• BIST 97.726
  • Altın 146,210
  • Dolar 3,5844
  • Euro 3,9885
  • İstanbul 18 °C
  • Diyarbakır 24 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 18 °C
  • Berlin 23 °C

Heronlarla tespit edemedikleriniz

Kadri Gürsel

Vaktiyle, Şırnak gibi yerlerde jandarma karakollarının görevi kaçakçılık suçunu önlemekti. Karakol binaları inşası en kolay ama savunması en zor yerlerde, en ucuzundan imal edilmiş derme çatma barakalardan olurdu.

Maliyet hesabı.

Çünkü kaçakçının karakol basmak gibi bir âdeti yoktu.

Sonra zaman değişti, PKK ortaya çıktı. Karakollar basılmaya başlandı.

PKK, doçka, roketatar, havan ve geri tepmesiz topla saldırıyordu. Jandarmanın dayanıksız barakalarındaki düşük maliyet hesabı, her PKK baskınında verilen ağır zayiatın manevi maliyetiyle şaşar oldu.

Hesap değişti.

Koruculuk getirildi; “Korucu olmam” diyen köylüler şehirlerin varoşlarına sürüldü.

Savaşın insansızlaştırılmasında tarihi bir aşama...

Devlet dağlardaki terörle mücadelesinde PKK’yı halktan ayırt etmenin formülünü böylece bulmuştu: Halk dağlardan kovulmuş; korucular ve teröristler karşı karşıya kalmışlardı.

Bu arada kaçakçı takibindeki karakollar PKK tehdidine karşı yeniden yapıldı, yapılandırıldı.

Korucular için kaçakçılık, “Yeter ki gölge etmeyin” tembihiyle, suç olmaktan çıkarıldı.

Ve savaşın insansızlaştırılmasında gelinen son nokta, “insansız hava araçları” oldu. Bunlara kısaca “İHA” deniyor.

Mamafih, PKK ile PKK olmayanı birbirinden ayırt etmek hususunda yerdeki sorunu köyleri boşaltarak çözen devlet bu kez benzer bir tasnif probleminin havadan kaynaklananıyla karşı karşıyaydı.

Hangi katır katarının PKK’ya, hangisinin de korucu/kaçakçılara ait olduğunun İHA’lar tarafından tespit edilememesi sorunu...

“Terörle mücadele” kurmayları açısından bu kritik bir sorun, çünkü PKK’nın katır katarları mazot ve sigara değil, doçka, havan, roket mermisi ve geri tepmesiz top taşıyor.

Mim koydum; iktidarın gazetelerinde erkân-ı harp zabiti edasıyla yazıp çizen nevzuhur militaristlerden birinin, geçenlerde köşesine attığı başlık aynen şöyleydi: “Heronlar işaretliyor, F-16’lar vuruyor”.

“Geçmişte, ‘Çoban zannettik’ şeklindeki felaketlere fırsat vermemek için Heronların görüntüleri üç merkeze aktarılıyor” diye yazmış.

Yani üç merkezde bakılıyormuş görüntülere ki, merkezin birindeki, PKK’lıyı çoban zannederse, sanırım diğer iki merkezdekiler “Çoban değil PKK” desinler diye...

Heveskâr, yazısını “veciz” bir cümleyle bitirmişti: “Teröriste karşı devletin kudret eli, halka ise şefkat eli”.

Bravo. Teröristle halkı birbirinden ayırt etmek. Terörle mücadelede meşruiyet zeminde durmanın ilk şartı...

Geçen perşembe ise Şırnak’ın Uludere ilçesi sınır bölgesinde devlet ellerinden birinin marifetiyle yaşatılan, “Çoban zannettik, kaçakçı zannettik vurmadık” felaketi değildi tabii ama “PKK’lı zannettik vurduk” felaketiydi.

Bir “devlet eli”, Ortasu (Robosti) köylülerinin başına inerek 35 gencin canını aldı.

PKK’lı zannedilerek öldürülen 35 Kürt.

Trafik kazası olsa, gazeteler “Katliam gibi kaza” başlığını atardı. Hükümet “Kasıt yok, hata var” dediğine göre, “Katliam gibi terörle mücadele kazası”...

Bu 35 kişi PKK’lı olsaydı yine “35 Kürt” öldürülmüş olacak ama İstanbul gazeteleri bu kez “Teröre ağır darbe” başlıklarıyla çıkacaktı.

O zaman “İHA’lar lazerle noktalıyor; uçaklar ve helikopterler bombalıyor” olacaktı.

Bu fetişist cümleyi de, mesleki deformasyonu nedeniyle olsa gerek, Kürt sorununa “polisiye bir vaka” gözüyle bakan bir başka sivil “erkân-ı harp”in yazısından aldım. Çok beğenmiş olmalı ki, aynı metinde bir “devlet görevlisi”nin “Devletin elinde beş İHA daha olsa PKK’yı iki ayda askeri olarak bitirir” şeklindeki sözlerini de aktarıyordu.

“Siyasi röntgencilik” meraklarından mıdır nedir, iktidar ortağının temsilcisi bazı medya figürlerinde marazi seviyelere varmış bir “İHA fetişizmi” söz konusu. İHA’ları çok seviyorlar. Kürt sorununu “İnsansız Hava Araçları” marifetiyle bitirebileceklerini sanıyorlar.

“Kürt sorununu bitirmek” ifadesini, “PKK’yı bitirmek” yerine bilinçli olarak kullanıyorum. Bu muhteremler Kürt sorunu ile PKK’nın, sorunun siyasallaşması zemininde özdeş hale geldiğini anlamayı ısrarla reddediyorlar.

Dolayısıyla, kendilerini hapsettikleri polisiye/militarist boyutta düşünür, yazar ve akıl verirken, PKK’yı bitirmek için başlarını gömdükleri İHA ekranlarında insan siluetlerini işaretleyip bombaladıkça, o an için PKK’dan eksilenlerin Kürt sorununa ve dolayısıyla PKK’ya “bonus” olarak geri döndüğünü de göremiyorlar.

Henüz zinde görünüyor oluşları, şimdi İHA ekranlarında oynanan bu 30 yıllık ‘kanlı oyun’daki acemiliklerinden ileri geliyor. Yanılmayalım. Böyle giderse daha çok hata yapacaklar.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89