• BIST 90.122
  • Altın 145,975
  • Dolar 3,6213
  • Euro 3,9326
  • İstanbul 11 °C
  • Diyarbakır 15 °C
  • Ankara 6 °C
  • İzmir 11 °C
  • Berlin 11 °C

İki konu iki sorun

Emre Uslu

Gelen mesajlarda okurlar özellikle polisin terörle mücadelede yeniden aktif rol alması konusu ve sivil-asker ilişkilerinin demokratik ülkelerdeki seviyeye çekilmesi konusunda somut önerileri merak ettiklerini ifade ediyorlar. İki konudaki görüşümün özetini yazacağım:

Polisin alanlara inmesi

1990’lı yıllarda Özel Harekât bölgede halka kan kusturmuştur. PKK’lı cesetleri şehirlerin içinde Land Rover’ların arkalarına bağlanıp sürüklenmiştir. Bunu hangi bölge insanına sorsanız doğrular. Ama bunu sadece Özel Harekâtçılar yapmadı. Bu bir devlet stratejisi konseptiydi. Özel Harekâtçılara da orada görev yapan her askerî birliğe de, yapın, dediler, yaptı. Bu strateji Öcalan’ın uyguladığı “silahlı propaganda” stratejisine karşı, –ki bu stratejiyi Öcalan Kürdistan’da Şiddetin Rolü adlı çalışmasında anlatmıştı–, daha yüksek dozda şiddet stratejisi geliştirdi. Öcalan şiddetle Kürtleri sindirip yanına çekmeyi planlıyordu; devlet de daha yüksek şiddet stratejisiyle Kürtleri daha fazla sindirip PKK’nın yanına gitmesini önlemeye çalışıyordu. Özel Harekât’ın da, diğer birimlerin de o dönem uyguladığı şiddet tamamen bu eksende hesaplanmış şiddet stratejisinin bir parçasıydı.

Devlet yeniden aynı stratejiye dönmediği sürece Özel Harekât’ın bölgeye gitmesi aynı sonucu doğurmaz. Dolayısıyla bugün, Özel Harekât bölgeye gidiyor şiddet yeniden tırmanacak, argümanı kendi içinde tutarlı değildir. Özel Harekât’ın bölgeye gitmesi de devletin aynı stratejiyi benimsediği anlamına gelmez. Ayrıca hemen her ilde Özel Harekât mevcut, neden aynı Özel Harekât 90’lı yıllardaki zulmü uygulamıyor şimdi?

Üstelik şimdilerde devlet böyle bir strateji güdecek olsaydı bunu askerlerle yapmak çok daha kolay olurdu. Zira polisin sütten ağzı yandı çok. Ve bu konuda çok daha deneyimli. Dolayısıyla devletin şiddet stratejisinin maşası olmaz bir daha polis. İsteseler de yapamazlar. Polisin kültürü çok değişti artık. Ama asker halen o şiddet kültürünü savunuyor ve bu nedenle şiddet stratejisini askerle yapmak çok daha kolay.

Yapılan yeni strateji aslında bölgede valilerin güvenlikte önünü açmak için düşünülmüş bir stratejidir.
Şırnak olayından sonra ortaya çıkan durumda AKP şunu gördü: bölgede sorumlu valiler var ama yetkileri yok. Yetkili paşalar var ama sorumlulukları yok. Özellikle Jandarma Bölge Komando Birlikleri’nin başında bulunan paşalar ile İç Güvenlik Taburları’nın paşaları hem İl Jandarma Komutanlıkları’nı emirleri altına alıyor hem de valiye sormadan hatta bilgi vermeden operasyon yapıyor. Hatta valinin talebine rağmen cenazeleri adlî tıbba taşıtmak için helikopter tahsisi yapmıyor. Bir anlamda devlet içinde devlet durumu var. Artık yeni soysal yapıda dağda ölenin sesi şehirden geldiği, şehir karıştığı için valilerin de operasyonlarda aktif karar almaları gerekiyor. Bunun için ya bölgedeki Ordu Komutanlıkları ve tugayların komutanlarını valinin emrine vereceksiniz. Ya da terörle mücadeleyi bu komutanlıklardan göreceli olarak alacak ve yeni bir uygulama başlatacaksınız. Burada yapılan budur. Yani mücadelenin sivilleştirilmesi ve sivillerin karar alma mekanizmalarında etkin olmaları anlamına geliyor...

TSK’nın demokratik ülkelerdeki konumuna gelmesi için ne yapılmalı

Bana göre bu öncelikle atılması gereken somut adımlar şunlar:

1)
TSK İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesi değişmeli.

2)
İllerde konuşlu bulunan ve il valisinin denetimi dışında bulunan askerî birlikler her hâl ve şartta il valisinin denetimi içine girmeli. Yani illerde bir operasyon yapılacak ve bu operasyonda asker kullanılacaksa bu operasyonun emri ordu komutanlıklarından değil il valiliklerinden verilmeli. Bu nedenle de tıpkı il jandarma komutanlıkları gibi iç güvenlik taburları, jandarma taburları da valilere bağlanmalı.

3)
Jandarma eğitim ve terfi hakları bakımından da Genelkurmay’dan kopartılıp tıpkı polis gibi İçişleri Bakanlığı’na bağlanmalı.

4)
Genelkurmay Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanmalı.

5)
Ankara’da Pentagon benzeri büyük bir Savunma Bakanlığı kurulur. Savunma Bakan Yardımcıları da askerî kışlaların koordinesini sağlayabilir.

6)
Ordu karargâhları başka illere taşınmalı. Deniz Kuvvetleri komutanı ile Kara Kuvvetleri komutanının mesleki açıdan konuşacağı ne olabilir? Neden bu komutanlar sürekli toplantı yaparlar? Komutanlıklar arasındaki iletişim minimuma indirilmeli. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın Ankara’da ne işi var? Bu komutanlık Aksaz’a kurulabilir.

Yine bu komutanlıklar ülkenin gelişmesi için değişik illere dağıtılabilir. Örneğin Bartın’ın gelişmesi için Kara Kuvvetleri Bartın’a taşınsa ne olur? Çok mu lazım Kara Kuvvetleri Karargâhı Ankara’da? Yine Hava Kuvvetleri Karargâhı Malatya veya Eskişehir’e neden taşınmaz? Ankara’da neden durur? Alternatif karargâhlar düşünülüp illerin ekonomik gelişimi ile paralel bir planlama yapılabilir.

7)
Özellikle albaydan yukarı her asker maksimum üç yıllık görev süreleriyle sınırlandırılmalı ve çapraz rotasyona tabi tutulmalı. Yani Sinop’taki Mersin’e, Edirne’deki Hakkâri’ye gidecek şekilde bir rotasyon sistemi geliştirilmeli ve tavizsiz uygulanmalı.

8)
Askerin iç güvenliğe ilişkin görevleri tamamen kaldırılıp bu görevler askerden ayrılmış jandarma ve polise devredilebilir.

9)
Askerlik profesyonelleştirilerek daha küçük ve daha etkili bir askerî yapı kurulabilir

10)
Sınır birlikleri kesinlikle askerin kontrolünden çıkarılıp profesyonel sınır birliklerine devredilmeli. Askerin sınırda ne işi var? Neden ABD’de ve AB ülkelerinde bu yok?

Bizde asker ve polisi devletin eşeği gibi kullandığımız için, parasız iş yaptıkları için her görevi bu iki kuruma vermişiz. Bu da bu iki kurumu gereğinden fazla büyütmüş durumda. Askerden ve polisten tamamen bağımsız bir sınır güvenlik birimi kurulmalı.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89