• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 9 °C
  • Diyarbakır 15 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 19 °C
  • Berlin 8 °C

III.Caps: Ben sizin partinizim ben ne dersem...!

Hamid Omeri

Yerel seçimler bazı yerlerde bir sancıya dönüştü. Bir şehrin adının Ağrı olması bir başına yeterdi derken payına bir de sancı düştü şimdilerde. Sırrı'nı sakınır mı sakınmaz mı Haziran'da seçim başka olur diyerek ana konumuza geri dönelim. Ancak BDP'nin Haziran için görüşmelerini sıkı yapması lazım. Çünkü MHP ve Saadet Partisi'nin bu seçimde Ağrı'da aldığı oy oranlarının yöneleceği adres seçim sonuçlarını etkileyebilir. “Xîret” diyerek işin kolayına kaçılmamalı ve bu çerçevede Ak Parti'ye giden oylar ile birlikte az da olsa diğer Kürt partilerine giden oylar için ciddi bir siyaset geliştirilmeli diye düşünüyorum.

Bu seçimin sonuçlarını değerlendirirken ilkin Kurdistan üzerinden seçimlere bakmaya gayret ettim. Bu yönüyle de Hak-Par ve HüdaPar'dan sonra bir de Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) hakkındaki fikirlerimi yazmak istiyorum. İlk yorumumda bazı yerlerde kısmen ikaz alsa da BDP'nin genel olarak başarılı olduğunu söylemiştim. Aradan bir hafta geçti ve daha ayrıntılı bir bakışın ardından fikrim değişmedi: BDP istediğini aldı.

BDP son dönemde yürüttüğü siyaset ile bir Kurdistan partisi olmaya uzak davranışlar sergilese de tabanı ve hisleriyle bir Kurdistan partisidir. Yönünü HDP projesi ile ne kadar Ankara'ya çevirse de farklı söylemlerinden ziyade rengiyle Kurdistanidir. Bu düşüncem bir partiyi içinde olmadığını iddia ettiği bir kalıba sokmak ya da kimlikle tanımlama çabası değildir. Bu düşüncemin temel sebebi şudur: Nesnel siyasi durumunun Türkiye'ye işaret eden sesine rağmen partinin dip akıntısından çağıldayan Kurdistani sestir. Bunu meydanlara yansıyan BDP kitlesinin atmosferinden yola çıkarak söylüyorum. Yoksa bu partinin yöneticileri ve mebusları yürüttükleri siyaset ile artık bir şey söyleyememe riski ile karşı karşıyadırlar. Çünkü kürsüye çıktıklarında kitlenin heyecanı kadar bir heyecan taşıma takatine ve cesaretine sahip değiller. Aksine o heyecanı bir siyasi güce ve etkiye dönüştürmek yerine bir denge ve direktif doğrultusunda adına merkez denilen potada söndürme ve eritme gayretindedirler.

Kurdistan halkı özgürlük ve ülke dedikçe BDP, ulus düşüncesi ile yola çıkan bir hareket olduğunu unutarak bu düşüncenin artık çok tehlikeli olduğunu söylemeye çalışarak kitlesini merkeze yönlendirmektedir. Burada bir parantez açarak yerel idareler üzerinden ulus düşünce hedefine erme fikri üzerinde durmak lazım. Buna peşinen mümkün değil demek doğru olmamakla birlikte bir geçiş süreci olarak değerlendireceğimiz bu periyoda baktığımızda şimdiye değin Yerel İktidardan Devletleşmeye dair herhangi bir emare gördüğümüzü de söyleyemeyiz. Çünkü BDP belediyeciliği diyebileceğimiz bir belediyecilik anlayışı ne yazık ki şekillenmedi. “Çaycı”nın Başkana hesap sorması her ne kadar eleştiri alsa da bir özellik ve farklılık olması yönüyle önemliydi ancak bu durum BDP belediyeciliğini ne kültürel manada ne de hizmet noktasında ayrı bir yere taşıyamadı. BDP belediyeciliğinin farklı bir su politikası var mı? Yok. BDP belediyeciliğinin farklı bir ulaşım politikası var mı? Yok. BDP belediyeciliğinin kısmen “Sur” dışında beliren bir “kimlik” politikası var mı? Yok. Dolayısıyla BDP'li belediyeler başta Diyarbekir olmak üzere yerel yönetimlerde hizmet geliştirme noktasında yeni bir ufuk açamadıkları için 'yerel' ve 'yerli' bir kimlik kazanamadılar. Bu yönüyle imar ve rant tartışması İstanbul ve Ankara'da da var Diyarbekir'de de. Elitleşen siyaset sınıfı Türkiye'nin her yerinde belirdiği gibi Kurdistan'da da belirmiş durumda.

Mesela Diyarbekir Büyükşehir Belediyesi gerçekleştirdiği hizmetten öte Sayın Osman Baydemir'in insanın bazen sabır taşını çatlatan sabrı ile takip etmek durumunda kaldığı hitabet üslubuna ve belki de sıcaklığına yaslandı. Solun muhafazakar kanada yönelimi söz konusu ya BDP bunu bir ölçüde Sayın Altan Tan ve Baydemir ile denedi. Kanımca Tan, sesinin rengi ve siyaseti ile kendisine çokça umut bağlanılmasına rağmen çemberin dışında kaldı ancak Baydemir ile bu maya büyük ölçüde tuttu. Zira halk onun geleneğe yaslı “civat” uslubunu sevdi. Yani yine siyaset ve hizmette daha çok hisler ön plana çıktı. Peki ya yerel hizmet noktasında beliren üslup: Üzgünüm ama yok!

Sonuç olarak BDP eli ile yönetilen belediyelere baktığımızda genel olarak siyasi ve ideolojik belediyeler olduklarını söyleyebiliriz. Siyasi abiler de belediyeye başka türlü baktıkları için 2014 yerel seçimlerinde kısmi bir ikaz aldılar. Diyarbekir ve Hakkari örneği üzerinde durulabilir. BDP bu seçimde bir kez daha hizmet oyu değil siyasi bedel ve “herkesin hayalinde” tuttuğu ulus devlet oylarını aldı. Ancak alınan ikaz verilen bedeller üzerinden geliştirilen siyasetin artık terkedilmesi gerektiği yönündedir. Barış ve Demokrasi Partisi bahsettiğimiz hisler ve dip akıntısına dönük bir siyasi dil ve söylem geliştirse belki bu işaret fişekleri yakılmayacak. Fakat tabanın ve toprağın da yorulduğunu unutmamak lazım. Bu bağlamda BDP'nin ben sizin partinizim ben ne dersem o olur yaklaşımı 2014 yerel seçimlerinde kısmen de olsa yara almıştır. İdare edilecek belediye sayısı artmıştır ancak eğer BDP bu belediyelerde yine bir BDP Belediyeciliği kavramı ve kimliği oluşturmaz ve merkeze entegre olma ısrarını sürdürürse kendi eli ile güçlü alternatiflere çağrı yaptığını da ciddi ciddi hesaba katmalıdır.

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89