• BIST 107.206
  • Altın 143,369
  • Dolar 3,5533
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 26 °C
  • Diyarbakır 24 °C
  • Ankara 18 °C
  • İzmir 23 °C
  • Berlin 16 °C

Hükümetin yolu...

Kurtuluş Tayiz

MİT krizinin Oslo süreci yüzünden patlak verdiği yönünde kamuoyunda ortak bir kanaat oluştu. Ben buna daha çok “oluşturuldu” demeyi tercih ediyorum. Ortak algı şöyle: Hükümet, yeni bir Oslo sürecine hazırlanırken yargı müdahalesiyle karşılaştı. Erdoğan, nisan ayında Kandil için “balkon konuşması” yapacak, müzakereler yeniden başlayacaktı. MİT yöneticilerine yönelik başlatılan soruşturmayla PKK’yla diyalogun önü kesilmek istendi veya kesildi. Çatışmanın merkezinde Kürt sorunu yer alıyor.

Oslo sürecini başlatan ve yürüten MİT yöneticilerinin soruşturmanın hedefi olması, bu doğrultudaki görüşleri destekler görünüyor. Ancak, bu teorinin çelişkili ve zayıf yanları var. Kürt sorunu için Meclis’te kılını kıpırdatmayan hükümetin PKK’yla yeniden görüşmelere hazırlandığını iddia etmek pek gerçekçi durmuyor.

Uludere’de 34 köylünün bombalanarak öldürülmesine tepki gösteremeyen, hatta özür bile dileyemeyen bir hükümetten bahsediyoruz burada. Kürtlerin haklarıyla ilgili Meclis’te tek ciddi bir hazırlığı bulunamayan iktidarın, PKK’yla müzakereyi seçmiş olması sizce de biraz abartılı değil mi?

Ya da şöyle soralım: Kürt sorununun çözümüne dair herhangi bir tasarıyı Meclis gündemine taşıyamayan iktidar için Oslo’da ya da İmralı’da PKK’yla müzakere daha mı kolay? Değil aslında, üstelik hükümet için daha riskli. Gerçekçi olmak gerekirse MİT krizi, hükümetin, Kürt sorununa dair demokratik çözüm arayışının sonucu olarak gelişmedi, en azından bana hiç böyle gelmiyor. Tabii o zaman şu sorulabilir: “Oslo sürecini başlatan ve bu süreci aktif olarak yürüten MİT’in tepe isimleri neden soruşturmaya dâhil edildi?”

Bence hukuki ve siyasi olarak Erdoğan’a ulaşabilecek, onu sarsabilecek Oslo sürecinden başka “kısa yol” yoktu da ondan. Oslo, Erdoğan’ın “zayıf karnı”nı oluşturuyordu. Ve karşı tarafa, tek hamlede “şah” deme imkânı sunuyordu.

MİT krizinin esas nedeninin hükümetin PKK’yla müzakere sürecini yeniden başlatmak olmadığı açık. Bu tesbiti, Başbakan Erdoğan’ın danışmanı sıfatıyla Yalçın Akdoğan’ın şu sözleri de doğruluyor: “PKK ile yürütülen görüşmeler hiçbir zaman müzakere anlamı taşımamış, devletin herhangi bir tavizde bulunmasına sebep olmamıştır. Son dönemde İmralı ile devletin yürüttüğü bir müzakere veya diyalog söz konusu değildir. Bu durum, taktiksel ve konjonktürel bir tavır değildir. Önümüzdeki aylarda diyalogun yeniden başlayacağı iddiaları ise tamamen spekülasyondan ibarettir.”

Bu sözlerin altını tekrar çizelim: Hükümet PKK’yla veya İmralı ile diyalog içinde değil, gelecekte de olmayacak. Hükümetin bu tutumu ne bir taktik ne de konjonktürel bir tavır. Yani değişime açık değil.

Bu görüşe karşı Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in “gerekirse yine Oslo’ya gidilir” sözleri hatırlatılarak, itiraz edilebilir. Sadullah Ergin’in Meclis’te yaptığı konuşmanın özü bence siyasi iradenin kendi yetkisine sahip çıkmasıyla sınırlıdır. Ergin, bu sözlerinde sadece hükümetin siyasi tasarrufta bulunduğu bir konuya yargının burnunu sokmasına karşı çıkıyor ve eleştiriyor. Haklı olarak.

Hükümet ve bürokrasi içinde Oslo sürecini destekleyen görüşlerin olması muhtemel. Ancak Başbakan’ın dâhil olduğu yürütme içindeki etkili isimler şu aralar Oslo defterini kararlı bir şekilde kapatmış görünüyor.

Kürt sorununun çözümünde PKK’yla müzakerelerin sonuç verip vermediği hususu da ayrı bir konu. Oslo ve İmralı süreçlerinin meselenin çözümüne pek katkı sunmadığı ortaya çıktı. PKK’nın zorlayıcı tutumu burada süreci tıkadı. PKK’nın mevcut haliyle yeni müzakere süreçlerine hazır olduğunu gösteren bir işaret veya belirti de söz konusu değil.

Peki, PKK’ya rağmen hükümetin Meclis’te Kürt sorununu çözmek için elini tutan var mı? Bu konuda yapılacak, çıkarılacak pek çok yasa olmasına rağmen, hükümet tek bir girişim başlatmadı.
Bu ülkede her şey bu kadar PKK’ya bağlı hale geldiyse, hükümet Kürt meselesinde PKK’dan bağımsız adım atamıyorsa, tartışmaya ne hacet, o zaman gidip PKK’yla masaya oturup halledin bu işi.

Yeni bir Oslo sürecine karşıysa hükümet, o zaman Meclis’te seçilmiş Kürt siyasetçilerle masaya oturur. Oslo’ya hazır olan bir hükümetin Kürt siyasetçilerle diyalog kurmaktan kaçınması çelişkili bir tutum değil mi?

Gerçek durum şu: Hükümetin yolu Oslo’dan geçmediği gibi Meclis’te de bu sorunu halletmeye niyetli değil. Bu yüzden MİT krizini “müzakerelere karşı hamle” olarak niteleyip Başbakan’a ve iktidara sahte meziyetler yüklemenin pek anlamı yok.

Bence İmralı ve PKK’yla diyalogun yolu hep açık olmalıdır; İktidar, Başbakan’ın danışmanı Yalçın Akdoğan’ın önerdiği gibi bu konuda kendisini değişime kapatmamalıdır; ama hükümet zaten bu noktadan çok uzakta olduğundan, önce Kürt
meselesi hakkında Meclis’te ne yapacak, onları topluma açıklamalıdır.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89