• BIST 96.400
  • Altın 144,302
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009
  • İstanbul 17 °C
  • Diyarbakır 17 °C
  • Ankara 9 °C
  • İzmir 19 °C
  • Berlin 16 °C

İkisi bir arada

Gülay Göktürk

Bir grup durmadan "Bu yolsuzluktur ve başka da bir şey değildir" diyor.Diğer grup ise, "Bu komplodur ve başka da bir şey değildir" diye bağırıp duruyor.

"Yolsuzluktur" diyen, başka bir şey demeyenler...

"Yolsuzluktur, başka da bir şey değildir" diyenler meselenin yolsuzluk dışında herhangi bir başka yönüne işaret etmeyi "yolsuzluğun üstünü kapatma çabası" olarak değerlendiriyor.

Peki ne yapacağız yani?
"Yolsuzlukların hesabı sorulsun, üstü kapatılmasın" lafı dışında bir laf etmeyeceğiz; analiz yapmayacağız, bu yolsuzluk operasyonunun arka planına, hedefine, amacına, anlamına hiç bakmayacağız.

Gözümüzün önünde cereyan eden siyasi hesaplaşmayı görmezden gelip "tüyü bitmemiş yetim hakkı" diyecek başka bir şey demeyeceğiz.

Bu operasyonu yürüten yargı mensuplarının bir anda bir yerlerden düğmeye basılmış gibi harekete geçişlerinden, acayip davranışlarından, militan tutumlarından, verdikleri "kesin taraflı" görüntüden hiç endişe duymayacağız.

Operasyon dalgalarının düzenlenişinin arka planındaki siyasi hesaplara, Erdoğan'a yönelik çember daraltma stratejisine takılmayacağız. Bu stratejiyle, hükümetin dış politikasından rahatsız olan İsrail'in ve Neo-con'ların nicedir pompaladıkları "Erdoğan'sız Türkiye" hedefi arasındaki bağlantıyı yok sayacağız.

Bu operasyonlarla hedef alınan iş adamlarının hepsinin de 3. köprü gibi, 3. havaalanı gibi, Kanal İstanbul gibi 21. yüzyılın en önemli projelerinin yüklenicileri oluşu dikkatimizi çekmeyecek.

Bu operasyon yüzünden, Irak Kürdistan'ıyla petrol anlaşması sonucu gelecek milyarlarca doların Halkbank'ta, yani Türkiye'de kalma imkanını kaybettiğimizi; operasyon yüzünden Neçirvan Barzani'nin bir Amerikan bankasıyla anlaştığını kafaya takmayacağız. Amerikan kongresinde bir grubun nicedir, Halkbank aleyhine lobi yaptığını da hatırlamayacağız.

Sanki her şey çok normal, yargı tamamen tarafsız ve çok sıradan bir yolsuzluk soruşturmasıyla karşı karşıyaymışız gibi davranacağız.

"Komplodur" diyen, başka bir şey demeyenler

"Komplodur" diyenler ise meşru hükümete karşı açık bir darbe girişiminin olduğu bir ortamda yolsuzluktan bahsetmeyi meseleyi karartmak olarak niteliyor.

Peki ne yapmamızı istiyor?
Onların "yolsuzluklarla elbette mücadele edilecektir" sözünü yeterli garanti kabul edecek, bu sözle yetinecek, ötesini kurcalamayacağız.

Yolsuzluk soruşturmasının önünü kesme girişimleri karşısında sessiz kalacağız.

Siyasi bir komployla karşı karşıya iseler başvurdukları her yol mubahtır, Adli Kolluk Yönetmeliği'ni değiştirmelerini de, soruşturmayı yürüten savcıyı görevden almalarını da, yarın öbür gün Danıştay Kanunu'nu değiştirerek bu kurumun yetkilerini kısmalarını da, HSYK'yı zapturapt altına alma çabalarını da hoş göreceğiz.

Son günlerde bazıları tarafından açıkça savunulduğu gibi "Ortada bir kriz hali, sürekli ilan edilmemiş bir sıkıyönetim, bir olağanüstü hal olduğuna göre" bu kadar kusur kadı kızında da bulunur deyip yapılan hukuk ihlallerini normal karşılayacağız. "Darbe girişimi söz konusuyla her şey teferruattır" deyip yapılanları sineye çekeceğiz.

Sonunda belki hükümet otonom yapıları tasfiye edecek ama ya bu arada "hukuk devleti" de, "hukukun üstünlüğü" de tasfiye edilmiş olursa?

Bir ihtimal daha var

İşte karşı karşıya bırakılmaya çalışıldığımız ikilem bu...

Oysa üçüncü bir ihtimal daha var: Yolsuzluğun ve komplonun birlikte olması...

Yolsuzluğun varlığının komplonun varlığını ortadan kaldırmayacağını, her ikisinin bir arada olduğunu ve hükümetin her ikisiyle birden mücadele etmek dışında başka seçeneği olmadığını savunmak...
Ama bu noktada bir şeyin altını çizmek gerekiyor:

Meselenin iki yönü var demek, iki yön de aynı önemdedir anlamına gelmez. Her ikisi farklı nitelikle, farklı vadede, farklı önemler arz eden konular ve elbette her birey, kendi değerler hiyerarşisine ve kendi ahlakına göre bir önem sıralaması yapıyor, yapacak...

Eminim, bu ülkede yaşayan herkes meselenin iki yönünü de gayet güzel görüyor ve değerlendiriyor. Ve sandık başına gittiğinde bu iki yönden hangisini daha önemli gördüğüne göre kararını verecek.

Yarın bu konuda biraz spekülasyon yapacağım.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89