• BIST 97.713
  • Altın 144,103
  • Dolar 3,5652
  • Euro 3,9996
  • İstanbul 20 °C
  • Diyarbakır 23 °C
  • Ankara 23 °C
  • İzmir 24 °C
  • Berlin 19 °C

İdamın kalkmasının gerekçeleri

Murat Belge

İnsan öldürmek, hoşgörülemez bir şeydir. “İdam” dediğimiz şey, “devletin taammüden insan öldürmesi” demektir. Bunun geçerli olabilmesi için devletin âleti, edevatıyla, tüzükleri ve teamülleriyle, personeliyle bunu yapmaya hazır olması, gerekir. “Kara Ali, şu adamı boğ da getir, kafasını şurada sergileyelim” demekle olan bir şey değildir. Kendini “devlet” diye tanımlayan bir örgütlenme, tarihin bu çağında, üzerine “adam öldürmek” gibi bir görev alamaz.

İdamın yasak olmasının ciddî, ilkesel gerekçesi budur. Siz şu bu, bir yığın ayrıntı göstererek devlete öldürme hakkı tanırsanız, “öldürme” fiiliyle mücadelede yaya kalırsınız.

Bir de, sonuçta, gene ilkesel, psikolojik bir gerekçe var: ta, Caryl Chessman zamanından (yani ellilerden) beri tartışılan bir konu: insanoğlu değişir! Yani siz, X’i, 1990’da yaptığı bir işten ötürü altı yıl yargıladınız ve 1996’da idam ettinizse, aslında, o işi yapan adamı idam etmediniz. O adamın değişmiş olabileceğini, kendi yaptığı işe şimdi bambaşka bir gözle baktığını hiçbir şekilde hesaba katmadınız.

Sosyoloji de var, işin içinde, psikolojiyle karışık: “bireysel” düşünce veya eylemlerimizin sandığımız kadar “bireysel” olmadığını anlatıyor bize. Toplumsal ideoloji, “birey” dediğimiz o kişinin içinde yetiştiği ortam, koşullar, bir yığın etken. Bunları düşünmeye başladığımızda, “suç” dediğimiz şeyin o kadar da bireysel olmadığını görüyoruz. Ben kendi hesabıma şu son yıllarda, başta Hrant, rahip veya misyoner cinayetleri kadar korkunç suçlar görmedim. İyi de, Santoro’yu öldüren o küçük çocuğun bütün o çevre düşünülmeden, bu işi kendi “bireysel” kararı ve iradesiyle yaptığına kendimi inandırabilir miyim? Ogün Samast’ı bayrak önünde aralarına alıp aile fotoğrafı çektiren güvenlik elemanları varken, Samast’ın “bireysel suç” işlediğini söyleyebilir miyim?

Ama bunlara da gelmeden, yukarıda saydığım nedenlerle, “Bunlar idam edilmelidir” diyebilir miyim? Diyemem. “Değişme”, yaptığı şeyden pişman olma gibi ruh hâllerinin izi görünmüyor bu insanlarda; kendilerini kurtarma içgüdüsel debelenmesinde oraya göndermeler yapsalar da. Ama bu hiç değişmeyecekleri anlamına gelmez. Yaptıklarından son günlerine kadar kıvanç duysalar bile, bu, bir gün daha yaşasalar pişman olmayacaklarını kanıtlamaz.

Sorun yalnız “suçlu”nun değişmesi değil. Hayatın genel kuralları gereği hepimiz değişiyoruz. Bir dönemde, o dönemin ideolojisi, genel değerleri içinde “idamlık” suç gibi görünen bir şey, bir başka dönemde sıradan kabahat, belki başka bir dönemde hattâ erdem olarak görülebilir. Başbakan dünya tarihinde hangi yer ve zamanda nelerin idam gerektirir suç olduğunu bir tarasın ya da uzmanlarına taratsın. Cadı diye yakılanları, Müslüman ya da Musevi diye Engisizyon’un yaktıklarını gözünün önüne getirsin. Bugün “cinayet” diye nitelediğimiz bu olayları yapanların doğruyu yaptıklarından en ufak bir şüpheleri yoktu. Başbakan nasıl ağzından çıkan herhangi bir yargıya zerrece “tebeti şüphe payı” ayırmadan esip savuruyorsa, bütün o insanlar da dinlerinin kuralları olarak belledikleri şeyleri tereddütsüz yerine getiriyorlardı. Din değil de, “seküler iman”larının gereğini aynı yöntemle uygulayan Robespierre’ler, Stalin’ler de eksik olmadı.

Tabii “adlî hata” sorunu da var. Adamı astınız, bir zaman sonra o suçu o adamın işlemediği ortaya çıktı. Ne olacak? Öldürmek kadar nihai bir şey yok! Nasıl düzelteceksiniz? Ama bu, başlı başına çok önemli olmakla birlikte, ilkesel bir itiraz değil, “idam”a pratik bir itiraz.

Başbakan, sözlerine bakılırsa, “intikam”la ilgileniyor, ama bir de “ibret” argümanı vardır, idamı meşrulaştıran. Bu çoktan, ampirik olarak, istatistikle çökmüş bir iddia. Başbakan’ın özendiği Amerika’da (elli devletin yarısından çoğunda idam fiilen uygulanmıyor) en çok idam Texas’ta. Nasıl oluyor? İbret alınacaksa, niye alınmıyor?

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89