• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 16 °C
  • Diyarbakır 17 °C
  • Ankara 18 °C
  • İzmir 21 °C
  • Berlin 11 °C

Hiçbir güç Urfa’yı bir Kürt şehri olmaktan çıkaramaz!

Ömer Ağın

AKP hükümet sözcülerinin Rojava ile ilgili kısa bir süre önce verdikleri demeçler hala belleklerdedir. Devlet ve hükümet, elini Kürtlerin yakasından çekmiyor bir türlü. Bu uygulama yüzyıllardır devam edegeldi. Kürtler boşuna “bextê romê tune” (devletin bahtı yoktur) demiyorlar. Rojava’da Kürtlere katliam uygulayanların önemli bir kısmının Türkiye’de eğitildiğini bilmeyen kalmadı. Serêkaniyê ilçesinin çok yakınında dört ayrı köyde konumlanan çetelerin Antep’te yaptıkları toplantıdan hemen sonra Kürtlere yönelik katliamlara geçmeleri her şeyi çıplak bir şekilde anlatmaya yetiyor. Serêkaniyê, Ceylanpınar ile “birlikte” iki Kürt coğrafyasını tekleştiren, politik, ekonomik, jeostratejik bir yerdir. Tarih sayfalarına bakarsak bunun Kürtler için ne demek olduğu anlaşılır.

Tam da barışçı demokratik çözüm sürecinin konuşulduğu ve birçok “olumlu” gelişmelerin yaşandığı bir dönemde Türkiye’nin desteğiyle çetecilerin Kürt halkına katliamlar yapmaya başlaması tesadüf müdür?

Ayrıntıya girmeden öncelikle şunu söyleyelim: Serêkaniyê direnişi, sadece Kürtlerin geleceğini belirlemekle kalmayacak, Ortadoğu’nun demokratik biçimlenmesinin de güvencesini oluşturacak. Serêkaniyê direnişi, tıpkı ikinci dünya savaşında Stalingrad’ın üstlendiği gibi bir rol üslenmiştir. Stalingrad savaşı, hem ikinci dünya savaşının geleceğini belirledi, hem de Sovyet halkının özgürlüğünü sağlayan yolu açtı. Savaşın sonucu, savaşın simgesi haline gelen Nazi generali ile bir Sovyet gencinin günlerce ince savaş taktiklerinin nakış gibi işlendiği bir çatışma sonucunda belirlendi. Stalingrad savunması, insan faktörünün modern savaş araçlarını ve kurnaz taktiklerini yendiğini bütün dünyaya ilan etti. Kahraman Kürt gençleri de Serêkaniyê savaşında hem Kürtlerin özgürlüğüne giden yolu kazanacaklar, hem de Ortadoğu’nun demokratikleşmesinin en büyük adımlarını atacaklardır. Konumuza dönersek: ABD’nin “muhalefete” silah yardımı kararından sonra saldırıların artması bir tesadüf değildir. Bilindiği gibi Kürtlerin Rojava’da hem rejimden hem de muhalefetten bağımsız bir çizgi izlemeleri, onları kendi topraklarında güçlü bir konuma getirdi. Rojava’da Kürtlerin ulusal demokratik birliklerinin ete kemiğe bürünmesi Türkiye’yi müthiş gerdi ve korkuttu. AKP hükümetinin gelişmelere, “de facto durumlara” sessiz kalmayacaklarını açık olarak ilan etmesinin ardından saldırılar yoğunlaşmaya başladı. Kürtlere yönelen saldırının arkasındaki birinci neden burada yatmaktadır.

İkincisi; senelerdir yapılan bütün engellemelere rağmen Kürtler, çok yakında Güney Kürdistan’da Ulusal Demokratik Kongre toplayacaklarını dosta ve düşmana ilan ettiler. Bu girişim, başta Türkiye olmak üzere bölge devletlerini tedirgin etmiştir. Bu yeni durum her şeyden önce Kürtlerin niteliksel bir sıçrama yaptıklarının göstergesi oldu. Kürtlerin tarihinde en önemli olay olan bu gelişme karşısında Türkiye harekete geçti. Mevcut gelişmeyi engellemek, Kürtlerin birlikteliğini kırmak, onları Ortadoğu’da oynayabilecekleri demokratik rolden koparıp almak için Rojava genelinde tüm Kürtlere karşı saldırıya geçildi.

AKP hükümeti barışçı demokratik çözüm yolunda gerekli adımları bir türlü atmadı, atmıyor. Türk devletinin klasik oyalamacı taktiğini uygulamaya çalışıyor. Daha şimdiden yaklaşan seçimlerden “başarılı” çıkmak için entrikalar ve dolaplar çeviriyor. Kürt Özgürlük Hareketi ve Kürt halkının bu oyalamalara pabuç bırakmayacağını da gayet iyi biliyor. Kürt Özgürlük Hareketi ve Partimiz, barışçı demokratik çözüm yöntemin ana mücadele yolu olan kitlesel çıkışlara ve sivil serhildanlara var gücüyle hazırlanıyor. AKP hükümeti daha şimdiden halkımızın önünü tıkamak ve “meşru” kitlesel çıkışları zayıflatmak için bir yandan korku ve panik yayıyor, diğer yandan kitlesel tutuklamalar için zemin hazırlamaya çalışıyor. KCK tutuklamaları gibi yeni hamleler peşinde koştuğu gayet iyi biliniyor. Bu tür provokasyonları “meşru” göstermek için Rojava’da çeteleri Kürt halkının üzerine salıyor. Daha da önemlisi, Kürt Özgürlük Hareketi ve demokrasi güçlerinin birlikteliğini güçlendirecek, halklar arası psikolojik yakınlaşmayı sağlayacak Rojava’nın kazanımlarını yok etmek için Kürtlere karşı çeteleri destekliyor. Rojava’daki saldırının üçüncü nedeni olarak da bunu saymak olasıdır. Bunların hepsinden daha önemlisi, devlet ve AKP hükümeti Urfa’yı bir Kürt şehri olmaktan çıkarmak için senelerdir yürüttüğü politikayı doruğa çıkardı. Hükümet bu konuda kısa vadede sonuç almak için Rojava’da Kürtlere saldırıyor. Nasıl mı? Suriye’de çatışmaların yoğunluk kazanmasıyla birlikte “göç eden” unsurları “insani yardım” kisvesi altında getirip Kürtlerin topraklarına yerleştirdiler. Bu kimseleri bir yandan ajanlaştırıp emelleri için kullanmaya çalışıyorlar, diğer yandan Kürt coğrafyası arasına tampon oluşturma “malzemesi” olarak kullanıyorlar. Bu amaç için sınırları kapatıp Rojava’ya insani yardımların gitmesini bile engellemeye çalışıyorlar.

Bu uygulamanın en önemli amaçlarından birisi de Urfa’yı abluka altına almak ve onu “Kürt şehri” olmaktan çıkarmaya yöneliktir. Devletin ve hükümetlerin ta başından beri kendi devşirmeleri eliyle Urfa’da “ekonomik yatırımlar” adı altında göz boyayan adımlar atmaları boşuna değildir.

Deyim yerinde ise, Urfa her yönlü kuşatma altına alınmıştır. Polisiye ve idari baskılar alabildiğinde yoğun bir şekilde devam etmekte. En küçük demokratik eyleme bile tahammül gösterilmemektedir. BDP yöneticilerine bile pervasızca saldırmaları, barışçı ve demokratik eylem yapan Kürtlere karşı aşırı güç kullanmaları boşuna değildir. İşte tam bu noktada Rojava’da demokratik hakları için mücadele eden Kürtler ezber bozdu. Kürtler sadece özgürlükleri için mevzi kazanmakla kalmadılar, devletin ve AKP hükümetinin Urfa’yı Kürt şehri olmaktan çıkarmalarını zorlaştırdılar. Rojava ile dayanışma eylemlerinin Urfa’da yapılmaya başlaması hükümeti çılgına çevirdi. Rojava’daki saldırılarının benzerinin Urfa’da olmasının nedenlerini burada aramak gerekir. Evet, Kürt halkı direniyor ve kazanacaktır. Kürt gençleri Rojava’da cepheden cepheye koşuyor. “Madrid tugaylarını” Serêkaniyê’de kurmak için ileri!

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89