• BIST 107.921
  • Altın 153,999
  • Dolar 3,8353
  • Euro 4,5054
  • İstanbul 9 °C
  • Diyarbakır -3 °C
  • Ankara 5 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin 4 °C

İki resim, bir faşizm...

Fehim Işık

Resimlerden ilki Ekim 2012’de Qamışlo’da DİHA muhabiri Abdurahman Gök tarafından çekilmiş. İkincisi ise bu satırlar yazılırken saldırı altında olan Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde çekilen bir resim...

Her iki resimde de kadınlar, ellerinde sopalar saldırganlığı protesto ediyor.

Bir saldırı durumunda kendilerini savunabilecekleri tek silahları da ellerindeki sopaları...

İlk resim çekildiğinde, rejim güçleri Batı Kürdistan’da evleri basıp insanları gözaltına almaya çalışıyor.

Kadınların ellerinde sopalarla resim karesine girmeleri, aynı zamanda “sizden de, zulmünüzden de bıktık” demenin dışa vurumuydu. Bir başka deyimle, şu mesajı veriyorlardı saldırganlara: “Ellerimizdeki sopanın tanklarınıza toplarınıza yetmeyeceğini biliyoruz ama bilin ki sizi yenecek olan ellerimizdeki sopalar değil yüreklerimizde büyüyen öfkedir.”

resim-1.jpg
Ekim 2012’de Rojava’da yaşanan durum Ağustos 2015’te Şemdinli’de, Yüksekova’da, Nusaybin’de, Varto’da, Silvan’da yaşanıyor.

resim-2.jpg

Bunlar yaşanmayabilir miydi?

Elbet yaşanmayabilirdi.

Hele siyasetin parlamentoda güçlü bir şekilde temsilinin sağlandığı bu dönemde silahların gömülmesini, dağlardan geri dönüşleri de konuşuyor olabilirdik.

Ancak Erdoğan, 7 Haziran öncesinde sürece müdahale ederek, sonrasında da seçmen iradesine saygı duymayarak herşeyi tersine çevirdi.

O zaman eğri oturup doğru konuşalım.

Saray’ın halk iradesini hiçe sayarak seçim sonuçlarına saygı duymaması, bu tablonun asıl müsebbibidir.

Niye mi?

Seçimden önce müzakere masasını deviren Saray, AKP’nin tek başına iktidar olamamasının sorumlusu olarak da HDP’yi ve Kürt siyasal hareketini gördü. Fiilen değiştiğini iddia ettiği sistemin resmi başkanı olamamasının sorumluluğunu da HDP ve Kürt siyasal hareketine yükledi.

Şimdi olan ise halkın iradesini hiçe sayan bu anlayışın intikamcı davranmasından başka bir şey değil.

Yalnız intikamcılık mı?

Değil elbet...

Aynı zamanda gerginlik ve şiddet üzerinden geliştirdiği politika ile kendini mutlaklaştıracağı yeni bir seçim sürecinin de hesaplarını yapıyor.

Peki, bu anlayış hedefine varamayacağını hissettiğinde, yani önümüzdeki kısa vadede ne yapabilir?

Çok açık; bu anlayış, önü kesilmediği zaman büyük kitlesel katliamlara da imza atabilir.

Böyle bir risk var.

Kürtlere düşmanlığın devletin güvenlik güçleri arasında ne düzeyde olduğunu, “Size Türk’ün gücünü göstereceğiz” diyen polisin sözleriyle, tüm Türkiye izledi.

Bakmayın bu polisin “Türk’ün gücü” dediğine; aslında Yüksekova’da bir şantiyede yaşanan faşizmin dışa vurumudur. Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana yok sayılan, bitirilmek istenen Kürdün bitmemesidir, bu faşizmi açığa çıkaran.

Henüz son kerteye gelinmedi yani bu faşizan politikalardan geriye dönüş hala mümkün.

Bu da, ellerine sopa alan anaları, özsavunma kararı alan halkı suçlayarak değil, bu savaşı halka dayatanları engellemekle mümkün olur.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89