• BIST 89.270
  • Altın 146,969
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • İstanbul 13 °C
  • Diyarbakır 13 °C
  • Ankara 9 °C
  • İzmir 16 °C
  • Berlin 11 °C

İklim değişti, Akdeniz olur mu?

Mehmet Altan

İslam âleminin kutsal ayı Ramazan, dün akşam kılınan ilk teravih namazıyla başladı. Gece sahura kalkanlar da bugün ilk oruçlarını tutuyor... Suriye rejimi ise İslam âleminin kutsal ayının başlangıcına aldırmadan, dün sabah muhaliflerin kalesi olarak bilinen Hama kentinde kendi halkına karşı katliam yapmakla meşgul... Yanı başımızda katliam yaşanırken, Ankara’da da YAŞ toplanıyor...Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Genelkurmay Başkanı ile kuvvet komutanlarının ‘halk iradesine’ karşı faaliyetlerden sanık olanlara arka çıkmasına karşı alkışlanacak ve kutlanacak bir tavır sergilediler. Türk demokrasisi biraz daha olgunlaşıp, boy attı... Bundan böyle, demokratikleşmeye muhalif askeri personelin kendi rızası ya da sivil otoritenin iradesi sonucu emekliye sevk edilmeleri endişeye mahal bırakmayacak sıradan bir işleme dönüşüyor... Yaşamının otuz bir yılını sürgünde geçiren Kürt siyasetçi ve yazar Kemal Burkay’ın ülkeye dönmesi de normalleşme sürecinin bir başka göstergesi...

***

Gene de... Dün iki cümlenin altını çizdim.

Bunlardan ilki Cumhurbaşkanı Gül’ün gelişmeleri “kendi çapında bir olağanüstü durum” diye nitelemesiydi... Gerçekten de 2011 yılında, durmuş oturmuş hiçbir demokraside görülmeyecek olan askeri komuta kademesinin hükümete karşı ‘pasif direnme’ içine girmesi ve bunun ardındaki ‘güç ve sebepler’, kendi çapında yabana atılamayacak cinsten bir ‘olağanüstü’ işaretti.

Rejimi topyekûn kimseyi mağdur etmeyecek bir biçimde kurumsallaştırarak demokratikleştiremez isek bu çalkantılara açık bir halde yaşamaya da devam edeceğiz... İkincisi de tam bu çerçevede, bunca zaman sonra Türkiye’ye dönme kararına rağmen Kemal Burkay’ın “İklim değişiyor... Ama daha Akdeniz olmadı” demesiydi... Son referandumdan beri ‘iklimin değiştiğini’ çok net gören ve biran önce hızlıca Akdeniz olmamızı arzulayan biri olarak bu iki yorum üzerinde yoğunlaştım... ‘Değişen iklimin nasıl Akdeniz olacağı’ sorusuna cevap aramak için, üşenmeden yeniden hem Hükümet Programı’nı hem de ‘Türkiye 2010 İlerleme Raporu’nu beraberce okudum. Çünkü Hükümet Programı iklimin değiştiğini vurgularken, İlerleme Raporu da ‘pusula eşliğinde fiili yol haritasını’ gösteriyor...

***

İlerleme Raporu’nda ‘güvenlik güçlerinin sivil denetimi’ başlığı altında ‘iklimin daha hızlı Akdeniz olması’ konusundaki önerilerin altını çizdim. ‘Silahlı Kuvvetler’in sorumluluk alanları dışındaki siyasi konulara resmi veya gayrı resmi şekilde etkide bulundukları durumlarda azalma görülmüştür. Bununla birlikte, Genelkurmay Başkanı devam eden davalar ve soruşturmalar hakkında zaman zaman yorumlarda bulunmuştur. Bu tür demeçler hakkında vatandaşlar ve sivil toplum kuruluşları tarafından suç duyurusunda bulunulmuştur. Bununla birlikte adli takibat yapılmamıştır. Ordunun, bazı medya kuruluşlarına yönelik seçici akreditasyon uygulaması sürmüştür. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin görevlerini tanımlayan ve askerlere siyasete müdahil olacak şekilde geniş bir hareket alanı sağlayan bir madde içeren Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu’nda değişiklik yapılmamıştır. Milli Güvenlik Kurulu Kanunu ise yoruma bağlı olarak neredeyse tüm politika alanlarını kapsayacak şekilde geniş bir ‘güvenlik’ kavramı içermektedir.’

***

Tabii ki demokratikleşme sadece ‘asker-sivil ilişkilerinden’ ibaret olmayan, yaşamın tüm alanlarını kapsayan büyük bir mevzuat ve zihniyet değişimi içermekte... Bunun için İlerleme Raporu’nun ‘din özgürlüğü’ kısmını da aynı dikkatle okudum. Orada da ‘iklimin Akdeniz’e dönüşmesi’ için şunlar öneriliyordu: ‘Heybeliada Ruhban Okulu’na ilişkin beyanların gereği yerine getirilmemiştir. Azınlık dinlerine mensup olanlar, aşırılık yanlısı kişilerin tehdidine maruz kalmaya devam etmektedir. Din adamlarının eğitimi de dâhil, tüm gayrimüslim cemaatlerin ve Alevilerin gereksiz kısıtlamalar olmaksızın faaliyet göstermelerine yönelik Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile uyumlu bir çerçeve henüz oluşturulmamıştır.’ Son gelişmeler Başbakan ve Cumhurbaşkanı’nın olağanüstü dirayeti ve maharetiyle demokratikleşme açısından ülkeyi sınıf atlattı... Kutlamak gerek ama 2011 yılında Türkiye’nin layık olmadığı bu tür ‘olağanüstü’ tavırlardan kurtulmak için de sistemli ve kapsayıcı bir kurumsallaşmanın büyük bir ihtiyaç olduğu da ortada... O ihtiyaç çok hızla giderilsin ki iklim bir an evvel Akdeniz olsun.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89