• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 22 °C
  • Diyarbakır 28 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 23 °C
  • Berlin 27 °C

İktidarın hikâyesi bitti

Yüksel Taşkın

Hatırlarsanız AK Partililerin en çok sevdikleri şarkı “Beraber yürüdük biz bu yollarda”ydı. Erdoğan uzun süredir “takımdan ayrı” tuhaf koşular yapıyor ve takımın sorgusuz sualsiz peşinden gelmesini istiyor. Partililer üzerinde muazzam bir duygusal baskı var. Sürekli olarak liderlerine sevgilerini ve sadakatlerini göstermeleri bekleniyor.

Partililer, inanmadıkları konularda sırf lider öyle istiyor diye inanmış gibi yapmak zorunda kalıyorlar. Sözgelimi başkanlık ısrarı partilileri zor durumda bırakıyor. Yine Cumhurbaşkanı’nın ayrı bir seçim kampanyası yürütmesini doğru bulmayan partililer de azımsanmamalı.

Geçen hafta Rize’deydim. Erdoğan’ın memleketi. Her taraf Erdoğan afişleriyle donatılmış. En yaygın slogan, “Haydi Rizeli, Başkan’ına sahip çık”. Davutoğlu’na ait görsel afişler ise oldukça gölgede kalıyor, bu bilinçli tasarımda.

Erdoğan’a açıktan şükran ve destek sunanlar da sürekli bir fedakârlık yarışındalar. Neden bu kadar “fedakârlık” yapmak gerekiyor anlayan beri gelsin? Fedakârlık gerektiren durumlara nasıl düşülmüş?

Erdoğan milletvekilliği seçimlerini kendisi için bir tür referanduma çevirmeyi amaçlıyor. Bunu yerel seçimlerde denedi ve başarılı oldu. Cumhurbaşkanlığı seçimleri de doğası gereği bu tarza uygundu. Erdoğan, milliyetçi muhafazakâr seçmenden aldığı fazladan destekle yüzde 52’ye ulaştı.

Tam da bu nedenlerle Erdoğan, mevcut sağ partileri aşma potansiyeli olan “milliyetçi muhafazakâr sağduyu”yu harekete geçirmeye çalışıyor. Akla değil duygulara hitap eden, fazlasıyla ideolojik bir söylem öne çıkarılıyor.

Çanakkale anmalarının ardından Fetih Şöleni üzerinden yapılmak istenen de bu. Tüm bu etkinliklerde asıl mesaj, Lider’in ipine sımsıkı sarılmak.

Benim gördüğüm, AK Partililerin önemli bir gövdesinin bu sürekli ideolojik seferberlik hâlinden bunaldıkları. Partiyi sadece Milli Görüş gömleğiyle koşturmak, tabanı da rahatsız ediyor. Üstelik en kutsal değer ve sembollerin seçimler uğruna istismar edilmesi de tepki yaratıyor.

Aslında burada yaşanan durum, sürekli siyasetin hizmetine koşulan değerlerin kaçınılmaz olarak aşınmaya uğramasıdır. Parti, siyasetin kirli sularında ayakta kalmak adına değerler siyasetine abandıkça, sözkonusu değerleri müthiş bir “büyüden arınma” sürecine sokuyor. Sıradanlaştırıyor.

Muhalefette olduğunuzda coşku ve inanç aşılayan sembol ve değerler, siz muktedirken yapılan gösterilerde adeta bir karikatüre dönüşüyor. Devletin gri rengi, bu etkinlikleri zorla katlanılan müsamerelere çeviriyor.

13 yıldır iktidar olan, kendisine rakip tüm kurumları hizaya getiren bir parti, halen mağdur olduğunu kanıtlamaya çalışınca elbette inandırıcılık sorunları ortaya çıkacaktır. Kendinizi Mursi’ye benzetmeye çalışsanız da aslında Devlet olduğunuz gerçeğini değiştiremezsiniz.

Aslında AK Parti’nin öne çıkardığı muhafazakârlık tarzı, Amerikan muhafazakârlığıyla da benzeşen unsurlar barındırıyor. Amerikan muhafazakârlığı da devlet ve ekonomide asıl iktidar olduğu gerçeğini saklamak için kültüre abanır. Liberal kültür seçkinlerini hedef tahtasına koyar. Asıl çelişkinin kültür alanında olduğunu iddia eder. Ama sürekli olarak foyasını meydana çıkaran ahlaki skandallardan kurtulamaz. Neden mi? Yaşadığı gibi konuşmaz da ondan.

Bizim muhafazakârlar da, Devlet oldukları hâlde mağdur algılanmak istiyorlar. Elbette bu mağduriyet söyleminin alıcıları da var. Ama bana kalırsa bu söylem, ciddi biçimde aşınmaya başladı. Bir zamanlar gönül tellerini titreten Fetih nutuklarının, protokolde oturanların ve izleyicilerin bezgin bakışları altında kendi kendisinin karikatürüne dönüşmesi, 23 Nisan müsamerelerini andırması geleceğe dair çok şeyler anlatıyor, görmek isteyene.

Sağın uzun on yıllarda şekillenen hikâyesi bitmek üzere. Bakalım yeni hikâyeler nerelerden gelecek?

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89