• BIST 82.363
  • Altın 147,033
  • Dolar 3,7764
  • Euro 4,0385
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır -2 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 6 °C
  • Berlin -6 °C

İdeolojiler çökerken

Mümtaz er Türköne

Zeytinburnu Belediyesi’nin düzenlediği İslâmcılık Sempozyumu, uzun zamandır hasret kaldığımız bir düşünce fırtınasına vesile oldu. 

Birkaç eksik dışında, bu konuda söz söyleme ehliyetine sahip düşünce sahiplerini tam kadro halinde bir araya getirmek takdire şayan bir başarı. Yaklaşık bir yıl önce “İslâmcılık öldü” demiştim. Verimli bir tartışma başladı. Sempozyum, bu tartışmaların geldiği yeri görme fırsatı verdi. Daha fazlası da var. Sempozyumu takip ederken daha açık fark ettim: Sadece İslâmcılık değil, bütün ideolojiler çökmüş durumda. Muadili veya rakibi olmadan bir ideolojinin tek başına saltanat sürmesi mümkün mü?

Biz Zeytinburnu’nda İslamcılığı masaya yatırıp, tıp fakültelerindeki anatomi dersi ciddiyetiyle otopsi yaparken; ölüm sebebine dair deliller Türkiye gündeminin ilk sıralarındaydı. İlkinden başlayalım: Başbakan’ımız ABD’yi, Suriye’ye askerî müdahaleye ikna etmeye çalışıyor. Nereden nereye? 2002’de ABD askerlerinin Irak’a geçişine izin vermeyen iktidar, bugün Suriye’ye girmesi için ABD’yi ikna etmek için akla karayı seçiyor. Fakat dünün hegemonik gücü bugün aynı şeyi yapmaya yanaşmıyor. Bu davetin bir mahzuru var mı? Hiçbir mahzuru yok. Bir Müslüman ülke bir başka Müslüman ülkeye müdahale için “kefere”yi başka bir “kefere”nin, Rusya’nın önüne çıkartıyor. Gerekçe, meşrû ve ahlakî: Başbakan’ımızın “görünce çılgına döndüm” dediği, Banyas’ta kurşunlanan bebeklerin ölü bedenleri. İslâmcılığın, bütün inançların, ideolojilerin ve mazeretlerin ötesinde o çocukları yaşatacak bir gücü, en azından bir sözü yoksa önce, -ölü veya diri- mezara yerleştirip, üstünü kapatmamız ve bu ayıpları yaşamaktan onu kurtarmamız lâzım. Çıkartılacak önemli birçok sonuç var. Bir tanesi: Artık Amerikan emperyalizmi, ideolojilere irtifa kazandıran bir rüzgâr olma vasfını kaybediyor.

Swoboda’nın Kılıçdaroğlu’na çektiği fırçayı, İslâmcılığa rakip bir ideolojinin gaybubetine delil olarak yorumlamayı deneyin. Sesi çıkan sol, Suriye’nin beşinci kolu, koskoca laik ve sosyal demokrat CHP lobi merkezi gibi ortalıkta dolaşırken, mezhebi geniş Avrupalı sosyalistler bile bu ajan-provokatör rolüne isyan ederken, İslamcılığın arz-ı endam edeceği ve kendisine sınırlar çizebileceği bir siyasî yelpazeden bahsedebilir misiniz? İslâmcıların kabahati yok; ama sonuç acı: İslamcılık kendisini var eden en değerli gerekçesini, düşmanlarını kaybetti.

Bir başka gerekçeyi, bir zamanlar korku filmi çevirir gibi iş gören Anayasa Mahkemesi’nin bugün aklı başında başkanının “kurumsal bir özeleştiri” gibi tarihi yeniden dosdoğru yazan sözlerinde bulabilirsiniz. Koskoca Anayasa Mahkemesi Başkanı bu özeleştiriyi yapıp “Laiklik adına olmadık maskaralıklar çıkardık ortaya.” derken, İslâmcılara söyleyecek bir şey kalıyor mu? Ortalık yere söyleyecek söz, yiğidin keskin kılıcının keseceği bir taş, devireceği bir baş kalmayınca? Azgın azınlık karşısında korunacak mazlumların hakları, artık koruma altına alınınca?

Türkiye Kürt sorununu ideolojilerin gücü ile değil, siyasetin ve diplomasinin imkânları ile çözüyor. Çözerken milliyetçiliği de buharlaştırıyor. Türkiye, birlik ve bütünlüğünü bu imkanlarla çözerken, Kürtlere nefes alacak bir alanı hâlâ inşa edemeyen Türk milliyetçiliğinin, yüz yıllık kültür milliyetçiliği ile ve milliyetçiliğin dev ideolojik geleneği ile bir bağı kalmış oluyor mu? Çözüm aynı zamanda milliyetçiliğin bütün tezlerinin iflası ve varlık sebebinin ortadan kalkması değil mi? Sadece Kürtlerin eşit vatandaşlık talebine direnmekten başka siyasî ufku olmayan bir milliyetçiliğin hâlâ yaşadığını iddia edebilir misiniz?

İdeolojilerin çarpıttığı gerçekler, hayatın ve değişen dünyanın zaruretleri karşısında aslına rücu ediyor; yeniden hüküm sürmeye başlıyor. İdeolojilerin makyajı akıyor. Bölgemizde eski rakiplerimizle baş başa kaldık. İdeolojilerin labirentlerinde dolaşarak kaybedecek zamanımız yok. Hemen şimdi karşılaştığımız sorunları çözecek, ideolojilerin şizofrenik dünyasının arınmış salim bir akla ihtiyacımız var.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89