• BIST 104.001
  • Altın 145,411
  • Dolar 3,5083
  • Euro 4,1894
  • İstanbul 18 °C
  • Diyarbakır 19 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 15 °C
  • Berlin 10 °C

Hizmet’te tavan-taban meselesi...

Hüseyin Gülerce

Adaylar belli olmasına rağmen Türkiye, seçim sath-ı mailine bir türlü giremiyor. Çünkü “hükümet-cemaat” tartışması bitmiyor.

Bu topraklarda ilk defa yaşanan ve makul büyük çoğunluğu üzen, tedirgin eden bambaşka bir durumla karşı karşıyayız. Sayın Başbakan, Hizmet hareketinin manevî önderi Muhterem Fethullah Gülen hakkında çok ağır ithamlarda bulunuyor. “Örgüt lideri” son suçlaması... Bir de “abiler-ablalar” eklemesi var. 

Dikkat çekici husus şu: Devlet içinde, devlete alternatif “paralel yapı” hakkında davalar açılacağı ama ima yollu, ama aleni söylenirken, Hizmet tabanına iltifatlar, övgüler yapılıyor. Bu masum insanların, o “paralel yapı”dan ayrı tutulmasının altı çizilmek isteniyor. 

Belli ki, Hizmet hareketinin bünyesi, o kadar istihbarata rağmen bilinmiyor, anlaşılamıyor. Örneği olmayan bir gönüllülük temelli hareketin, dışarıdan anlaşılması elbet kolay değil. Bu hareketin içindeki insanlar, tavan-taban diye ayrılmıyor. En kestirmeden söyleyeyim; taban, Muhterem Gülen’e olan muhabbet ve hürmetin bağları ile bağlı. Hem “örgüt lideri” deyip hem de tabanı “uyarma”, karşılığı olmayan, tam tersine tabanı, bütün Hizmet hareketini en çok rahatsız etmenin yolu… 

Kaldı ki, tabana yapılan “uyarılar”, başka hamlelerle, tabanı çileden çıkarıyor. Sıralayayım: 

Bir; Muhterem Gülen’e yapılan her saldırı, tabandaki milyonların her birine saplanan hançer gibi. En fazla acı, en fazla yaralanma, Sayın Gülen’e yönelik saldırılardan kaynaklanıyor. 

İki; yurtdışında 160 ülkedeki, milletimizin değerlerinin sergi salonu gibi tanıtım yapan, gönüllü Türkiye lobilerinin en büyük hazırlayıcısı Türk okullarının değeri unutuluyor. Büyükelçiler toplantısında, “Paralel yapıyı, görev yaptığınız ülkelerde anlatın.” talimatı, sadece Hizmet tabanına değil, Türkiye’ye vurulmuş ağır bir darbedir. Bu günler gelir geçer, her şey unutulabilir ama yurtdışındaki çilekeş, fedakâr, gariban gönüllülerin bağrında açılan yara kapanmaz, bu yapılan asla unutulmaz… Diyelim –arsa- birilerinin kabahati olmuş, dili, ayağı sürçmüş, hukuk içinde onlara gereken cezayı verirsiniz. Ama yokluk ve sıkıntılar içinde kahramanlık destanları yazan, Türkiye’nin yurtdışındaki en büyük değeri okullarımızın; alnı ak, başı dik bugünün alperenleri öğretmenlerin, onlara destek olan işadamlarının ne kabahati var? 

Üç; Bank Asya meselesi… “Paralel yapı”yı bitirme adına, psikolojik harp vasıtalarının devreye girmesi ve bir anda Bank Asya’dan yüklü miktarda para çekilerek hesap kapattırılması, tabandaki insanları nasıl kırdı, nasıl şaşırttı, nasıl yaraladı acaba hiç düşünüldü mü? Gönül köprüleri nasıl dinamitlendi, hiç tahmin edilebildi mi? Üç yüz-beş yüz kişi ile uğraşalım derken, milyonların hissiyatı nasıl örselendi, nasıl perişan edildi bir bilinebilseydi… 

Dört; hükümete yakın medya organlarının tezviratı, Muhterem Gülen aleyhine en çirkin, en pespaye yalanların, iftiraların sıralanması, kalemlerden kin, öfke, nefret sıçraması… Bu ülkede daha önce hiç böylesi görülmedi. Bu kadar sayıda ısmarlama yazı yazana, toplu tetikçilik yapana hiç rastlanmadı. Tamam, hükümet karşıtı cephede de var. Ama o tarafta, 28 Şubat’ın Çölaşangilleri kadarına bile az rastlanıyor. Hükümete yakın duranlarda meğer ne kin, ne öfke, ne acımasız nefret birikmiş. Bu kadarına evet, pes doğrusu… 

Hizmet hareketinde tavan-taban ayrımı yok. Haksız yere birine batırılan diken, hepsine acı veriyor. Hele Hocaefendi’ye söylenenler, yürekleri parçalıyor…

Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89