• BIST 89.834
  • Altın 145,466
  • Dolar 3,6225
  • Euro 3,9067
  • İstanbul 13 °C
  • Diyarbakır 13 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 21 °C
  • Berlin 7 °C

İktidar duygusu kardeşlik duygusunu yener!

Alper Görmüş

Mücahit Bilici’nin dünkü yazısı (“Cemaat’in anlamadığı”, Taraf, 18 Aralık), siyasetin içinde olanların, siyasetin kirinden âzâde kalamayacağına dairdi:

“Dine hizmet için dünyadaki kaynaklara erişim ve hâkimiyet çabası olarak siyaset yaptığın zaman siyasi çekişmenin tarafı olmaktan kurtulamazsın. Şunu da bilmelisin: Siyaset menfaat üzerine döner ve canavardır. (...) Siyasette ahlak kolay kolay bulunmaz, çünkü siyaset iradelerin çatışması, bencilliklerin yarışmasıdır. Bunun içinin ‘millete hizmet’ veya ‘dine hizmet’ gibi ulvi amaçlarla doldurulmuş olması bir şeyi değiştirmiyor.

(...) Siyasette ahlak arayanlar, Osmanlı sultanlarının İslam’ın rağmına olarak kardeş katline neden tevessül ettiklerini anlamaya çalışsınlar. Veya şahıs olarak neredeyse veli sayılan Sultan Abdülhamid’in kendisini mecbur zannettiği bir istibdadın kaynağı olduğu gerçeğini hatırlasınlar. Ve bugün ezebildiği kardeşine kardeşlik nutku çekenlerin, gücü kendininkine yakın kardeşiyle ise nasıl ölümüne vuruştuğunu insaf ile analiz etsinler.”

***

Doğru, “Siyaset menfaat üzerine döner”, fakat ne türden bir menfaatten söz ediyoruz? Onu “canavar” kılan şey nedir?

Büyük iktidar savaşında, taraflardan biri “şah” demeden bir hafta önce kaleme aldığım bir yazıda, ben de “canavar” mevzuunda yazmıştım. (“AK Parti, Cemaat ve temel içgüdü (iktidar)”, serbestiyet.com, 9 Aralık).

Şu hatıra o yazıdan:

“Sharon Stone’un ünlü filmi ‘Temel İçgüdü’nün (1992) ortalığı kasıp kavurduğu günlerde rahmetli Ercan Arıklı’nın benim de dahil olduğum bir grup gazeteciye çektiği diskuru hiç unutmuyorum: ‘Yavrucuğum’ demişti Ercan Bey: Film güzel ama insanoğlunun temel içgüdüsünün cinsellik olduğu tezi doğru değil. İnsanoğlunun temel içgüdüsü iktidardır.”

***

Şu manzaraya bakın:

Çatışan tarafların bağlıları bir yandan biribirlerine kılıç sallıyorlar, bir yandan da soruyorlar: “Ne oldu bize? Biz kardeş değil miyiz?”

Kardeşsiniz ama, aynı zamanda iktidardasınız.

Kardeşlik, biribirine gerçekten muhtaç olanların arasında yaşandığında o eşsiz tadı verir ve o tat ancak zalim bir iktidarın ayaklarının altında ezilirken idrak edilebilir.

Kardeşlerin iktidar paylaşması ise ancak bir tarafın “daha abi” olmasıyla ve küçük kardeşin bunu kabul etmesiyle mümkündür. Böyle bir durumda kardeşliğin harcı “eşitlik” değil “şefkat”tir.

Bir “şefkat kardeşliği”ne eşitlik zerk etmeye kalkarsanız, istisnalar hariç karşılaşacağınız şey, şefkatin azalmasıdır. Çünkü şefkat, eşitsizliğin tarlasında boy atan bir duygudur ve yönü kuvvetliden zayıfa doğrudur.

Küçük kardeşin “eşitlik” talebini de aşıp “abi” olmak istemesi durumunda neler olabileceği ise zaten çok açık. (Mevcut iktidar savaşında “kardeş”ler arasında ne türden talepleşmeler oldu da iş buralara geldi, bunları şimdilik bilemiyoruz.)

***

Bu büyük kapışmanın aktüel-siyasi sonuçları gözümüzün önünde cereyan edecek ve hiç şüphesiz bu sonuçlar Türkiye’nin yarınlarını etkileyecek kadar önemli olacak.

Fakat bence, sıcak siyasetten kendisine yer açıp tartışma gündemine henüz girmemiş olsa da, mevcut iktidar savaşının, Türkiye’nin en büyük sosyolojisini oluşturan Müslüman kesimlerin kadim değerlerinde yol açacağı değişiklikler de en az o kadar önemli olacak.

“İslam kardeşliği”nin, iktidar koşullarında çok da anlamlı olmadığının anlaşılması, işte bunlardan biri...

NOT. Bugün için söz verdiğim CHP’nin ulusalcılarına dair ikinci yazım Cumartesiye kaldı...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89