• BIST 97.713
  • Altın 144,103
  • Dolar 3,5652
  • Euro 3,9996
  • İstanbul 20 °C
  • Diyarbakır 23 °C
  • Ankara 23 °C
  • İzmir 24 °C
  • Berlin 19 °C

Hewara Şengalê Hewara Mirovahiyê!*

Reyhan Yalçındağ

21 yüzyıl, iki milenyum geçtikten sonra (milattan önceyi saymıyorum bile) insanlığın ulaşabileceği aşamaların ne olabileceğine dair bir kafa yoralım; bir de Ortadoğu’ya kendi dizaynlarını vermeleri heveslerine kurban verdiğimiz çocukların sayısına; yaşanan savaşlarda ve insanlık dışı saldırılarda kaybettiklerimize bir bakalım. Son iki gündür Avrupa basını, Avrupa Uzay Ajansı (ESA)’nın 10 yıl önce 67P/Çuryumov-Gerasimenko kuyruklu yıldızına inmek için fırlattığı uzay aracı Rosetta kuyruklu yıldızın yörüngesine girmeyi başardığını yazadursun, bizlerse ellerimiz yüreğimizde, acaba Şengal’den, Telafer’den, Maxmur’dan daha kaç ölüm haberi alacağımızın acısını yaşayalım. Üstelik aynı Avrupa’nın, IŞİD katliamları karşısında ettiği birkaç cümlelik laflar dışında tek bir adım atmadığını, kılını dahi kıpırdatmadığını unutmadan...

Rojava Devriminin sadece oradaki ağırlıklı nüfus olan Kürtler için değil; tüm Süryaniler, Türkmenler, Şiiler, Asuriler, Keldaniler için yeni bir yaşam kapısı olduğu; adına IŞİD denen insanlıktan nasibini almamış çetelerin organize saldırılarına maruz kalmasıyla netleşmiş oldu. Sadece Rojava için de değil; aslında Suriye, Irak ve tüm Ortadoğu için yeni bir model; halkların adil ve eşit biçimde yaşayabilmelerinin umudu olduğu da ortaya çıktı böylelikle. Bu yeni yaşam iddiası ve örgütlülüğü, geçen son yüzyılı halklar mezarlığına çeviren iki dünya savaşı ve bölgesel sayısız savaşın ardından gelişen vahşi kapitalizm nemacılarının tabi ki hoşuna gitmedi; gidemezdi.

Amerika, İsrail gibi güçlerin laboratuarlarında üretilip, Türkiye AKP’siyle beslenip, silah ve mühimmat yardımıyla güçlendirilen IŞİD yüzünden bölgedeki birçok halk var olmayla yok olmak arasında gidip geliyor. Rojava’dan sonra Musul’un başına çöreklenen bu bela, 3 Ağustos’tan bu yana da Êzîdîlerin binyıllardır yaşadığı Şengal’e; oradan da Maxmur’a bulaşmış durumda. Telafer saldırılarının ardından oranın yerleşik halkı olan Türkmenlerin de sığındığı Şengal’den büyük bir göç yaşanırken; açlık ve susuzluktan ölen çocuk sayısı şimdiden 40’ı geçmiş durumda.

Bu alçak zihniyetin kadın düşmanı bir zihniyet olduğu da 500 Êzîdî kadının ve kız çocuğunun kaçırılmasından belli. IŞİD, bununla da yetinmiyor; zorla kaçırdığı kız çocuklarına (dünya kadın örgütlerinin, müslüman Orta Afrika ülkeleri ile Güney Kürdistan’ın bazı bölgelerinde her yıl binlerce kız çocuğunun ölümüne yol açtığı için savaş açtığı) “kadın sünneti” uyguluyor. Kadının savaş ganimeti olarak görülmesi, yaşanan kadınkırımı, IŞİD’in bölgeyi ortaçağ karanlığına sürüklediğinin bir başka göstergesi.

Kürt, Êzîdî, Şii, Türkmen, Süryani, Asuri halkların tamamı ciddi bir soykırım tehdidi altında; hatta tehditten öte bir hal almış durumda. Nüfusu son derece sınırlı olan Êzîdîlerin, Hıristiyanların, Türkmenlerin bugüne kadar verdiği kayıplar; soykırımın parça parça başladığını gösteriyor. Verilen can kayıplarının dışında ayrıca bir halkın belleği olan kültürel, dini, tarihi mekanlarının yerle bir edilmesi de kültürelkırım; tarihkırım olduğuna göre, oradaki halkların yaşam hakkından olduğu kadar, tarihi mekanlarının da korunmasından tüm insanlık ailesi, ortak şekilde sorumludur. Yarın bir gün bu saldırılar püskürtülüp IŞİD’in kökü kazınsa, bu defa geriye yerle bir edilip toz ve taş yığınından başka birşey kalmamış topraklar kalacak... Bu defa da belleksiz, kimliksiz bir kuşak yetişmiş olacak ki, o boşlukların yerine dünyanın “büyük” güçleri ucuz insan emeğinden yararlanacakları dev fabrikalar dikecekler. bu nedenle önümüzde duran tarihi ve ivedi görevler var:

Herşeyden evvel, Kürtlerin ve bölge halklarının yaşam hakkının, çocuklarının beslenme hakkının, tarihi mekanların yaşatılma hakkının sağlanması sorumluluğu sadece gerillaya ait değildir; Güneydeki tüm Kürdistani güçler eşit oranda bu tarihi sorumlulukla karşı karşıyadır. Gerilla, bu halkın güvencesi, yüreği ve bir parçası olduğu kadar; geçmiş tarihi, Baas rejiminin Enfallerine karşı direnişle geçmiş olan peşmerge de bu halkın tarihidir. En ivedi olarak, siyasi alanda derhal Ulusal Kongre’nin toplanması ne kadar elzem ise, askeri ve öz savunma anlamında da, çağrılara cevap olunarak tüm Kürdistani güçlerin biraraya gelerek bu insanlık dışı çetelerin topraklarımızdan, çocuklarımızın ve kadınlarımızın bedenlerinden sonsuza kadar def edilmesi gerekmektedir.

Gün, aşımızı, yüreğimizi, gücümüzü birleştirmenin günüdür.

73. kez Şengal soykırımı yaşanmasına asla izin vermeyeceğiz! Êzîdî halkı, bu halkın en eski tarihidir. Belleksiz bir yeni nesil düşünülemediğine göre, bugün belleğimizi korumak, Êzîdîlerin soykırımını engellemekten geçer.

* Şengal’in çığlığı insanlığın çığlığıdır!

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89