• BIST 106.711
  • Altın 143,514
  • Dolar 3,5567
  • Euro 4,1387
  • İstanbul 24 °C
  • Diyarbakır 27 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 22 °C
  • Berlin 16 °C

İki cephe

Murat Belge

İktidarda AKP, karşısında, Meclis’te grubu olan CHP- MHP ve HDP. Bir saflaşma böyle şekilleniyor. Muhalefette bulunan üç parti de topluma kendi projelerini, önerilerini sunarken 2002’den beri oylarını artırarak gelen AKP’nin payını azaltmaya çalışacak. AKP’ye karşı muhalefet ediyor olmak, bu üç partinin bu noktada “yanyana” durması keyfiyetini getiriyor (daha önce saçma sapan birtakım tepkilere yol açan bir konuşmada söylediğim gibi).

Derken, Papa Françesko 1915 Kıyımı’nın yüzüncü yıldönümünde bir ayinde “Soykırım” diyor ve tabii Türkiye’de bir kıyamet kopuyor. Yukarıda değindiğim “yanyana durma” pozisyonu değişiyor; Papa’ya karşı bir deklarasyon hazırlanıyor. AKP, CHP ve MHP bunu destekleyen üç parti olarak yanyana duruyorlar. Bu sefer HDP onların yanında yok.

Siyaset bu; olur böyle şeyler” deyip geçecek miyiz, yoksa bu durum, üzerinde biraz kafa yormayı gerektiren bir durum mu?

Bence öyle. Birinci “yanyana duruş” bence bir “konjonktür” sorunu. Dört partinin biri iktidar, ötekiler muhalefet.

İkinci “yanyana duruş” ise “yapısal”, “ilkesel” vb. Papa Françesko’nun sözleri hemen bu ülkenin milliyetçi reflekslerini harekete geçiriyor; her zamanki tepkilerini gösteriyor, bir “Türk cephesi” kuruyorlar.

Doğal olarak bu “cephe”de HDP yok.

Ama hangi gerekçelerle yok?

O da bir başka “millî cephe” olduğu için bu tavrı alıyor olabilir mi? Yani, yıllardan beri devam edegelen bu Kürt- Türk mücadelesinde Ermeni sorunu uluslararası kamuoyunda Türkler’i zayıf düşüren bir konu olduğu için, böyle tavır alındığı düşünülebilir mi?

O zaman, belki gene “yapısal”, ama öyle çok “ilkesel” bir duruş olmaz bu.

Kalabalıklardan söz ettiğimizde, herkesi aynı renge boyayamayız. Kalabalıkların içinde her türlü birey bulunur. Şu yukarıda değindiğim motivasyon türüyle hareket edecek Kürtler olabilir ve mutlaka vardır.

Ama ben HDP’nin bu gibi “mülahaza”larla böyle tavır aldığı kanısında değilim. HDP’nin “yapısal” olduğu kadar “ilkesel” bir tavır aldığını düşünüyorum.

Bunu yalnız sözkonusu, Papa’ya karşı tavır takınma olayına bakarak söylemiyorum. Daha bir dizi olay, sorun, şu bu var ki HDP bunlarda “demokratik” olan tarafta bulunmayı tercih etti. Bu arada, Ermeni sorununun kendisinde de Kürt siyasetçilerin tavırları Türk siyasetçilerin takındıkları tavırlardan çok farklı. Büyük çoğunluğu bu acı olayda Kürtler’in de payı olduğunu inkâr etmiyor. Bu konu çerçevesinde yapılmış toplantılarda da bulundum. “Bizi Türkler kullandı, biz masumuz,” diye konuşan birkaç kişi olsa da (hiç olmasa şaşardım) çoğunluk öyle değil.

Baskı altında olan, baskıyı ve zulmü yaşayan taraf olmak, belirli genel koşullarda, demokratikleşme isteklerini güçlendirebilir. Tabii bunun tersi de geçerlidir. Yıllardır gerilla savaşı veren Kürtler arasında hiyerarşik alışkanlıkların ve askerî bir mantık ve o tür bir disiplinin köklenmemesi mümkün değil. Gelgelelim, bunların yanısıra sivil- demokratik eğilimlerin de güçlendiğini gözlemlemek mümkün. Sanırım Kürt siyasî hareketinin kendisi bir “geçiş süreci” içinde. Bütün bu olaylar arasında kadınların doldurduğu yer bana son derece önemli görünüyor.

Papa’nın konuşmasına karşı kurulan “cephe”de HDP’nin yer almamasını Erdoğan hemen diline doladı: “Hani Türkiye partisi olmuştunuz?” üslûbuyla.

Ermeni konusunda “inkârcı” tavır almayınca, “Türkiye partisi” olunmuyor. Bundan çıkacak sonuç bu. Yani Erdoğan yalnız HDP ile normal sayılacak bir siyasî polemiğe girmiyor, Ermeni sorunu karşısında kendi seçtiği taktiği benimsemeyenleri (ve doğal olarak bunu eleştirecek olanları) hemen “Vatana ihanet”le suçlamaya hazırlanıyor.

Bu koşullarda, böyle bir ortamda, demokrasiden yana olanların HDP’ye destek olması önemli ve gerekli görünüyor. Bu, süreç içinde, demokrasi için mücadele verirken aynı zamanda demokratlaşmanın şu anda gözle görülebilen tek geçerli yolu.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89