• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 3 °C
  • Diyarbakır 3 °C
  • Ankara -6 °C
  • İzmir 3 °C
  • Berlin -1 °C

İki yüzlü ‘hukuk’...

Ömer Ağın

Tutuklu BDP milletvekillerinin bırakılmamaları, Gever’de Kürt gençlerinin katledilmeleri mantığının devamıdır. KCK tutuklamalarının yaşandığı tufan dönemini hatırlayalım. Kürt Özgürlük Hareketi’nin tüm bileşenleri, demokratik mücadele yöntemine (serhildanlara) yeni bir nitelik kazandırmak ve giderek bu mücadele yöntemini temel dayanak yapmak için başta örgütlülük konumu olmak üzere ideolojik ve politik yapısını güçlendirmeye çalıştığı için saldırılara uğradı. Binlerce Kürt tutuklandı. Zindanlara dolduruldu. Aradan yıllar geçti. Zindanlar doldurulmaya devam ediliyor. Kürtler meydanlarda öldürülüyor. Çözüm sürecindeyiz ama en küçük bir demokratik adım atılmıyor. Dün tek sıra halinde elleri kelepçeli Hitler’in toplama kamplarına götürülüyormuş gibi sürüklenen Kürt siyasetçileri, bugün Kürtlerin hedef gözetilerek öldürülmesinin temel nedeni; Kürtlerin, demokratik, kitlesel ve barışçı yöntemlerle mücadele etmek için geliştirdikleri serhildanlardan iktidarın “cinin, demirden korktuğu gibi” korkmasıdır. Sayın Abdullah Öcalan ve Kürt Özgürlük Hareketi’nin “Barışçı çözüm sürecini kendi mücadelemizle kazanacağız” demelerinden sonra Kürtlerin en masumane eylemine, en sıradan kitle gösterisine kanla, barutla sardırılıyor. Barış süreci daha başında katledilmek istendi. Meydanlara çıkan Kürt kitlesini demoralize etmek ve umutlarını kırmak için her türlü yola başvuruldu.

Kürt halkı emekle, özveriyle, fedakârlıklarla geliştirmek istediği barışçıl mücadele yöntemi sayesinde egemen güçlerin yalana, dolana dayanan “Bunlar bölücüdür, bunlar teröristtir...” kara propagandasını kırmaya çalıştığı için saldırıya uğruyor. Daha da önemlisi barış sürecinin başarısı için gerekli olan yeni kitlesel bir örgütlenme yaratmak istedikleri için saldırıya uğruyor. Onun için KCK tutuklamaları gerçekleştirildi, onun için yasal demokratik haklarını kullanan halkın üzerine ateş açılıyor.

Unutmayalım çok kısa bir geçmişi olan çatışmazlık süreci daha şimdiden hem Kürt ve Türk halklarının kendi arasında diyalogun gelişmesine katkı yaptı hem de silaha ilk başvuran tarafın Kürtler olmadığı herkesçe görülmeye başlandı. Kürtler demokrasinin yol almasına katkı yapıyor. Bu ise egemen güçler arasındaki çıkar çelişkisini daha da derinleştiriyor. “Derin devletin” üç başlı olmasına, yani parçalanmasına neden oluyor. Bu parçalanıştan dolayı çok konuşuyorlar. Demokrasi güçlerinden çok korktukları için çok konuşuyorlar. Salya, sümük ağlayıp “vaiz” vermelerine bakmayın. Onların inancı da, vicdanı da yoktur. Onlar Kürt halkının ve emekçi güçlerin düşmanıdır.

Kürt özgürlük hareketi, “Bu saldırılar gerillanın çatışmasızlık konumunda bulunduğu zamanda gerçekleşmiştir. Zaten Türk devleti başından beri çatışmasızlığı çiğneyen bir tutum içindedir... Kürtlere karşı çifte standart ve özel sömürgeci hukuk uygulanıyor...” tespiti yaparak AKP hükümetinin niyetinin ne olduğunu açıklamıştır...

Bunlar kendi hukukunu bile tanımıyorlar. Mustafa Balbay’a uygulanan “hukuk”un bizim milletvekillerimize uygulanmamasının nedeni bu mantığın bir örneğidir. Bu uygulama “eşitlik ilkesini” bile yok saymıştır. Böyle bir hukukun adı naylon hukuktur. Cumhuriyet tarihi boyunca Kürtler, başta İstiklal Mahkemesi olmak üzere hep “hukukla” muhatap oldular. Kürt halkının yaşamında bu “hukuka” ne şekilde muhatap olduğunu, kendisinin yaptığı yorumlarda görüyoruz. Bir zaman Lice’nin “Çomêlaş” köyünde hazine arazisini eken iki köylünün elindeki tarlayı yine köyün “nüfuzlu” bir kişisi ellerinden alıp kendi ekmek ister. Bunun üzerine kavga çıkar. Olaylar büyür, köylüler hırpalanılır. Dayak yiyen köylülerden biri, “Heso biz de gider kanuna şikâyet ederiz” der. Heso da, “Huso, kanun çito! yek waça, yek niwsando” (kanun nedir ki, biri söylüyor, diğeri de yazıyor) Evet, gün, iki yüzlü, eşitlik ilkesini yok eden, Kürtleri ve emekçilerin haklarını gaspeden, ortaçağ engizisyonlarını aratmayan “hukuku” yok etmek için meydanlara çıkma günüdür. Gün, eşitlik ve özgürlük için kitleler içindeki yeni mücadele yöntemine uygun örgütlülüğü derinleştirmek ve eşit haklar özgürlüğü için sancağı yükseltme günüdür!

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89