• BIST 89.270
  • Altın 146,921
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • İstanbul 10 °C
  • Diyarbakır 6 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 10 °C
  • Berlin 10 °C

İhanet

Yalçın Akdoğan

Hakaret, iftira ve karalamanın içiçe geçtiği bir kavramdır ‘ihanet’... Sizden olan birinin size kötülük yapması, zarar vermesi anlamına gelen ihanet bir yönüyle de münafıklık suçlamasıdır. Vatana, millete, dine yönelik ihanet suçlamaları daha ağır anlamlar taşır. Maalesef son zamanlarda bu kavramın ulu orta kullanıldığını, sorumluluk mevkiinde bulunan şahsiyetler tarafından sorumsuzca birilerine yöneltildiğini görüyoruz.

En son MHP Genel Başkan Devlet Bahçeli, AK Parti’yi milli güvenliğimiz ve geleceğimiz açısından bir numaralı tehdit ve ihanet cephesi olarak niteledi. “İhanetin beli kırılacak, kökü kazınacak” diye devam eden zehir zemberek konuşmasının Başbakana atfen ‘zehir dili durulmadan bahar gelmeyecek’ cümlesiyle özetlenmesi ise traji-komikti.

MHP uzun zamandır siyasi söyleminin merkezine ihanet ve hain kavramlarını yerleştiriyor. Siyasi rakibini düşmanolarak gören bu çarpık anlayışın hain suçlaması yapması ülkesini ve milletini seven milyonlarca insanın kanına dokunuyor. Bir parti başkanı, içinde çirkin yakıştırmalar bulunan bu kadar sorumsuz bir dil kullanır mı?

Ufuksuzluk, vizyonsuzluk ve fikirsizlik sebebiyle siyasi rakibiyle baş edemeyenler hakarete ve iftiraya tevessül ederler.

***

MHP’nin hainlik lafları, demokratik açılım süreciyle birlikte yoğunlaştı, çözüm sürecinde zirveye ulaştı.

Her zaman söylüyorum: Bu tür zor ve meşakkatli süreçlerde farklı kaygılar, hassasiyetler, uyarı ve eleştiriler mutlaka olacaktır. Ne iyi niyetli olarak bunları yapanlar kategorik olarak çözüm karşıtı veya savaş yanlısı olarak görülebilir, ne de farklı yöntemlerle çözüm için çabalayanlar hain olarak yaftalanabilir. Eğer maksat ülkenin ve milletin menfaatleri ise herkes samimi hissiyatını, fikir ve tavrını ortaya koyabilir. Bir partinin iktidarı ihanetle suçlaması çirkin ve yakışıksız olduğu gibi, sürece yönelik eleştiri ve uyarı getirenleri farklı niyetlerle suçlamak da yanlıştır.

İnsanların birbirlerine bu tür yakıştırmalar yapması diyalog, hasbihal ve uzlaşı zemininin ortadan kalkması anlamına gelir. Vatanseverlik ölçüsü kimsenin tekelinde değildir. Hak ve had tanımaz bu tür değerlendirmeler insani, vicdani ve İslami duyarlılığı yok eder.

Kimine göre biz PKK ve PYD’ye yönelik eleştirileri çözüm karşıtlığı olarak lanse ediyormuşuz. Oysa gerektiği durumlarda PKK’ya yönelik en sert eleştirileri ve değerlendirmeleri yapmaktan kaçınmayan biziz. PKK canibinden bize yöneltilen saldırılar da bunu gösteriyor. Çözüm sürecinde olmak kimseye eleştirilemezlik hakkı kazandırmıyor. Yanlış yapanı da, yanlış olanı da eleştirmek sürecin selametinedir. Hatta Cengiz Çandar (PYD uyarımız sebebiyle) bizi Kürtleri tehdit etmekle suçlamış. Uzun zamandır bizi ‘Kürt düşmanı’ kategorisine oturtmaya çalışan bu yazar hala miadını dolan bir anlayışın kavramlarıyla ve ezberiyle hareket ediyor. Sizin yazdığınızı-söylediğinizi merak edip okumak yerine yalan yanlış bir haberi veya bir bütünün küçük bir parçasını veri alarak yorum yapma hastalığı gazetecileri hep yanlışa sürükler. Bayat ezberlerle hareket etmek yerine biraz okumak, araştırmak, söylenenleri anlamaya çalışmak daha doğru bir yöntemdir. Sanırsınız ki çözüm sürecini başlatıp sonuca ulaştırmaya çalışan onlar, bozmaya çalışan biz! Bir yandan MHP’nin hakaretleri, bir yandan PKK’lıların saldırıları, diğer yandan da bunların afra tafraları...

Tekraren söylüyorum: PKK’yı eleştirmek Kürt düşmanlığı olmadığı gibi, çözüme ulaşmak için çaba göstermek de PKK’ya arka çıkmak değildir. Bizi Kürt düşmanı ilan eden zihniyet ile hain ilan eden zihniyet arasında sadece renk farkı var. 

Çözüm sürecinde ihtiyat ve teenni ile hareket etmekle birlikte lüzumsuz karamsarlık pompalamamak gerektiğini söyleyip duruyorum. Kategorik ve indirgemeci davranmak herkese kaybettirir. Hükümet çözüm sürecinde farklı ses duymak istemese düşüncesi uyuşmayan birçok ismin bulunduğu Akil İnsan heyetleri oluşturmaz, Meclis’te komisyon kurmazdı. Ekrem Dumanlı’nın dediği gibi ‘ne toz pembe rüyalar görmek, ne kabuslar eşliğinde yürümek’... Ağıt yakmak veya bayram yapmak durumda değiliz. Kanlı ve kronik bir sorunu çözmek gibi tarihi bir mesuliyetle karşı karşıyayız. Bu mesuliyet, sadece hükümetin değil 76 milyonun omuzlarındadır. Bu yüzden kırmadan ve incitmeden tartışarak ortak aklı oluşturmak, hayırlı bir sonuç için hep birlikte gayret etmek durumundayız. Küçümseyen, hakaret eden, çarpıtan bir üslup sadece kaybet-kaybete kapı açar.

  • Yorumlar 3
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89