• BIST 97.610
  • Altın 145,173
  • Dolar 3,5733
  • Euro 4,0106
  • İstanbul 20 °C
  • Diyarbakır 24 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 25 °C
  • Berlin 15 °C

Hükümet adım atmadı mı?

Hilal Kaplan

Çözüm karşıtı cepheyi oluşturan iki bakış açısı birbirlerine zıt gibi görünseler de aslında birbirlerini tamamlayan bir söylemsel dizge eşliğinde kamuoyunda şüphe uyandırmaya ve çözüm kelimesini ihanetle eşdeğer göstermeye yarıyorlar. Özet geçerek anlatmak gerekirse:

BEYHUDE SAMİMİYET TESTLERİ

'PKK ile barış olmaz, samimi değil' ile 'Ak Parti ile barış olmaz, samimi değil' birbirlerini besleyen ve çözümü getirebilecek aktörlere en baştan kötücül bir öz atfetmeye yarıyor.

PKK taraftarlarının devlete ve 80 yıllık devlet aklından bariz farkları olsa da devlet gördükleri Ak Parti'ye yönelik bir kini var. PKK karşıtı geniş kitlelerin de örgüte yönelik bir kini var.

Ve samimiyet gibi soyut bir kavram üzerinden, kanıtlanması mümkün olmayan bir iddiayla sürecin vurulması ve atılan her adımın manipülasyona açık hale getirilmesi böylelikle kolaylaşıyor.

AKTÖRLERİ SERTLİĞE KIŞKIRTMAK

'PKK çözüm istemez, iç savaş hazırlığı yapıyor' iddiasıyla 'Ak Parti çözüm istemez, seçimlere yatırım yapıyor' iddiası, samimiyetsizlik argümanını daha somut bir art niyetle süslüyorlar.

Böylelikle tüm aktörler, en nihayetinde kendi tabanlarını kandıran 'radikal kötü' karakterlere dönüşüyor. Biraz önce dediğimiz gibi bir tarafın devlete, diğer tarafın da örgüte yönelik yoğun kötü duygular beslemesi de bu önermeleri sorgulamadan içselleştirmeyi kolaylaştırıyor.

'Başbakan kandırıldı, PKK önünde diz çöktürecekler' ile 'Öcalan kandırıldı, Başbakan'ın önünde diz çöktürecekler' ajitasyonunu da çözüm karşıtı cepheden sıklıkla duyuyoruz.

Çözümün halk nezdindeki siyasî iradesini temsil eden Erdoğan'ı, yine halk nezdinde itibarsızlaştırmaya yönelik bu önermeye 'kandırıldı' vurgusu da eklenerek sanki Erdoğan'ı da kolluyormuş gibi bir efekt yaratmaya çalışılıyor. Böylelikle hükümet kanadına da örgüte olabildiğince ters ve sert pozisyon alarak kamuoyunda yaratılan algıyı düzeltme ihtiyacı aşılanıyor.

Benzer şekilde örgüt nezdindeki siyasî iradeyi temsil eden Öcalan'ı da kendi tabanı karşısında itibarsızlaştırmaya çalışan bu söylem, Öcalan'ı da hükümete karşı aleyhtar bir konum alma durumuna sokmaya matuf bir çabayı içeriyor.

Çözüm sürecinin başlamadan 'en büyük aktör Öcalan' diyenlerin, süreç sonrası Öcalan'ı 'kukla' ya da 'AKP'nin sivil toplum temsilcisi' gibi sıfatlarla ele aldığını hatırlatmak gerekir.

SİLAH YOK, SANDIK VAR

Peki, çözümün aktörlerinin barış dışında hiç mi çıkarları yok? Elbette var. Çözüm süreci devam ederken sandığa gitmesi gereken BDP'nin de, önünde önemli ve belirleyici seçimler olan Ak Parti'nin de aldığı riskler ve beklentiler var. Son kertede BDP de Ak Parti kendi tabanlarını muhafaza ve tahkim etmeye çalışan oluşumlar...

Lakin silahın ortadan kalkmasının sandığa nasıl yansıyacağını kestiremeyen taraf BDP; çünkü silahların gölgesinden uzak bir seçim daha yaşanmadı. Yapılan yoklamalar da, çözüm sürecinin başındaki propaganda sırasında olduğu gibi BDP oylarında bir artışa işaret etmiyor.

HÜKÜMETİN ATTIĞI ADIMLAR

Ne var ki, Âkil İnsanlar Komisyonu'ndan, CHP ve MHP üye bile vermemesine rağmen kurulan Çözüm Sürecini Değerlendirme Komisyonu'na yol açan,

Çekilmeler sırasında bir tane bile can kaybı yaşanmamasına vesile olan,

Çekilme sürmemesine rağmen demokratikleşme paketinden geri adım atmayan,

BDP'li siyasetçilerle PKK yöneticilerinin ilk defa basına yansıyan fotoğraflarından, şimdilerde Kürtçe yayına başlayan Anadolu Ajansı'nın Murat Karayılan'ın basın toplantısına katılmasına veya MİT'in Salih Müslim'i ağırlamasına kadar pek çok aşamada normalleşme işaretleri veren,

Habur ve Oslo başarısızlıklarına rağmen, sandığa gidilmesine bir yıl kala, muhalefetin köstek olacağını bilerek büyük risk alan,

Çözüm sürecinin daha 'ç'si ortada yokken, Eylül 2012'de ilan ettiği 63 maddelik '2023 vizyonu'na göre anadilde kamu hizmetinden yerel yönetimlerin mali ve idari özerkliğine kadar reformlara yer vereceği söylenen siyasî iradeyi hâlâ 'Hükümet adım atmadı' argümanının arkasına sığınarak suçlamak da zevahiri kurtarmaya yetmeyecek gibi görünüyor. Benden söylemesi...

  • Yorumlar 3
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89