• BIST 83.067
  • Altın 146,397
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 5 °C
  • Diyarbakır -2 °C
  • Ankara -3 °C
  • İzmir 4 °C
  • Berlin -1 °C

İki başkan, iki konuşma

Ergun Babahan

Türkiye'nin Başkanı Erdoğan, İlim Yayma Cemiyeti toplantısında, Amerika'nın Başkanı Barack Obama ise Beyaz Saray muhabirleri toplantısında birer konuşma yaptı. İki konuşmanın içeriği, kapsamı, konu ve sorunlara yaklaşım biçimi, Amerika ve Türkiye'nin demokratik niteliği kadar, dinin, yolsuzluk iddialarının toplumları nasıl etkilediğini, biçimlediğini de gösteriyordu.

Obama'nın geleneksel hale gelmiş olan bu konuşması, esprilerle doluydu. Bütün başkanlar, Beyaz Saray muhabirlerine yaptıkları konuşmaları esprili biçimde gerçekleştiriyorlar. Bu Obama'nın Beyaz Saray muhabirlerine yaptığı son konuşmaydı. Konuşmasında, Hillary Clinton'dan Donald Trump'a, muhabirlerden Kilise'ye kadar herkes nasibini almış bulunuyor.

Başkanlığın en güçlü adayı Hillary Clinton yaşı dolayısıyla nasibini alıyor konuşmada. Clinton'la günümüzün çağdaş teknolojisini kullanmakta sıkıntı çeken 'Hillary Teyze' diye sesleniliyor. Obama, Miss Azerbaycan, Miss Arjantin, Miss İsveç gibi 'dünya liderleriyle' olan yakın ilişkisi nedeniyle Donald Trump'ın dış politikada en deneyimli Başkan adayı olarak öne çıktığını söylüyor. Bununla yetinmiyor, yıllardır kapatmaya uğraştığı Guantanamo'yu kapatmaya en yakın adayın Trump olduğunu söylüyor. Gerekçesi ilginç: Kendisi, su kenarındaki arazileri dönüştürme konusunda bir iki şey bilir.

Güçlülerin toplumdaki etkisini, hesap vermeme lüksünü dile getirirken, çocuk tecavüzleri konusunda Kilise ile büyük bir mücadeleye girip kazanan Boston Globe gazetesi muhabirlerinin öyküsünü anlatan Spotlight filmi için ''Yıldız Savaşları'ndan bu yana seyrettiğim en iyi fantezi filmiydi'' yorumu yapıyor. İnce düşünülmüş, üzerinde çalışılmış, videolarla süslenmiş bir konuşma özetle.

Erdoğan'ın İlim Yayma Cemiyeti toplantısında yaptığı konuşma ise tam bunun tersi içerikte. Humour'dan uzak, Gezicilerden Hizmet'e, Kürtlerden Batılılara kadar herkese öfke saçan bir konuşmaydı. Obama, Beyaz Saray muhabirliğini bırakıp CNN'in 'The Lebe' showman geçen gazeteci Jack Tapper'e, ''Gazeteciliği bırakıp CNN'e geçti'' diye takılırken, Erdoğan gazetecileri casuslukla suçlamaya, hapisteki gazetecilerin adi suçlular olduğunu iddia etmeye devam ediyordu.

Hizmet gönüllülerine yönelik sözleri, bir hukuk devleti için ciddi sakıncalar taşıyordu. Bu harekete gönül vermiş herkesi teröristlikle suçluyordu Erdoğan: ''Ortaya çıkan bunca ihanet belgesine rağmen hala bu yapının içinde kalmak isteyenlere buradan sesleniyorum. Hiç kusura bakmasınlar, başlarına gelecekleri kabul ediyorlar demektir. Terör örgütünün içinde barınanlara terörist denir. Ne dedik, legal görünüm altında illegal yapılanmada olanlar dedik. Artık illegal terör yapılanması ya da illegal terör örgütü diyecek, bu şekilde üstlerine gideceğiz."

Yolsuzluk iddialarıyla kuşatılmış olmak, ihanete uğradığına inanmak, canını yakanların canını yakma arzusu kadar, İslam'ın bu topraklarda ve genel İslam coğrafyasında yorumlanış biçiminin bu yaklaşımda etkili olduğunu düşünüyorum. Küçüklükten itibaren ''Allah çarpar'' söylemiyle başlayıp devam eden ağırlıklı olarak cezalandırıcı bir Tanrı figürü üzerinden yetiştiriliyor kuşaklar. Bu Tanrı, eğlenenleri, sorgulayanları sevmiyor.

Yasak olan, haram olan, cezalandırılması gerekenler öne çıkıyor sürekli olarak. Gülmenin neredeyse yasak olduğu, sürekli ağırbaşlılık, ciddiyet isteyen bir din yorumu bu. Bu yaklaşım sadece günlük yaşamı renksiz ve mizahsız bırakmıyor, her yerde kötülük ve düşmanlık arayışına sürüklüyor.

Sadece yasak olanla, ceza gerektiren davranışla yetiştirilen zihinlerde elbette yaratıcılık gelişmiyor. Gelişe gelişe inşaatçılık gelişiyor. Bu coğrafyadan bir Apple, bir Google, bir Über çıkmamasının altında bilimsel çalışma eksikliği kadar, yeni olandan çok yasak olana ağırlık veren bu zihniyet yatıyor.

Bununla da kalmıyor, araştırıcı olarak, gülerek, eğlenerek, kadın-erkek eşitliğini sağlayarak modern bir yaşam kurmuş insanlardan, onların yaşam biçimlerinden nefret etmeye başlıyor. Canlı bomba ve intihar eylemleriyle ceza vermeye başlıyor. İki başkanın konuşmasını okuyunca aklıma bunlar geldi.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89