• BIST 84.023
  • Altın 146,903
  • Dolar 3,7616
  • Euro 4,0431
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 9 °C
  • Ankara -1 °C
  • İzmir 9 °C
  • Berlin 0 °C

Hıyanet

Mümtaz er Türköne

İhanet, kolay tüketilen ve anlamını kaybeden bir kelime. Biraz da düşünce fukaralığının eseri. Hoşunuza gitmeyen düşünceleri ve görüşleri “ihanet” ve sahibini de “hain” olarak nitelemek dikkat çekici ama inandırıcı olmayan bir yöntem. Normal şartlarda sadakat göstermeniz beklenen bir değere, çıkar karşılığı bilerek ve isteyerek zarar verdiğiniz zaman ihanet suçunu işlemiş olursunuz: Evlilik, arkadaşlık, vatanın yüksek menfaatleri gibi. Keskin ideolojilere bağlı örgütler kendi içlerinde ve diğer rakiplerine karşı bolca bu suçlamada bulunurlar. Öbür yandan “vatana ihanet” ciddi bir suçtur; bilhassa savaş esnasında düşmanla işbirliği yapanlara en ağır cezalar verilir.

Bölgesel politikamız, bambaşka bir boyuta evriliyor. Türkiye, bölgesinde yeniden İran’la kutuplaşıyor. Türkiye’nin millî çıkarları ile İran’ınkiler giderek büyüyen bir uçurumun iki tarafında birbiriyle çelişiyor. Suriye’de bile Türkiye, Esed yönetimi ile değil İran ile bilek güreşi yapıyor. Çelişen, geleneksel jeopolitiğin ayırdığı iki devletin menfaatleri olduğu için telif etmek ve bir orta yol bulmak imkânsız. Türkiye bölgesel nüfûzunu denge ve istikrar unsuru rolünü üstlenerek yerine getirecek. İran ise yalnızlığını, çevresini yangın yerine çevirerek zarar görmeden sürdürmeye çalışacak. İran devleti, huzursuz ve iç sorunlarla boğuşan bölge devletleri arzu ediyor. Türkiye huzur ve barış ihraç ederek kendi çıkarlarını koruyor. PKK’nın bölgesel denklemde İran-Suriye halkasından ayrılması bile, tek başına ortaya çıkacak gelişmelerin çapı hakkında fikir vermeli.

İran ile Türkiye kutuplaşırken “hıyanet”in geniş anlamında da bir daralma yaşanıyor. Türkiye demokrasisini, her şeye rağmen sağlamlaştırarak işletiyor. İran ise kuş uçurtmuyor. Demokrasiler her zaman beşinci kol faaliyetleri için uygun bir vasat oluşturur. Türkiye’nin İran toplumunu etkileyecek mekanizmaları yok. İran ise öteden beri bu konuda çok ileri ve istekli durumda. Şöyle bir karşılaştırma hayal edin: İran’da Türkiye’nin çıkarlarını, Türkiye’de birilerinin İran politikalarını desteklediği gibi savunabilir misiniz?

Türkiye’nin Suriye politikasının eleştirilecek çok yönü olabilir. Ama eleştirinin de bir ölçüsü olmalı. Hangi noktadan itibaren eleştirinin bittiğini, nereden sonra İran devletinin yüksek menfaatlerinin müdafaasına girişildiğini nasıl tayin edeceğiz? Şayet Suriye’nin giriştiği katliamlardan, Şebbiha milislerinin cinayetlerinden hiç söz etmeyen birinden Türkiye’nin dış politikasına dair ateşli eleştiriler dinliyorsanız dikkatli olmalısınız. İhanet ölçüsü arıyorsanız, soğukkanlı bir şekilde Reyhanlı katliamına bakın. Patlayan bombaları, hele patlatanları hiç söz konusu etmeden doğrudan Türkiye’nin Suriye politikasını eleştiri vesilesi yapanlar ya düpedüz ahmak ya da hain olmalıdır. Suriye bu cinayetleri, kendi sınırları içinde olduğu gibi köşeye sıkıştığı için işliyor. Peki zil takıp oynayanların, “katil iktidar” diye bağıranların makul ve ahlakî bir sebebi var mı?

Kılıçdaroğlu’nun Avrupa Parlamentosu’nun Sosyalist grubunda söylediği “Reyhanlı’da ölen 51 kişinin katili Recep Tayyip Erdoğan’dır.” sözüne aldığı tepki, ölçüyü kaybedenleri kendine getirmeli. Grup Başkanı Hannes Swoboda bu sözü ve Kılıçdaroğlu’nun Esed ile Erdoğan arasında yaptığı benzetmeyi tekzib ederken, demokrasilerin dayanabileceği sınırı hatırlatmış oluyor. Doğru ve faydalı bir demokrasi dersi. Herkesin kulağına küpe olmalı.

Siyaseti aklî mecraından çıkartan ve komplolara mahkum eden güçlü bir dalga geliyor. Demokrasiler, saray entrikalarına karşı dirençlidir; ama yabancı devletlerin propagandalarına karşı değildir. Demokrasilerin tarihinde, Antik Yunan’dan başlayan bir yığın ihanet hikayesi vardır. Herkesin dikkat kesilmesi lâzım; çünkü ihanet taşı geri döner mutlaka sahibini vurur.

Türkiye’de bir türlü toparlanamayan sol siyaset, Reyhanlı’da enkazla birlikte süpürülüyor. Aynı akıbete uğramamak için CHP’nin aklını başına alması, Swoboda’nın ikazını “ihanet” için de bir ölçü olarak kullanmaları lazım.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89