• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 12 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 17 °C
  • Berlin 11 °C

İçeride olmak, dışarıda var olmak

Selma Irmak

Kısa bir aradan sonra tekrar merhaba... Şimdiye kadar yazılarımızı içeriden bakan bir göz olarak yazmaya çalışıyorduk. Bundan sonra yüreğinin yarısı içeride biri olarak; hem içeriden hem dışarıdan bir göz olarak yazmaya gayret edeceğim...

14 Nisan 2009’da başlayan tutukluluk sürecimiz ardımızda binlerce yoldaşımızı bırakarak buruk bir 4 Ocak günü sona erdi... Beş yıl boyunca adeta cadı avına dönen, gözü dönmüş bir pervasızlıkla sürdürülen siyasi soykırım operasyonları, Kürt halkının her koşul altında soluk soluğa yürüttüğü direnişe ve özgürlüğe kilitlenmiş kararlı duruşuna çarpıp geri dönmüştür. Yapılan tasfiye hesapları bir kez daha boşa çıkmıştır. Bu operasyonları tezgahlayanlar kurdukları “kumpasın” bir gün ayaklarına dolanacağını hiç hesap etmediler sanırım... Bizler, tahliyelerimizin halkımızın bu muazzam direnişi sonucu geliştiğini biliyoruz. Bu duruşa cevap olmayı ahlaki bir görev bileceğiz.

Seçim sathına girdiğimiz böylesi yoğun ve kritik bir süreçte dışarıda olmak avantaj mı dezavantaj mı bilemiyorum. Kendimizi önce sudan çıkmış, sonrasında da suya kavuşmuş balık gibi hissettik desem yanlış olmaz. Çıktığımız ilk andan itibaren halkımızın yoğun ilgisiyle, adeta bir sevgi seliyle karşılandık. Bu sevgi selinin içinde bazen ezilme tehlikesi atlatsak da anlatılmaz bir coşku ve heyecan vardı hem bizlerde hem bizleri karşılayan, bağrına basan kitlelerde. Bu olağanüstü heyecanın coşkunun ancak “direne direne kazanılabilecek” bir başarmanın sevinci, coşkusu ve morali olduğunu söylemeye gerek yok sanırım.

İlkin seçim bölgelerimize yaptığımız gezilerdeki karşılamalarda, daha sonrasında Kürdistan gezisinde gördüğümüz olağanüstü ilgi, hissettiğimiz sahiplenme, bizim şahsımızda bütün tutsakları karşılama, kucaklama istemiydi ve çok şey anlatıyordu. Bu duyguyu yüreğimizin en derininde hissettik. Kadın, erkek, yaşlı, genç binlerce insan yollara döküldü, o soğukta saatlerce gelişimizi bekledi, içinde bulunduğumuz konvoy görünür görünmez tek yürek, tek ses olarak bizlere doğru aktı... Karşılamanın planlandığı durakların dışındaki yerlerden geçerken konvoyun önü bir çok kere kesildi, durdurulduk.

Otobüsten inerek halkla kucaklaştık, selamlaştık öyle yolumuza devam ettik. Bu selamlaşmanın bir tür sözleşme, söz alıp söz verme, ağır ama değerli ve anlamlı bir sorumluluk yüklenme olduğunun farkındaydık. Planlamayı zamanında ve güvenlik içinde yürütme çabasında olan arkadaşlar çoğu zaman saçlarını başlarını yolsalar da bu duruma müdahale edemediler. Biz halimizden memnunduk. ama program geciktikçe sorumlu arkadaşlar daha çok stres yaşamak zorunda kaldı. Sanırım sabırlarını fazlasıyla zorladık.

Kürdistan’da hepimizi derinden etkileyen bütün alanların bir serhildan coşkusuyla ayakta olmasıydı. Erzurum’dan Ardahan’a, Bitlis’ten Kars’a kadar her yerde yoğun ve canlı, coşkulu bir kitleyle karşılaştık. Kadınların alanlara çıkmakta zorlandığı yerlerde bile kadın katılımının çokluğu bizleri sevindiren, umutlandıran bir gelişmeydi. Örneğin ilk durağımız olan Bitlis’te mitingin en önünde kadınların kır çiçekleri gibi rengarenk görüntüsü, sonraki duraklarımızdan biri olan Karayazı da hem kadın katılımı hem gençliğin coşkusu bir şeylerin köklü olarak değişmeye başladığının en açık ifadesiydi. Kürt halkının kendi iradesine sahip çıkma, öz örgütlülüğünü oluşturma, kendi hakkındaki kararlarını artık kimseye bırakmama kararlılığının görülmesi ve en önemlisi hiçbir baskıya, zorbalığa, sindirme çabasına boyun eğmeme iradesinin en ücra alanlara kadar sirayet ettiğinin anlaşılması için bu örnekler yeterliydi bence.

Evet, cezaevi bizler için başka bir yaşam ve mücadele alanı olmuştur her zaman... Sokrates gardiyanına demiyor muydu ki; “demir parmaklık ikimizin arasında, hangimizin tutsak olduğunu kim bilebilir” diye. Yüreğimizin yarısı hala içerdeyken tam özgürlükten, ağız dolusu mutluluktan söz etmek mümkün değil kuşkusuz. Ama şu kısa süreli gözlem ve duygularımızla şunu söyleyebiliriz ki halkımızın yarattığı muazzam gelişme, toplumsal dönüşüm, irade olma kararlılığı tüm duvarları anlamsızlaştırmıştır, demir parmaklıkların gerisinde olan değil berisinde bekleyenleri tutsak kılmıştır.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89