• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 20 °C
  • Diyarbakır 22 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 20 °C
  • Berlin 29 °C

İki karar ve iki ders

Gülay Göktürk

İlginç bir rastlantı oldu. Darbecilikle ilgili iki önemli yargı kararı aynı güne denk geldi ve bu bir araya geliş çok anlamlı bir tablo oluşturdu.

Bir tanesi malum, bundan 34 yıl önce gerçekleştirilen ve tarihimize en gözü dönmüş, en zalim darbe olarak geçen 12 Eylül darbesinin hayatta kalan iki failini mahkum eden karardı.

İkincisi de, çeşitli nedenlerle akim kalan son darbe teşebbüsüyle ilgili yargı kararının Anayasa Mahkemesi tarafından bozulması...

“Darbecisini omuzlarında taşıyan bir toplum” 

Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya ömür boyu hapis cezasına mahkum edildiler. Daha da önemlisi, rütbeleri söküldü, orgenerallikten erliğe indirildiler. Onlar buna müstahaktı. Çünkü halkın özgürlüğünün, onurunun, kendi kendini yönetme hakkının tanklar altında ezildiği o darbeyi omuzlarındaki rütbelerin gücüyle yapmışlar, rütbelerini kötüye kullanmışlardı. O rütbeleri onların omuzlarından söküp almak; Türk Ordusu’nun namusunu kurtarmak ve bugünün genç subaylarına, TSK’nın bundan böyle, bu kara lekeyi taşıyan kişileri asla içinde barındırmayacağı mesajı vermek özellikle önemliydi.

Aslında bugünlerin çok önceden yaşanması gerekiyordu ama öyle olmadı. Milyonlarca kişinin fişlendiği, yüz binlerce kişinin gözaltına alınıp on binlerce gencin işkenceden geçtiği, 170 kişinin işkence sonucu ya da idam edilerek öldüğü bir dönemin sorumlusu olan bu kişiler on yılarca aramızda büyük bir saygı ve sempati halesi içinde yaşamaya devam ettiler. Adları caddelere, okullara parklara verildi. Eski bir devlet adamı olarak saygı gördüler, kendilerinden çeşitli politik konularda görüş alındı. Doğum günü partilerinde “İyi ki doğdun Paşa” diye şarkılar söylendi.

Bu, bütün toplum için asla hazmedilemeyecek büyük bir utançtı.

34 yıl sonra nihayet darbecisini omuzlarında taşıyan bir toplum olmanın utancından kurtulduk. 

Bir başka utançtan kurtulmak 

Anayasa Mahkemesi’nin Balyoz Davası ile ilgili olarak adil bir yargılama yapılamadığı için verdiği bozma kararı ise bizi bir başka utançtan kurtardı.

2000’li yıllarda 1960’tan beri başvurdukları yöntemi bir kez daha denemeye kalkışmış ama başaramamış bir kadroyu suçüstü yakaladık. Onların varlığını adımız gibi biliyoruz. Aşağı yukarı isimlerini de...

Evet, onları suçüstü yakaladık ama adil bir şekilde yargılayamadık. Yargıya sızmış bir kadronun iktidar hesapları adalet arayışının önüne geçti. İntikam hırsı içinde kavrulanlar, gerçekle yetinmeyip yalanla dolanla, hileyle hurdayla onu tanınmaz hale getirdiler, masum insanları da içeri doldurup geleceklerini kararttılar.

Darbe teşebbüsünde bulunanların mutlaka açığa çıkarılıp cezalandırılmasını isteyen bizler, bunu uzun süre fark edemedik. Fark ettiğimiz noktalarda da “davanın özünü savunma” ihtiyacıyla arka plana ittik.

Böyle bir ayıbı daha fazla taşıyamazdık. Anayasa Mahkemesi’nin kararı bize bu ayıptan kurtulmak için ikinci bir şans verdi.

Bu defa, yargıyı kendi iktidar emelleri için kullanmayan; intikam değil, adalet arayışıyla hareket eden; gerçeği ve sadece gerçeği arayan gerçek hukukçuların yürütecekleri bir yargılamayla hem son darbe teşebbüsünün hesabını sorabilir hem de birçok masum insanı mağdur etmenin utancından kurtulabilir ve vicdanlarımızı rahatlatabiliriz.

Balyoz davasında varılan bu nokta, Yeni Türkiye’nin, darbeciliğe karşı darbecilerin yöntemlerini kullanarak kurulamayacağını gösteriyor bize. Böyle bir yargılama, açmaya çalıştığımız beyaz sayfayı daha baştan kirletmek demektir. Darbeci-vesayetçi dönemin komplocu zihniyetinin, hukuku araçsallaştırma mikrobunun yeni Türkiye’ye bulaşması ve onu hasta etmesi demektir.

Aynı güne gelen bu iki kararın verdiği dersi asla unutmamalı; özellikle “paralel yapı” ile yapılacak hesaplaşmada hiç aklımızdan çıkarmamalıyız:

Demokratik bir rejim, varlığına kastedenleri yargılamadan gerçek bir demokrasi olamaz. Ama aynı zamanda, demokratik bir rejim varlığına kastedenleri adil bir biçimde yargılamayı beceremiyorsa, yine demokratik bir rejim olamaz.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89