı 1 Mayıs' tartışmasına dâhil oldu. Bunlardan bir kısmı fraksiyon suçlamasından fevkalade rahatsız. Bir kısmı ise yıllardır içten içe konuşulan bu konunun böyle açıktan tartışılmasından mutluluk duyuyor. Asıl üzerinde derinden derine düşüneceğimiz konu, "İlk kurşunu polis mi sıktı yoksa örgütler kendi yoldaşlarını infaz mı etti?" sorusunda düğümleniyor. Türkiye'de provokasyona açık ve derin yapılar tarafından rahatlıkla güdümlenebilen silahlı örgütler dün de vardı, bugün de var. Ve maalesef böyle devam ederse yarın da olacak. 

Öteden beri silahlı mücadeleye sıcak bakan örgütler bir yandan kendilerinden olmayan herkesi 'hain', 'işbirlikçi' ilan ediyor; diğer yandan da müesses nizamın karanlık bir bölümüyle temas kurarak operasyon yapıyor. PKK ve KCK soruşturmalarında da bu gerçekle karşılaştık. Derin devlet tarafından kaotik bir atmosfer oluşturmakla görevlendirilen bazı kadrolar kılıktan kılığa girerek toplumsal çatışmalara zemin hazırlıyor. Tetikçi olarak kullanılan genç kadrolar çoğu kez bu durumun farkında bile olamıyor. 

Ergenekon davası sırasında deşifre olan gizli ittifaklar silahlı örgütlerle derin yapılar arasındaki eylem kardeşliğini yeterince gözler önüne serdi. Kâh milliyetçiliği bahane ederek, kâh ulusalcılığı kullanarak yürütülen çalışmaların özünde her ne kadar, bir çeşit sınıf mücadelesi ve çıkar kavgası olsa da tetikçi durumundaki eylemcilerin büyük fotoğraftan haberdar olduğunu söyleyemeyiz. Nüfusumuz genç, insanımız heyecanlı, toplumumuz gergin. "Vatan elden gidiyor!" sözünün de gençler arasında bir çağrışımı var; "Emperyalist güçler ülkemizi ele geçiriyor!" propagandasının da bir karşılığı bulunmakta. 

'Kanlı 1 Mayıs'ın üzerinden 35 sene geçmiş; sol örgütlerin bir kısmı hâlâ aynı noktada seksek oynuyor. Kırıp dökmeler, rastgele saldırmalar, molotof kokteylleri... Dünya değişti, dünyadaki sol da değişti; bizimkilerin bir kısmında tık yok. Ne söylem değişiyor ne eylem. Her an kullanılmaya açık halde görev bekliyorlar adeta. Sağın bir kısmında yer alan bazı genç kadrolar da aynı gaflete maruz kalmaya çok müsait maalesef. Bu ülkede kontrgerilla için çalışmaya hazır o kadar çok adam var ki. Ulusalcılık, laiklik, milliyetçilik, hatta barış dini olan İslam'ın yanlış tefsiri, maceraperest bir sürü insanı kullanılmaya açık hale getiriyor. Asıl korkunç olan da budur maalesef... 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89