• BIST 83.067
  • Altın 146,538
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 5 °C
  • Diyarbakır -4 °C
  • Ankara -3 °C
  • İzmir 2 °C
  • Berlin -2 °C

İki farklı hikâye hep olacak

Gülay Göktürk

Tam da çözüm süreciyle ilgi yeni yol haritasının açıklanmak üzere olduğu; Beşir Atalay’ın Kandil’le görüşme yapılacağını açıkladığı, Öcalan’ın “bu işin sonuna gelindiğini” söylediği bir sırada, Lice’ye Mahsum Korkmaz heykelinin dikilmesinin anlam ve amacı üzerine Beşir Atalay ve Efkan Ala’nın söylediklerine ilave edecek bir şey yok. Sadece, bu heykel krizinin -kimin nasıl gördüğüne, kimin hemen üstüne atlayıp köpürttüğüne ve kimin süreci korumak amacıyla geçiştirmeye çalıştığına bakarak- çözüm sürecine ilişkin tutum konusunda yeni bir turnusol kağıdı görevi gördüğünün de altını çizelim.

Hiç şüphesiz bu provokasyon denemesi de tıpkı bundan öncekiler gibi atlatılacak ve barış girişimi kazasız belasız yoluna devam edecek. Çünkü suları tersine çevirmek mümkün değil.

Ama biz yine de bundan sonraki denemeleri de hasarsız atlatabilmek, Kürt ve Türk toplumlarının “hassas noktaları”nı bu kadar hassas olmaktan çıkarmak için bir üslup tutturmalıyız.
 
Geçmiş değerlendirmesinde birleşmesek de..
 
Karı koca kavgalarını hatırlayın. Yıllar sonra konu yeniden –şaka yollu bile olsa- açıldığında, herkesin kavgayı farklı hatırladığına ve hâlâ kendisini haklı gördüğüne ne çok tanık olmuşuzdur.

O yüzden akıllı çiftler eski kavgaları hiç kurcalamaz, tarihi kendi haline bırakırlar. Bence bu konuda da benzer bir yol izlemeliyiz.

Süreci ilerletmek için birinci kabulümüz şu olmalı:

Bugün her iki tarafın da silahları bir kenara bırakıp barışmaya istekli olması, geçmişi aynı şekilde gördüklerini göstermiyor.

Dün de bugün de belki bundan 50 yıl sonra da 30 yıllık savaşla ilgili olarak iki farklı hikâye anlatılıyor olacak.

Kürtler 1984 Eruh Baskını’nı ulusal kurtuluş davalarının ilk kıvılcımının çaktığı bir bayram günü olarak görmeye devam edecekler; Türkler’in çoğunluğu ise 30 yıllık kanlı bir terör döneminin başlangıcı olan uğursuz bir tarih...

Mahsum Korkmaz Kürtler için bu kıvılcımı çakan kutsal bir şehit, birçok Türk içinse zalim bir terörist olmaya devam edecek.

Kürtler kayıplarını şehit olarak, çoğu Türk ise “ölü” olarak görmeye devam edecek.

PKK’yı kuranlar ve savaşanlar, 12 Eylül rejiminin zulmü altında ezilen, öldürülen, inkâr edilen ve insanlık onuru ayaklar altına alınan Kürtler için tek yolun silahlı mücadele olduğuna inanmaya ve genç kuşaklara bunu anlatmaya devam edecekler. Ama başkaları da bu mücadelenin şiddet yoluyla olmak zorunda olmadığını düşünmeye devam edecek. Eğer demokratik biçimlerde ısrar edilseydi, siyaset bir çözüm aracı olarak devreye sokulabilseydi, bugün hem bir bütün olarak Türkiye’nin hem de Kürtler’in daha iyi bir noktada olacağını savunacak.

Kürtler çözüm sürecinin başlamasını, PKK’nın başarılı gerilla savaşı sonunda devlete diz çöktürmesi olarak hatırlayacak ve yeni kuşaklara öyle anlatacak; karşı tarafta ise terörün belinin kırıldığı bir anda, PKK’nın uzatılan barış elini tutmaktan başka çaresi kalmadığı tahlilini yapanlar olacak.

Böylece, iki farklı tarih, iki farklı anlatı doğacak ve belki de her ikisi de ilelebet yaşayacak.

Eğer barışmayı, tek bir tarih anlatısı üzerinde anlaşmak ve geçmişi aynı pencereden değerlendirmek olarak anlıyorsak, barış için ilelebet bekleriz.
 
O halde ne yapacağız?
 
Sanırım önemli olan; bu iki anlatının birbiriyle bilek güreşine girmeden, birbirinin damarına basmadan, hatta birbirine dokunmadan, bir sessizlik konsensüsüyle yan yana akıp gidebileceği bir ortam yaratmak... Bu sessizlik konsensüsünü bozma girişimleri –kasıtlı ya da kasıtsız- ortaya çıktığında, bu tutumun her iki cenahta birden ayıplanması ve reddedilmesi sağlanabilirse, geçmişin geleceğimizi riske atmasını da önleyebiliriz.

Ben eminim ki zaman bu işi her şeyden daha iyi çözecek. Savaş yaralarının çok taze olduğu bugünkü şartlarda kabaca “iki hikaye”ye indirgenen bu tarih, zaman geçtikçe çeşitlenecek, melezlenecek; birbiriyle hem ortak noktaları hem de ayrılıkları olan, nüanslar içeren çok sayıda anlatı çıkacak ortaya.

Ve hepsi de gerçeğin bir parçasını barındıracak içinde.

  • Yorumlar 3
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89