• BIST 82.549
  • Altın 146,569
  • Dolar 3,7625
  • Euro 4,0173
  • İstanbul 7 °C
  • Diyarbakır 2 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin -5 °C

Hevsel'de 'katliam' Kırklardağı'nda rant

Hamid Omeri

Türkü'nün yarısı bizim geriye kalan kısmı öylece dursun yerinde desek dahi nakarat başımıza bela olur. Hevsel için “Demokratik- Ekolojik” duyarlılığı canlandırma noktasında ne kadar hassas davranılsa da Kırklardağı'na dikilen dikenleri Suzi ne kadar istese de ne parmaklarıyla ne de altın tarakla tarayamaz artık. Bunun için Gezi'ye her gün selam göndermek de yetmeyecek. Sayın Sırrı Süreyya Önder'in acilen bölgeye geçmesi ve çadır kurması için kampanya düzenlemek lazım belki! Çünkü Kurdistan mebusları ya sesini çıkarmıyor ya da binaların ince işlerine sıra gelince konuşmaya başlıyor. Hazır Kürdün geleceğini HDP'ye emanet etmişken rantın kapısını aralayanlara da bir çıkar yol bulmak gerek! Şunu net ifade etmek gerekir ki sayın Altan Tan basın toplantılarında ve TV ekranlarında sesini ne kadar yükseltse de ve doğruları söylese de (ki ben kendisini her dinlediğimde kendisine hak verdim) bir Kurdistan mebusu olarak bu konuda bugüne kadar bu çerçevede Kurdistanlılara karşı sorumluluğunu yerine getirmediği için en az belediye kadar sorumludur ve hesap vermelidir. 

Xançepek'te, Fisqeya'da, Sur'da ve Bağlar'da dilden dile hikayeler anlatılır. Büyük şehirlerde zaman zaman duyduğumuz türde hikayelerden. Birden bire palazlanan isimler konuşulur. Bir arsanın aniden kıymete binmesinden. İnsanların aniden borç altına girip buhranlar ve bunalımlar yaşaması konuşulur. İstanbul'da Sulukule gerçektir ancak Diyarbekir'in de kendine has yerleri vardır ve onlar da pek muhtemeldir ki 'cepçi' denilerek uzaklaştırılıyor; uzaklaştırılacak oralardan. İstanbul Talabaş’ında ve Balat'ta yaşanan hikayelere benzer bir hikaye de Diyarbekir’de yaşanmakta; yaşanacaktır. Sulukule, Tarlabaşı ve Balat nasıl yavaş yavaş yeni zenginler için boşaltıldı; boşaltılıyorsa aynı şey Diyarbekir’in kalbi konumunda olan yerler için de yavaş yavaş hayata geçiriliyor. 

Bütün astım kesimlere rağmen İstanbul'da ne Gökkafes denilen heyula ortadan kalktı ne de Zeytinburnu'nda birden bire yükselen ve İstanbul'un tarihi silüetini bozan gökdelenler. Yazıldı, çizildi ancak herhangi bir sonuç alınamadı. Bu kadar hengamenin içerisinde kim uğraşır silüetle! Zaten bu yapıları kabul etmem diyen aslında izni de veren. İmar izni çıkmadan o binalar yapılabilir mi? Yapılamaz. Bu kadar kat izni verilmeden binalar o kadar yükselebilir mi? Yükselemez. Artık su havzasıyla hiçbir ilgisi kalmayan noktalarda garibanın bahçe çiti kaçak olur ancak bir kültüre meydan okuyan hatta yok eden yapılara imar izni belediye meclisinden hayda hayda çıkar ve kimseler de bir kamuoyu tepkisi oluşmayana kadar sesini çıkarmaz. Bu İstanbul'un hikayesi peki ya Diyarbekirin hikayesi nasıl yaşanıyor? 

Evet, Hevsel Bahçeleri korunmalıdır ve peşkeş çekilmesine kesinlikle izin verilmemelidir. Zira Hevsel Diyarbekir gibi rengi, tarihi ve anlamıyla Kurdistan'dır. Duyarlı insanların Hevsel'e sahip çıkma noktasında ortaya koyduğu hassasiyeti küçük görmemek lazım. En ufak şüphe dahi Hevsel için eylem yapılmasına ve çadır kurulmasına yeter de artar bile. Bu hassasiyetin oluşmuş olması Diyarbekir ve Hevsel için son derece faydalıdır. Eğer Hevsel için bu dayanışma ve girişim olmasaydı pek muhtemeldir ki bugüne kadar çıkıp sert sözler etmeyenler de kamuoyunu bilinçlendirme noktasında adım atmayacaktı. Yine de sayın Altan Tan'ın söyledikleri her zamanki gibi sert perdeden olsa da son derece faydalı ve gerçekçidir. Sayın Tan bu yönü ile doğruları dile getiren ve çekinmeyen bir siyasetçi. Heyetler içinde kalamayışı hem bu siyaset tarzına hem de doğrucu Davutluğu ile pek muhtemeldir ki yakından ilgilidir. Ancak konuya dair ortaya koyduğu tavır ve açıklamaları daha önce kapalı kapılar ardında dile getirmiş olsa da kamuoyu önünde bu şekliyle yeni dile getirdiği için kendisi de bir siyasetçi olarak sorumludur. Kırklardağı'nda o binalar yükselmeden bu eleştiriyi bu çerçevede yapmalıydı. Çadır kurulması için Kurdistan milletvekili olarak kendisi hareket etmeli ve belediyenin bu ranta kapı aralamasına karşı çıkmalıydı. 

Ancak illa Hevsel için çadır kuranların hatalı yönlendirildiğini ifade etmek için mi bu çıkışı yapması gerekirdi! Kanaatimce Diyarbekir Büyükşehir Belediye Başkanı ve yöneticileri başta olmak üzere İlçe Belediye Başkanları kamuoyuna ve Kurdistanlılara hesap vermelidir. Bu konuda bugüne kadar bu denli açık konuşmayan sayın Altan Tan da buna dahildir. 

Hevsel için çadır kuranlara ve nöbet tutanlara teşekkür borçluyuz zira onlar sayesinde Diyarbekir için, Hevsel için ve Kırklardağı için pek muhtemeldir ki bir kent kültürüne sahip çıkma bilinci oluşacak ve dilerim bu bilinç sorumlulardan hesap sorar. Elbette Kırklardağı için bu güne kadar böylesi bir hassasiyet oluşturulamaması büyük bir eksikliktir. Üstelik Kırklardağı'nın çarpan bir tarafı da vardır efsaneye göre. Artık Kabiye'den halk harekete geçer ve göğü delen o yapılara dur mu der yoksa Diyarbekirli türküdeki Suzan ile birlikte şehrinin saçlarını taramaya mı koyulur bilinmez. Ancak Kırklar hatırına, çocuk düşünen ve Kırklar'a inanan kadınlar hatırına, Diyarbekir kültürünü ranta kurban edenlere hesap sormak ve rantı durdurmak lazım. Ya da naçizane bir öneri sunayım Xweseriya Demokratik belediyeciliğine. Keçi Burcu ile Kırklardağı'nda yükselmelerine izin verdikleri o kafesler arasında teleferik hattı kursunlar. Hevsel'e bir de oradan baksın insanlar. 

Not: Uzun bir aranın ardından Diyarbekir'e gitme imkanı buldum. Fotoğraf Sanatçısı Yüsri Atlı ile birlikte çıktığımız Diyarbekir ve Dicle turunda perde hep yırtıldı. Açıyı bulmak o kadar zor oldu ki! Mardin Kapısı'ndan atlayamadımla başlayalım dedik ancak Kırklardağı hep bizi çağırdı. Ne yazık ki ne taraftan bakarsak bakalım Hevsel ve Dicle artık o çirkin yapılardan arınamıyordu. Sevgili Yüsri Atlı ustalığını konuşturup bir yol buldu ancak sonuçta herkes o kadar usta değil. 

  • Yorumlar 3
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89