• BIST 81.618
  • Altın 145,694
  • Dolar 3,7670
  • Euro 3,9908
  • İstanbul 6 °C
  • Diyarbakır 5 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 11 °C
  • Berlin -4 °C

Hükümet ne yapmalı

Emre Uslu

Barış görüşmelerinde AKP hükümetinin son derece samimi olduğunu düşündüm hep. Ama bana göre biraz “fazla samimi”, yani saf. Zira karşısındaki örgüt, PKK’nın gerçekten barış istediğine/ isteyebileceğine inanmış bir kadro var AKP içinde. Bu nedenle AKP’yi eleştirdim ve 2009’dan beri eğer PKK ile müzakere yapacaksanız bir ön şartınız olmalı; PKK’nın silahlarını bırakmadan dışarı çıkması bir ön şart olarak muhataplarının önüne konulmalı. Böylece hem PKK’nın ne kadar samimi olduğu görülür hem de gerçekten PKK barış istiyorsa müzakereler risksiz bir ortamda yürütülür.

Gelinen süreçte aklın yolu bulundu ve hükümet benim dediğim noktaya geldi. Şimdi PKK’nın sınır dışına çıkması isteniyor. Bence bu güzel bir adım. PKK’nın sınır dışına çıkıp çıkmayacağı ayrı bir konu, ki bana göre PKK bunu reddedecek.

En son Başbakan Erdoğan “PKK sınır dışına çekilme kararı alırsa, çekilme sırasında operasyon yapılmaz” diyerek çok ileri bir adım attı. Böylece Başbakan barış konusunda ne kadar samimi olduğunu gösterdi. Sanırım ama artık Kürtler Erdoğan’ın samimiyetini sorgulayamaz.

Ancak hükümetin içinde samimi olmayanların olduğu da muhakkak. Örneğin Ankara’daki muhtemel kabine değişikliği arifesinde koltuğunu sağlamlaştırmak için kendisini “başarılı müzakere sürecinin mimarı” gibi yansıtan, olmayan gelişmeleri kamuoyuna yansıtıp boş umut yaratan, hatta “Sakine Cansız Oslo görüşmelerine katıldı” türünden yanlış bilgileri gazetecilere sızdırıp, gerçekçi barış beklentilerini yükselterek aslında kendi koltuğunu sağlama almak isteyen bakanlar var.

Hatta bu süreçte hükümete yakın bir gazetenim manşetlere çıkardığı ve merkez medyanın “kritik” bilgi diye üstüne atladığı “bilgilerin” çoğu yanlıştı ve amaç barış müzakereleri için yol almak değil koltuk hesabıyla yer sağlamlaştırmaktı.

Dolayısıyla Ankara’dan estirilen “barış kapımızda görünüyor” havalarının yüzde 60-70’inin yalan yanlış bilgiler üzerine kurulduğunu, bunun amacının barış umudu yaratmak değil, o umut üzerinden koltuk hesabı yapmak olduğunu da kayda geçirelim.

Doğrusu ben bu süreçte iki kritik figürü samimi görüyorum. Bunlardan ilki kuşkusuz Tayyip Erdoğan’dır. Erdoğan hakikaten samimi olarak bu sorunu çözmek istiyor. İkinci kişi de bana göre Hakan Fidan. Bu yüzden Fidan’ın Oslo’da yaptığı yanlışları yapmazsa bu sorunu çözebilirse Nobel ödülü alması gerektiğini, Erdoğan’dan sonra da başbakan olması gerektiğini ilk günden yazdım. Halen o noktada ısrarlıyım
.

Peki, Erdoğan ve Fidan’ın samimiyeti yeterli mi?

Elbette değil. Düşünün ki Ankara’da birileri gibi Kandil’de birçokları da insanların barış umutları üzerinden siyasal ikbal hesabı yapıyor. Dolayısıyla bu sorunu mümkün olduğunca, siyasal ikbal hesaplarından uzak, müdahalelere kapalı bir ortamda çözmeye çalışmak gerekiyor. Bunun için de şu konulara özellikle dikkat edilmeli.

1)
Boşuna beklentileri yükseltmemek gerekiyor.

2)
Kamuoyuna asla yalan bilgi vermemek gerekiyor (ki son üç haftadır en fazla bu yapıldı).

3)
Bir konuya odaklanmalı, ileri adımlar sırası geldiğince atılmalı. Şu aşamada odaklanılması gereken tek şey PKK’nın sınır dışına çıkmasını sağlamak. Bütün demeçler buna göre verilmeli ve özellikle Kürt kamuoyu PKK’nın sınır dışına çıkarılması için baskı yaratmalı. Bunun için gereken enstrümanlar kullanılmalı.

4)
PKK’nın her an süreci baltalayabileceği hesaplanmalı ki bu ihtimal barış ihtimalinden üç kat daha fazladır buna göre B, C, D, E planları yapılmalı.

5)
2009’dan bu yana yürütülen “açılım” siyaseti maalesef PKK’yı büyütmüştür. Bunun önünü alacak tedbirler geliştirilmeli, adımlar bu tedbirler çerçevesinde atılmalı.

6)
Öcalan’ın PKK’nın lideri değil sadece bir sözcüsü olduğu unutulmamalı hesaplar buna göre yapılmalıdır. Öcalan’a yüklenen fazla misyon hem süreci riske eder hem de devletin elindeki bir enstrümanı, Öcalan’ı etkisizleştirebilir.

7)
PKK ile çözümde aktörlere değil faktörlere odaklanmalı. Hangi politik/ekonomik faktör PKK’yı ne yönde barışa veya savaşa zorlar noktasında iyi analizler yapmalı ve devletin barış adımları buna göre atılmalı.

8)
Suriye’deki belirsizliğin ne kadar süreceği, İran- PKK- Suriye mihverinin bu süreçte neler yapacağı iyi hesaplanmalı. Esed’in erken gideceğine yönelik yapılacak iyimser hesaplar hüsranla sonuçlanabilir. Bu nedenle Suriye’deki mevcut kaosun en az bir yıl daha devam edeceği varsayılarak hesaplar yapılmalı.

9)
Süreç asla seçim konjonktürüne göre ayarlanmamalı. Seçimlere kadar biraz zaman kazanalım sonrası Allah kerim mantığıyla atılan adımlar her zaman ters teper, sorunu daha da büyütür.

10)
PKK’nın asıl amacının AKP’yi bölgeden silmek olduğu unutulmamalı, hesaplar yapılırken bu da gözönünde bulundurulmalı.

Bu süreçte doğrudan daha çok, yalan bilgi dolaşıyor. Bu da barış amacına hizmet etmez. Dolayısıyla kamuoyu hazırlanacaksa doğru ve yeterince bilgilerle hazırlanmalı. Piyasaya sürülen yanlış bilgi resmî açıklamalarla düzeltilmeli.

  • Yorumlar 8
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89