• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 3 °C
  • Diyarbakır -2 °C
  • Ankara -2 °C
  • İzmir 3 °C
  • Berlin 1 °C

İkinci Habur'un kenarından dönüldü

Abdülkadir Selvi

12 Mart'ta sol örgütlere karşı, 'Balyoz Harekatı'nın yürütüldüğü günlerdi.

Kentlerde sıkışmışlardı.

DHKP-C lideri Mahir Çayan, mücadeleyi kırsalda başlatma kararı aldı.

Karadeniz'e çekildiler.

27 Mart 1972 günüydü.

Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan'ın idam cezasının Meclis'te onandığı gün Ünye'deydiler.

İdamları önleyebiliriz düşüncesiyle NATO üssüne saldırdılar.

Oradan yanlarına aldıkları yabancı teknisyenlerle birlikte Tokat Kızıldere'de muhtarın evine sığındılar.

30 Mart günü etrafları sarıldı.

Operasyonu yöneten isimlerden biri Mehmet Eymür'dü.

Çıkan çatışmada başta Mahir Çayan olmak üzere hepsi öldürüldü.

Bir tek kişi sağ çıktı. O da tam 41 yıl sonra yeni bir Karadeniz turu ile karşımıza çıkan BDP Milletvekili Ertuğrul Kürkçü'ydü…

BDP milletvekillerinin Karadeniz çıkarması, çözüm sürecinin, 'Sırat Köprüsü'nden geçtiği bir dönemde başladı.

Yaraların henüz taze olduğu bir sırada milliyetçi duyguların çok güçlü olduğu bir bölgeden başlatılan gezinin zamanlaması yanlıştı.

Ama BDP milletvekillerine gösterilen tepki, kitlelerin kışkırtılması ve güvenlik birimlerinin yetersiz kalması ise kabul edilebilecek bir durum değildi.

Yakasında TBMM rozeti taşıyan her milletvekilinin ülkenin her köşesine güven içerisinde gidebilmesi gerekir.

Rize Milletvekili Şırnak'ta, Trabzon Milletvekili Hakkari'de, İzmir Milletvekili Diyarbakır'da olabilmeli.

Onlar da dünyanın sadece Rize, Trabzon ya da Aydın'dan ibaret olmadığını anlamalılar.

Aynı şekilde dünyayı sadece Diyarbakır ya da Hakkari'den ibaret olarak gören BDP'liler de Karadeniz'deki milliyetçi dalgayla, Ege'deki iklimle, orta Anadolu'daki bakış açısıyla yüzleşebilmeli.

Bunun yolu ne?

Sinop'a gelenleri taşlamaktan, linç etmeye kalkışmaktan ya da 'Samsun'a bir tek Atatürk çıktı' diye pankartlar açmaktan geçmiyor.

BDP milletvekillerinin Karadeniz turunun Sinop ayağında Sivas'ta Madımak Oteli'nin yakılmasının bir provası yapıldı.

BDP heyeti kenti gelmeden günlerce önce, 'şehitlerin iki eli yakanızda olacaktır' diye şehri kışkırtan Kamu Sen temsilcisi Metin Süren'in, CHP'li Belediye Başkanı Baki Ergül'ün ve nihayetinde kendisi de Sinop'lu olan emekli general Osman Pamukoğlu'nun vebali büyük.

Aynı şekilde mülki idarenin de başarılı olduğu söylenemez.

Sivas olayları aynen böyle yaşanmıştı.

Madımak Oteli'nin önünde toplanan kalabalık 7.5 saat dağıtılmadı. Ancak otel yakıldıktan, içinde insanlar öldükten sonra askerlerin havaya ateş açması üzerine saatlerce dağılmayan kalabalık 3 dakika içinde dağılmıştı.

Sinop'ta, Sivas'ın bir benzeri yaşanabilirdi derken onu söylüyorum.

Milletvekillerinin sığındığı öğretmenevinin önündeki kalabalık 9.5 saat süreyle dağıtılmadı. Orada her an bir felaket yaşanabilirdi.

Ve Sinop, bu sürecin Habur'u olabilirdi.

BDP milletvekillerinin geçtiği Samsun'da da benzer görüntüler yaşandı.

Samsun günler öncesinden belliydi.

Amerikalıların ziyareti, BDP'lilerin gelecek olması nedeniyle şehir günler öncesinden gerilmeye başlamıştı.

Hem Sinop'ta hem de Samsun'da yerel medyanın bu gerilimi körüklemedeki payını da göz ardı etmemek lazım.

Dün Meclis'te grup toplantıları vardı. Ama herkesin aklı BDP'lilerin Karadeniz gezisindeydi.

Öyle ki akşam saatlerine doğru gezinin iptal edildiği haberi gelince, herkes derin bir oh çekti.

Böylece asli konumuza döndük. Gündemde İmralı'ya kimin gideceği vardı. Bu iş neredeyse açılımın öznesi haline dönüştü.

Ziyaret sürecin sadece bir parçası.

Bir defalık yapılacak bir görüşme değil. Sürecin ilerleyen aşamalarında bu ziyaretler devam edecek.

Sürece ilişkin üç hassasiyeti paylaşmak istiyorum.

1- İmralı'ya kimin gideceği konusu süreci gölgeleyecek bir noktaya doğru ilerliyor.

2- İmralı'nın sürece olan pozitif katkısı vurgulanırken, 'Barış meleği' gibi bir imaj oluşturuluyor. Çözümün tek adresi haline getiriliyor.

3- Bu durumda sürece ilişkin her aksamanın faturasının Başbakan'a kesilmesinin yolu açılıyor.

Böylesine köklü çözümler, ancak güçlü liderliklerle mümkün. Bu çözümün de tek bir adresi var. 'Made in Erdoğan'

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89