• BIST 89.764
  • Altın 145,514
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111
  • İstanbul 7 °C
  • Diyarbakır 2 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 7 °C
  • Berlin 3 °C

İBV ve bir ülkenin büyüyen boşluğu

Hamid Omeri

Son sözümü baştan demeliyim. Bu aralar niyet ettiğim her şeye ömrüm yetmeyebilir diye bir korku kaplıyor bedenimi!

İlk bakış ile son bakışın sıcaklığı bir olmayınca bir şeyler değişmiş oluyor, biliyorum. Bu nedenle böyle üzerime dolanan, parmak uçlarımdan başlayarak çekilen değil, beynimin en ücra köşesinden başlayarak taaa parmak uçlarıma uzanan o yoğunluktan bahsediyorum.

Sözümü söyleyecektim, bakın yine aralara dolandı.

Zikzak çiziyor. Çekiniyor Oysa ibadet yerlerinde herkesten daha fazla eğilen adamların sayfa manşetlerini görünce (okuyunca demiyorum lütfen dikkat edilsin!) çocuklarından dahi önce, iyilerini, delilerini kovalayan yaşadığım ülkenin her tarafını saran o inanılmaz boşluğunu düşünüyorum.

Dışlayarak, somurtarak ve sırıtarak. Çoğu zaman ısırarak…

Yağ toplayan ya da yaza geçildi mi her türlü tahılın karıştığı heybelerin sırtlara atıldığı yollardan, hangi köyün hangi odasında kalınacağı bilindiğinden olsa, duvarlara değmiş toprağın rengi, el sürünce ele geçerdi. Öyleydi ve kederlerini ezber ettikleri o ilmi şeriyyenin arkasına saklarlardı.

Onlar; o adamlar, sabah kalkınca kaldıkları odaların serin havalarını solumayı dahi beklemeden yola düşerlerdi.

Yarın bir gün gözlerine değecek gözlerin nerede olduğunu düşünmeden aşınan ayakkabılarını bir goşkarın aşınmış, çatlamış ellerine bırakırlardı. O günlerden kalan bir duruşa dairdir sözüm.

Bir başka odanın bir başka gölgesine sığınmak için geçitler aranırken bir adam bir çadırın bir diğer çadıra ait olmadığını söylemekteydi.

Sözünü söylerken durulan sözler etmeye meyletti. Sözleri ile daha bir duruldu. Pür dikkat kesilen sözlerdi ettiği sözler.

Durulur dedi belki de dolanan, dolandırılan ya da dolayımlanan hakikat. Aslında söylediği sözler, bir ülkenin, halkından dahi gizleyerek bin bir türlü desiseler ve kirli eylemlerle sararak ve aransa dahi bulunamayacak o en arka odasına sakladığı, kaldırdığı ‘vicdan’ idi. 

Milletinin vicdanı olmaya çalışan bir ‘sarı adam’dan bahsediyorum ve onun hakkında sözler ettiği halkın kendisinin dahi söylemekten korktuğu sözlerinden. Erdemi, ahlakı, vicdanı temsil eden bu adamı, geçtiğimiz hafta sonu bir kez daha gördüm.

Yine güzel sözler etti. Yine vicdanlı ve ilmi sözler söyledi. “Dostları onu yalnız bırakmadı”nın kederi ve sevinci ile. Kamyonlarda taşıdığı malını, mülkünü (üstelik beraberce geldiği) de herkese bağışladı.

Geçtiğimiz hafta sonu, ömrünü, ülkesinin büyüdükçe büyüyen bir boşluğunu ortadan kaldırmaya adayan İsmail Beşikçi ile birlikteydik. İbrahim Gürbüz ve arkadaşları nerede olduğunu bulamayan, bilemeyen, ülkesinin, karanlıkta yolunu bulması için ömrünü adayan İsmail Beşikçi’nin adını taşıyan İsmail Beşikçi Vakfı ve Kütüphanesi’nin (İBV) açılışını gerçekleştirdiler.

Aklı bir yere takılan, gözleri dalmış ülkesinin donmuş vicdanını, on yedi yılını cezaevlerinde geçirerek ısıtmaya gayret eden İsmail Beşikçi’nin hiç kimseye verilecek bir hesabı yok ama kederini, vicdanını ısrarla reddeden ülkesinin ona verecek büyük bir hesabı var.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89