• BIST 97.717
  • Altın 143,837
  • Dolar 3,5683
  • Euro 3,9936
  • İstanbul 15 °C
  • Diyarbakır 9 °C
  • Ankara 5 °C
  • İzmir 15 °C
  • Berlin 13 °C

İhsanoğlu nasıl bir aday ve şansı var mı?

Ali Bayramoğlu

Muhalefet aradığı adayı sonunda buldu:

Ekmeleddin İhsanoğlu.

İhsanoğlu kaliteli, saygın, uluslararası bilinirliliği olan ve etkili bir isimdir, buna şüphe yok.

Temsil ettiği Doğu'nun muhafazakar kültürü, İslami kültürüdür. Bunun yanında Batı'yı da değerleri ve sistemiyle bilen Harvard ve UNESCO'da çalışmış bir bilim ve kültür adamıdır. Ancak kamuoyu ismini daha çok AK Parti döneminde, 2005'te İslam Konferansı Örgütü Genel Sekreterliği'ne seçilmesiyle duymuştur.

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı olarak Baykal, Sami Selçuk, Rıza Türmen gibi isimleri önermesi beklenirken bir muhafazakarı, İhsanoğlu'nu seçmesi şüphe yok tartışılacaktır.

Bu seçimde etkin olan, görebildiğim dört neden var.

İlki, Ağustos seçimlerinde başta CHP olmak üzere muhalefetin ana motivasyon olarak Tayyip Erdoğan'ı, AK Parti'yi engellemek üzerine kurulu, bu açıdan kısmen siyasi, ancak önerileri ve iddiaları açısından edilgin ve kısmen siyaset dışı bir strateji benimsemesidir.

İkincisi, bu çerçevede, CHP seçmenini ürkütmeden diğer muhafazakar oyları da çelebilecek ya da çekecek bir isim arayışının önplanda olmasıdır…

Üçüncüsü, özellikle CHP'nin Tayyip Edoğan'ın kutuplaşmacı, sert, popüler dili üzerine oynamayı tercih etmesi, bunun karşısına yumuşak, tansiyonu düşük ve nispeten elit bir tarzı siyasi bir koz olarak çıkarmak istemesidir…

En nihayet dördüncüsü siyasi kökenli cumhurbaşkanı ve adayı fikri ve profilinden uzak durarak Anayasa'daki Çankaya statüsünü muhafaza etme, tarafsız ve partilerüstü cumhurbaşkanlığını koruma güdüsüdür…

İhsanoğlu üzerinden devam edelim ve soralım:

'İhsanoğlu nasıl bir aday ve şansı var mı?'

Burada asıl mesele 'muhafazakarlık'tır ve 'nasıl bir muhafazakarlık sorusu'dur.

Görmek gerekir ki, daha önce etkin görevlerde bulunsa da, devlet tarafından taltif edilse de, Ecevit'in övgüsünü kazansa da, muhalefetin cumhurbaşkanı adayı, aslında AK Parti döneminin önemli aktörlerinden birisidir. Daha doğrusu AK Parti döneminde önemli bir aktör olmuştur. İslam Konferansı Örgütü Genel Sekreterliği sırasında AK Parti'ye çok yakın çalışmış, AK Parti'nin bir dönem izlediği dış politikanın parçası haline gelmiştir.

CHP ve MHP, ancak özellikle CHP böyle bir çizginin adayını tercih ederken 'muhafazakarlaşma' eleştirisiyle de karşı karşıya kalabilir, 'Yeni Türkiye'ye uyum sağlama' övgüsüyle de…

Bunların oylar ve seçim üzerindeki etkisi zamanla şekillenecek, özellikle kampanyalar sırasında kendisini belli edecektir.

İhsanoğlu'nun Müslüman Kardeşler'e mesafeli durması, Sisi'nin müdahalesine 'darbe' demekten çekinmesi, Suriye'de 'Esad'lı bir geçiş' önermesi ve AK Parti'nin dış politik tutumuna ters düşüp, eleştirel yaklaşmaya başlaması siyasi iktidar ile arasındaki ilişkiyi daha da bozmuştu. 'İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu'nun ne iş yaptığını bilen var mı? Bu zat, darbeden sonra Mursi'yi suçlamıştı' sözleri AK Parti sözcüsü Hüseyin Çelik'e aittir ve oldukça tazedir…

Bu çerçevede Ekmeleddin İhsanoğlu'nun, CHP ve MHP'nin dış politik tavrına uygun olmakla birlikte, eski tür Arap rejimlerine yakın duran eski tür dengeci, steril, hatta devletçi bir muhazafazakar olduğu eleştirisiyle karşılaşacağına şüphe yoktur.

Bunun seçim kampanyası sırasında Tayyip Erdoğan tarafından kullanılması ve İhsanoğlu'na verilecek muhafazakar oylara bu açıdan yükleme yapılması muhtemeldir.

Şimdi işin İhsanoğlu dışındaki, daha çok CHP ve MHP'nin siyasi tercihleriyle ilgili kısmına geçelim…

Bu tercih, yukarıda da söyledik, siyasi parti geçmişi olmayan bir cumhurbaşkanı tercihidir ve tarafsızlık 'cumhurbaşkanı modelini olduğu gibi korumak' fikri üzerine kuruludur.

Oysa açıktır ki, genel oyla seçilecek bir cumhurbaşkanı ve Tayyip Erdoğan'ın adaylığıyla Türkiye, siyasi iktidarın arzusundan bile bağımsız olarak, 'parlamenter rejim limanından çıkış startı' verecektir.

Bundan böyle tartışma o limana geri dönüş üzerine değil, açıklara doğru nasıl bir rota izleneceği üzerine kurulu olacaktır. Başka deyişle 'gerçek' soru, 'neden hareket' değil, 'nereye hareket' sorusudur. Siyaset, nereye sorusuna verilecek yanıtlar ve bu yanıtları şekillendirmek üzere yapılırsa anlam taşıyacaktır. Muhalefet bu konuda da tutucu davranarak, gelecek ve ufuk fikri taşımayan, salt ince ayar, tehlike bertarafı ve direnç üzerine kurulu bir tercih yapmışır.

İhsanoğlu'nun seçim kampanyasındaki en büyük katkısının üslubu olacağını düşünüyor ve umuyorum. Kampanyada bu üslup, ülkedeki gerginliği aşağıya çekebilir. Bu bir ihtiyaç. .

Ancak bunun, Tayyip Erdoğan'ın bileğini, bırakın bükmeyi, yerinden bile oynatacabileceğini sanmıyorum…

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89