• BIST 89.603
  • Altın 146,133
  • Dolar 3,6103
  • Euro 3,9292
  • İstanbul 10 °C
  • Diyarbakır 21 °C
  • Ankara 8 °C
  • İzmir 17 °C
  • Berlin 16 °C

Hükümete ve PKK’ya çağırı

Emre Uslu

Çözüm süreci başladığı 2009’dan bu yana yapılan yanlışlara itirazlarımı belirttim. Hükümetin Kürtlerin haklarını PKK ile müzakere ederek vermesinin yanlış olduğunu, bunun PKK’yı büyüteceğini, süreç başarılı olursa Kürtlerin haklarının en azından süreç sonuçlanıncaya kadar erteleneceğini, başarısız olursa Kürtlerin hakları bakımından yeni bir mahrumiyet dönemine girileceğini dilim döndüğünce anlattım. Israrla şunu talep ettim: Kürtlerin haklarını müzakere veya mücadelenin rehinesi yapmayın. Hemen verin.

Bu itirazlarımdan en kritik olanı şuydu: PKK sınır dışına çekilmeden müzakereye başlamayın. PKK barış konusunda samimi ise pazarlık yapmaksızın sınır dışına çekilsin/ çekileceğini deklare etsin sonra oturun pazarlık yapın. Bu pazarlığın kapsamı da PKK’nın ve liderlerinin geleceği ile sınırlı olmalı Kürtlerin hakları konusu bu pazarlığın dışında tutulmalı diye uyarılar yaptım.

Ancak hükümet MİT’in yönlendirmesiyle maalesef PKK’nın sınır dışına çekilmesi için bir pazarlık, silahların bırakılması karşılığında başka bir pazarlık yaptı. Daha da kötüsü Kürtlerin haklarını PKK’ya endeksleyerek PKK’yı kendi eliyle büyüttü.

Taraf
’ta çıkan MİT’in raporu gösterdi ki az gitmiş uz gitmiş bir arpa boyu yol gitmişiz. MİT özetle PKK’nın ancak yüzde 15’inin çekildiğini, süreçte PKK’nın büyüyüp güçlendiğini, çekilenlerin ise savaşamayacak durumda olanlar olduğunu, son dört ayda 2200’den fazla kişinin PKK’ya katıldığını, PKK’nın ekonomik olarak da geliştiğini, Suriye ve İran gibi devletlerin bölgeyi hareketlendirmek için toplumsal eylemler yaptıracaklarını rapor ediyor. Böyle istihbarat teşkilatına, uyan da balığa gidelim denir.

Olan oldu ve Lice olayı gösterdi ki PKK MİT’in ve bazı âkillerin iddia ettiği gibi bölgeyi kolay kolay terk etmeyecek. Şunun altını bir kez daha çizelim: PKK Suriye’de Esed rejiminin gideceğini hesaplayarak çözüme yanaşmıştı. Esed rejiminin güçlendiğini gördüğü için de barış sürecine ayak direyecek. Bunu bilmek için de istihbarat analisti olmanıza gerek yok. Manzara net...

Peki, bu aşamadan sonra ne yapmalı:

Gelinen durum gösterdi ki hem hükümet hem de PKK esasen barış konusunda samimi değil. Her iki aktör de konjonktür hesabı yaparak bir siyaset güdüyor. Hükümet son kamuoyu yoklamalarında oylarının yüzde 45’lerin altına düştüğünü gördü. Bunun için yeniden milliyetçi oylara dönecek. En azından oylardaki düşüşü durdurana kadar milliyetçi bir söyleme sarılacak. PKK da kendi tabanını sertleştirmek için serhildanlarla hükümete cevap verecek. Yani iki taraf da belki silahlı çatışmayı yükseltmeyecekler ama toplumsal ayrışmayı daha da derinleştirecek bir milliyetçi kutuplaşma siyaseti izleyecekler. Erdoğan’ın Gezi eylemlerindeki Öcalan posterlerini görünce birden bire “terörist başı” demesinin altında yatan gerçek bu.

Bu durumda biz her iki halk olarak iki aktörden de en azından kısa vadede kendiliklerinden bir şey beklememeliyiz. Her iki aktör de kendi tabanına hitap edecek. O hâlde Türkler Başbakan’a Kürtler de PKK/BDP’ye barış için demokratik adımlar atın diye baskı kurmalı.

2011 yılında hükümete yönelik bir çağırı yapmış ve Çözüm için 10 küçük adım atın demiştim (http://www.taraf.com.tr/emre-uslu/makale-cozum-icin-10-kucuk-adim.htm). Maalesef o kadar çözüm gargarası yapıldı ama o küçük adımlar bile atılmadı. Bu nedenle ben bu adımları hükümete yeniden hatırlatmak istiyorum:

Diyelim Kürtlerin hakları önündeki Anayasal engelleri kaldıramıyorsunuz. Diğer adımları atmanıza ne engel?

Hükümete çağrı

1)
Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı yerlere uçan uçaklarda Kürtçe anonslar yapılsın.

2)
Büyük bir barış ve kardeşlik festivali düzenlensin. Hem Diyarbakır’da hem İzmir’de Şivan Perwer’den Sezen Aksu’ya Türk ve Kürt sanatçılar kardeşlik konseri versin.

3)
Meclis Kürt diasporası arasında aklıselimi temsil edebilen Şivan Perwer veya başka bir Kürt öndere barış ödülü versin.

4)
Önümüzdeki yıl Musa Anter yılı ilan edilsin.

5)
Diyarbakır hapishanesi müze yapılsın müzenin önüne bir anıt yapılarak hem PKK’nın öldürdüğü hem devletin faili meçhullerle öldürdüğü sivil insanların isimleri yazılarak onların hatıraları yaşatılsın.

6)
Seçim barajı düşürülsün.

7)
Anadilde eğitimin önündeki engellerin ne zaman kaldırılacağı bir takvimle ilan edilsin.

8)
Devlet 12 Eylül’de Diyarbakır Cezaevi’nde ve Mamak’ta işkence görenlerden özür dilesin.

PKK’ya çağrı

a)
Madem barış istiyorsunuz ayak sürümeden Şark kurnazlığına başvurmadan bir an önce Türkiye’den çekilin.

b)
Kalıcı barışta samimiyetinizi göstermek için çözüm sürecinde hızlandırdığınız dağa çıkışları durdurun.

c)
Son dört ayda dağa çıkardığınız 2500’e yakın genci bir an önce annelerine gönderin.

d)
Bölgede halktan haraç kesmeleri artırdığınızı biliyoruz. Bunlara son verin.

e)
Öz savunma gücü gibi saçmalıkları bir an önce durdurun.

f)
Şantiye baskınlarını ve o şantiyelerde ekmek parası için çalışan işçilere karşı baskılarınızı sonlandırın.

g)
Her türlü demokratik protesto hakkına sahipsiniz ancak bunları yaparken eski alışkanlıklarınızı, taş ve molotof atma işini bir kenara bırakın artık...

Bu küçük adımları bile atmayacaksanız milleti barış diye kandırmayın...

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89