• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 4 °C
  • Diyarbakır -1 °C
  • Ankara -1 °C
  • İzmir 4 °C
  • Berlin 1 °C

HÜDA PAR Programı

Yavuz Delal

Bütünden kopuk tutmayarak; niyet okuma ve hesap sorma yargısıyla yaklaşmayarak, programın, özellikle "Kürt sorunu"na dönük kısımları hakkındaki bilgilendirme-değerlendirme ile yazımı tamamlamak istiyorum. 

Türkiye partisi profili, içeriği ve duygusuyla sunumu yapılan HÜDA PAR'ın programı, giriş ve sonuç bölümleri dahil yedi bölüm altında, aralarında "trafik" ve "vicdani ret" gibi konuların da bulunduğu yaklaşık elli başlıktan oluşuyor. Yeşil zemin üzerinde, Kürdistan'a ve İslam'a işaret eden, Güneş ve Kitap sembolleriyle de parti amblemi dikkat çekiyor. 

Kelime olarak demokrasiden hiç bahsedilmeyen programda demokratik içerik özenle işlenmiş; hak, adalet ve hürriyet evrensel değerler olarak İslamî yorumla yine özenle vurgulanmış; sosyal, politik, ekonomik, kültürel ve ahlaki değerlendirmeleri haiz esaslar sekter olmayan şekil unsuruna dikkat edilerek temel dünya görüşleri etrafında açıklanmış ve yaşamı kuşatan elemanlar gayet sade iddialarla makul ölçülerde tutularak teorik içerik açısından kurucu camiayı başarıyla ifade eden biçimlendirme sağlanmış. 

Giriş bölümünde hayatın temel kanununun dayanışma ve yardımlaşma olduğunu vurgulayan parti programı; ayakları yere basmayan, uygulanma imkân ve hatta ihtimali bulunmayan mistik idealler peşinde olmadığını açıklayarak gerçeklik ve idea arasındaki ilişkiyi, realiteyi görmezden gelmeyen bir idealizm ve idealleri unutturmayan bir realizm inancıyla kurduğunu vurgulamakta. 

Programda özellikle inancın yaşanması önündeki engellerin kaldırılması konusundaki samimiyetsizlikle AKP'ye, "Kürt sorunu"nun çözümü konusundaki samimiyetsizlikle de AKP ve BDP'ye isim vermeden gönderme yaparak her iki meseledeki başarısızlığın ve her iki meselenin çözümünün siyasi rant aracı haline getirilmesinin sonucu olarak bir parti kurmak gerektiğine inanıldığı söylenmekte. 

Parti kurma gereğinin önemli argümanlarından bir diğeri de, mevcut siyasi partilerin toplumun farklı kesimlerinin ancak bir kısmının temsilcileri olmalarına rağmen, toplumun veya belli kesimlerin tümünü temsil ettikleri iddiaları ve kendi ideolojilerini halka dayatmaya çalışmaları olarak açıklanmakta ve böylece kendi kitleselliklerinin siyasi temsiliyeti iddia edecek niceliğe ulaştığının altı çizilmekte. Çünkü kendi kitleselliklerinin siyasi temsilden yoksun bulunduğu bir yerde toplumsal barışı sağlamak ve barışı sağlam bir temele oturtmak mümkün olmayacaktır! 

Giriş bölümünde partinin ilke ve hedefleri başlığında belirtilen bir dizi konu arasında üst satırlarda aktardığımız inancın önündeki engellerin kaldırılması ve "Kürt sorunu"nun çözümünün sağlanması, özellikle ibaresiyle diğerlerinden öncelikli bir konu olarak ayrıştırılmakta ve pek doğal olarak reel ile idea arasındaki ilişkiyi sağlayacak olan öncelikli pratik faaliyet alanı belirtilmiş olmakta. 

Partinin, mustazaflar olarak, inancın önündeki engellerden olan başörtüsü yasağı konusunda ve özel olarak da, Kürdistan'da bir ironi olarak hangi reel ile idea arasındaki ilişkiye dair olduğu ayrı olmak üzere Filistin sorunu konusunda epey pratik yaptığı bilinmektedir. Buna karşın "Kürt sorunu"nun çözümü konusunda pratik faaliyetleriyle karşılaşma şansına pek sahip olmuş değiliz. Ancak, özellikle ibaresiyle anlaşılıyor ki, bundan böyle "Kürt sorunu" konusunda da faaliyetleriyle karşılaşacağız ve bu bir taahhüttür

Programda; devlet yapılanması, amacı ve görevleri bölümünde, özellikle ibaresiyle vurgulanan konulardan biri olan "Kürt sorunu", alt başlıkla müstakil olarak ele alınmış. Tüm metinde olgunun tarihî sürecinden bahsederken bu başlık altında bir kez Kürdistan ismi kullanılmış ve Kürtlerin hem Müslüman hem de Kürt olmaktan kaynaklanan iki zulme birden uğradığı söylenerek, bu haksızlıkların Cumhuriyet ideolojisinin üzerine oturtulduğu laiklik ve Türklük politikaları dolayısıyla söz konusu olduğu belirtilmiş. Böylece Türk halkıyla aradaki hem din bağına, hem de bu bağ dolayısıyla çekilen ortak sıkıntılara işaret edilerek kardeşlik ilkesi işlenmiş. Batıdaki Türk kardeşlerinden farklı olarak, Kürtlerin, laiklik ve Türklük dayatmalarına tepki olarak Şeyh Said kıyamını gerçekleştirdiği açıkça söylenirken, Türkiye'deki İslamcı camianın salt laiklik karşıtı olarak tanımladığı Şeyh Said hakkındaki zihni ittifaktan ayrılmış olduğunu da göstermiş. Dahası Dersim'i, Ağrı Ayaklanmalarını ve Seyid Rıza'yı da, Said Nursi ve Şeyh Said'le birlikte kategorize ederek konuya ilişkin Türkiye'deki hakim İslamcı anlayışın çok uzağına düştüğünü resmen ortaya koymuş. 

Tarihi süreçten bahsedilirken berraklaşan zihni açılım, metnin genelinde elverişli kılınamamış gözüküyor. Kürtlerin tarihi ve coğrafyası çizilirken bahsi geçen Kürdistan, Türkiye'den bahsedildiğinde Anadolu'yla anılmaya başlanmış ve hem tarihi hem de coğrafi olarak bir boşluğa düşülmüş. Bu durumun Türkiye'nin yasalite sınırıyla açıklanması mümkün olduğu gibi; -yerinden yönetim alt başlığında üniter yapının bir tabu olarak ele alınamayacağına ve huzuru, refahı ve güveni için halk isterse eyalet, özerklik ve federasyon modellerini uygulayabileceğine işaret eden ilkesel yaklaşıma sahip olmakla beraber-, birliktelikten yana olmakla da açıklanması mümkündür. 

Kürdistan'da epey bir zamandır Doğu ve Güneydoğu Anadolu tabirlerinin dışlandığı ve neredeyse hem retorikten hem de literatürden tamamen silindiği düşünüldüğünde, Kürdistan'ın Anadolu ile tanımlanmasının tarihi ve coğrafyayı inkâr eden bir anlayışla ayrışma sıkıntısının varlığına açıkça gösterge olur. Çünkü Kürdistan'a Anadolu, sömürgenin ve inkarın yakıştırmasıdır. Bunu bir yüzü Kürtlere dönük hiçbir siyasi parti, birlikte yaşama adına dahi olsa, kanıksayamaz ve kanıksatamaz. 

Hasılı, "Kürt sorunu"nda normalleşmenin gerçekleşmesi ve toplumsal barışın sağlanması için yapılan zulümlerden devleti özre ve tazminat ödemeye davet eden parti programı; Türklerle birlikte Kürtlerin ülkenin kurucu asli unsuru olduğunun kabul edilmesinden, Kürtlerin varlığının anayasal olarak tanınmasından ve Kürtçenin ikinci resmi dil olarak kabul edilmesinden bahsetmektedir ve bu çok önemlidir. Bunlara ek olarak koruculuk sisteminin lağvından, faili meçhullerin araştırılmasından, Ergenekon, Jitem ve köy yakma olaylarından hesap sorulmasından, yer isimlerinin iadesinden ve her yerdeki Türklük vurgusunun silinmesinden bahseden bir dizi açıklamalar, program dolayısıyla HÜDA PAR'ı bağlayıcı ve Kürdistan'ı umutlandırıcı niteliktedir. Çünkü program, her iki halk (Kürt-Türk) arasındaki kardeşliğin tesisini bütün bu adımların atılmasına bağlamaktadır. 

Programında Türkiye'de yaşayan bütün halkların kardeşliğine inandığını söyleyen parti, zımnen kendi halkı arasındaki kardeşliğe zarar verecek düşünüş ve davranış içerisinde olmayacağını da deklare etmiş olmaktadır. Ve bu kardeşlik anlayışı, metinde "asıl olan cidal ve savaş değil, dayanışma ve yardımlaşmadır" inancıyla hiçbir şart ileri sürülmeden kayıt altına alınmış olması bakımından önceki açıklamalardan farklı olarak önümüze konan, HÜDA PAR'ı bağlayıcı ve Kürdistan'ın siyasi geleceği açısından umutlandırıcı, bir argümandır. 

Yeni anayasa ve millet iradesi alt başlığında, yeni anayasanın ideolojiden arınmış, değiştirilmez niteliği olmayan ve etnik vurgu taşımayan sivil bir anayasa olması gerektiği belirtilirken hak ve özgürlüklere kuvvetli bir vurgu yapılmasını istemekle, programın genelinde hakim bulunan mütevazı iddia, yapacağız değil istiyoruz ambiyansıyla biçimlendirilmekte. Bu ambiyans, partinin, yerel seçimlerde tek başına hareket edeceğini genel seçimlerde ise destekleyeceği bir partiyle ittifak kurabileceğini düşünmemize olanak sağlamaktadır. 

Partinin önünde yerel ve genel çeçimler için pazarlık yapıp anlaşabileceği hazırda iki siyasi parti adayı bulunmaktadır, bunlar "Kürt sorunu" bağlamında BDP ve inanç bağlamında AKP'dir. Bana kalırsa HÜDA PAR, bazı il ve ilçelerin yerel seçimlerinde BDP'yle rekabet edeceğinden, prosese bağlı olarak AKP'nin desteğini alabilir. Çünkü Kürdistan'da PKK faktörü dolayısıyla BDP'yle rekabet edebilecek partilerin desteklenmesi Türk siyasi kamuoyunun genel fikri ittifakıdır; eğer şartlar bu prosesi gerekli kılarsa AKP'nin yerel seçimlerde HÜDA PAR'ı desteklememesine hiçbir sebep kalmaz. 

Genel seçimler için ise, şimdiden karar verilmiş bir ittifak adayı olduğunu söylemek çok zor; yaygın kanaat bu adayın AKP olacağı yönünde olsa da, genel seçimlerdeki kaçınılmaz ittifakın adayını proses belirleyecektir. Eğer yerel seçimlerde AKP yeni partiyi desteklerse, anlaşma genel seçimler için HÜDA PAR'ın AKP'yi desteklemesini de içermiş olacaktır. Aksi durumda HÜDA PAR'ın genel seçimlerde BDP'yle de ittifak yapma imkânı vardır. Çünkü bu imkânın mümkün olmamasına dönük yeni partiyi oluşturan arka planın hiçbir olumsuz açıklaması bulunmamaktadır. 

Bu proses tamamıyla politik-pragmatik bir süreçtir ve ahlaki değerlendirmeyle birlikte özellikle Kürdistanî kritiklerde, HÜDA PAR ve kitlesi için yerel ve genel seçimlerde pazarlıkla elde edilen imkânların, verilen ve alınan destekle orantılı olup olmaması önemli olacaktır. 

"Kürt sorunu"nu adalet temelinde çözerek, siyasi çıkarlara kurban etmenin önüne geçmeyi amaçlayan ve bu konuda düşüncenin önünü tıkamayı insanlığa yapılacak en büyük zulüm olarak gören ve toplumsal ilerlemeyi fikir üreten insanların varlığına bağladığını açıklayan HÜDA PAR'ın Kürdistan'da önemli bir siyasi parti olmasını ve demokratik ortamın Kürdistan'da gelişmesine katkı sağlamasını ummaktayım ve partinin camiaya ve Kürdistan'a hayırlı olmasını temenni etmekteyim. 

Ve: 

Kürtlerin mucizeleri onların örgütleridir ve fakat aynı zamanda Kürtlerin örgütleri onların musibetleri de olabilmektedir. 

Mucizelerimizin musibetlere dönüşmesi mümkün olduğu gibi, musibetlerimizin de mucizelere dönüşmesi mümkündür. 

Mazlumların Rabbi Allah olduğu gibi, zalimlerin de Rabbi Allah'tır. Ama Allah, zalimden başkasına düşmanlık edilmeyeceğini bildirerek zalimi karşısına almış, mazlumdan yana olmuştur. 

Allah HÜDA PAR'ın da Rabbidir, BDP'nin de; sabredip, umut edip Allah'a sığınıp yakaracağız: Allah'ım mucizelerimizi musibet yapma ve musibetlerimizi mucize yap!

  • Yorumlar 11
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89