• BIST 83.067
  • Altın 146,397
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 5 °C
  • Diyarbakır -2 °C
  • Ankara -3 °C
  • İzmir 4 °C
  • Berlin -1 °C

İki kurt, üç boğa politikası Kürtlere artık sökmüyor

Ömer Ağın

AKP’nin kundura avê (su kabağı) paketi açıklandıktan sonra kimi yalaka Kürtler ve medyada boy gösteren sahte aydınlar, AKP’yi bir çırpıda demokrasi kahramanı olarak ilan edip övgüler yağdırmaya başladı. Birkaç İngiliz kumaşı takım elbiseye kendisini satan ya da milletvekili olma vaatleriyle tv kanallarında boy gösterip Kürt Özgürlük Hareketi’ni karalamaya çalışan “Kürt tiplemesi” zatlar ihanet defterine kayıtlarını yaptırdılar. Bu tiplemeler adlarını; Bedirhan Bey isyanında, Şeyh Said başkaldırısında, Seyid Rıza ayaklanmasında ve tüm Kürt serhildanlarında “keklik soyundan gelen” Kürtler olarak yazdırmış bulunmaktadır. Bu ne ilktir ne de son olacaklar. Halkımız bunları tanıyarak büyümüştür, tıpkı “Adiloş bebe”nin büyüdüğü gibi...

Seçim startının verildiği bugünlerde AKP demokrasi fatihi ilan edilmek isteniyor. En önemli karine olarak da AKP’nin kundura avê paketi gösteriliyor. Bu paketin içinin tamamen boş olduğu sayısız kez dile getirildi. Ben de bundan önceki kimi yazılarımda paketin içeriğiyle ilgili düşüncelerimi yazdım. Bu paket, Kürt ve Türk halkının kaderinin birbirine bağlı olduğunu göstermiştir. Bir an için diyelim ki AKP hükümeti kimi “düzenleyici adımlar” atmış olsun. Peki, AKP hükümeti demokratik bir yaşam tarzına inandığı ve herkese demokratik haklarının verilmesinin gerekliğinin kutsallığına bağlı olduğu için mi bu “adımları” atıyor, yoksa Kürtlerin ve demokrasi güçlerinin büyük bedeller ödeyerek yürüttükleri mücadele sonucu fiilen elde edilen kazanımların bir kısmını tescil etmek zorunda mı kalıyor?

Tayyip Erdoğan ve AKP hükümeti Kürtlerin demokratik haklarını tanımaktan çok korkuyor.

Şimdi daha rahat konuşabiliriz: Birincisi, bundan önce elde edilen tüm demokratik kazanımlar ve bundan sonra elde edilebilecek özgürlükler Kürtlerin savaşımıyla kazanılmıştır. İkincisi, Türk halkı fiili olarak demokrasinin nesnesi olmadığı müddetçe, yani kendisi için bir halk düzeyine kavuşmadığı sürece ne kendisi özgür olabilir ne de başka halkların ezilmesi için araç olmaktan çıkabilir. Bugünkü reel durum, AKP’yi gerçek demokrasiden uzak tutan ve sadece “kendisi için doktor” kılan bir “demokrasi” anlayışına götürmüştür. Üçüncüsü, AKP iktidarı demokrasiye inanmış görünerek kendisi dışındaki kimi demokrat ve liberal çevrelerin desteğini almayı başardı. Askeri vesayet rejiminin geriletilmesinde bu destek önemli bir rol de oynadı. Ancak buraya kadar. Sözü edilen demokrat ve liberal çevreler sonrasındaki iktidarın uygulamalarıyla hayal kırıklığına uğradılar. Kendilerini aldatılmış, hatta kullanılmış hissettiler. Bunun nedeni askeri vesayetin yerini Tayyip-Cemaat vesayetinin almasıydı. Bu, AKP’nin niyetinin demokrasi olmadığını daha o günden göstermişti. AKP’nin başta Kürt sorununun çözümü olmak üzere demokrasi konusunda takiye yaptığı açıkça ortaya çıktı. Buna rağmen muhalefet partilerinin “paketi” demokrasi açısından değil statükocu Kemalist anlayış ve Kürtleri yok sayan ırkçı şoven mevzilerden eleştirmeleri AKP hükümetinin işin kolaylaştırıyor.

Tayyip Erdoğan ve AKP iktidarı yalan ve dolanlarla halkı kandırmaya çalıştığı için yüzlerinde çıkan kara yaraları (birîna reş) kapatmak amacıyla yüzlerini kireçle (kils) boyamak misali “paketi” çıkardı. Kürtçe’de bir deyim var: “gu be berfê naye berşedanê” (pislik karla örtülmez, saklanmaz) yağmur yağınca hemen ortaya çıkar. Tayyip Erdoğan ve AKP iktidarı kendisinden önceki iktidarlar gibi Kürtlere “iki kurt, üç boğa” politikasını uygulamak istiyorlar. Üç boğa, sonbaharın sonlarına doğru otların azalıp ve kuruduğu bir tarlada karınlarını doyurmakla uğraştıkları bir sırada yanlarından iki aç kurt geçer. Kurtlar, güçlerinin üç boğaya yetmeyeceğini bildikleri için hemen bir plan yapmaya karar verirler. Dost görünümünde en güçlü olan boğaya yaklaşıp, “sen ve senden sonra güçlü olan kırmızı boğa birleşip en zayıf olan kara boğayı tarladan kovarsanız o zaman karnınızı daha iyi doyurursunuz” derler. En güçlü boğa, bu söze kanıp kırmızı boğayla birleşip siyah boğayı tarladan kovar. Kurtlar, yalnızlaşan siyah boğaya saldırır ve karınlarını doyururlar. Aradan bir zaman geçtikten sonra kurtlar tekrar dönüp güçlü boğanın yanına giderler “göründüğü kadarı ile sen halen karnını zar zor doyuruyorsun. Kırmızı boğayı da tarladan kovarsan o zaman daha rahat karnını doyurursun” derler. Güçlü boğa, tekrar kurtlara kanıp kırmızı boğayı da tarladan kovarak onun yalnızlaşmasına neden olur. Kurtlar, yalnızlaşan kırmızı boğayı da yiyip karınlarını doyururlar. Bir müddet sonra tekrar otlağa geri gelerek güçlü boğaya da saldırıp onu yemeye başlarken boğaya “bak seni de ağız tadıyla yiyoruz” derler. Güçlü boğa “aslında siz beni şimdi yemiyorsunuz size kanıp siyah boğayı tarladan kovduğumuz zaman beni yemiştiniz...” der.

Köprülerin altından çok sular geçti. Kürt halkının önderleri “deve sırtında” yol geçmez kervan işlemez çöllerde politika yaparak çelikleştiler, Kürt Özgürlük Hareketi, Kürt coğrafyasının tümünde dal budak saldı. En önemlisi Kürt halkı, özgürlük hareketine dönüştü. Yerel seçimlere çok az zaman kaldı. Partimiz bu mücadeleden başarıyla çıkmak zorundadır. Temel stratejik hedeflerinden birisi de Serhat Bölgesi olmalıdır. Eğer bu seçimlerde partimiz Serhat’ta daha fazla belediye kazanırsa, Serhat Bölgesi de hem Colemêrg Bölgesi gibi mücadelenin kalesi olur, hem de Kürt coğrafyasının birlikteliği yolunda önemli mesafe kat edilmiş olacaktır. Hedef Serhat’ı Colemêrg haline getirmek olmalıdır.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89