• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 12 °C
  • Diyarbakır 18 °C
  • Ankara 18 °C
  • İzmir 22 °C
  • Berlin 13 °C

Herkesin yolu Rojava Kürdistanı’ndan geçiyor

Cahit Mervan

Merkezinde Batı Kürdistan’ın olduğu siyasi trafik o kadar hareketli ki, bugün yaşanan yarın eskimiş oluyor. Beklenmedik bir yerde patlayan kriz, domino taşı etkisi yapıyor. Başka sorunları tetikliyor. Tam ‘kriz var, artık buradan dönüş olmaz’ dediğiniz anda ise, bir bakıyorsunuz ki, yeni ve baş döndürücü bir başka kriz karşıtı gelişme yaşanıyor. Bir paradoks gibi gelse de her kriz, kriz olarak kalmıyor. Kendi çözümünü de sahaya taşıyor.

Bir kaç hafta önce PYD eş başkanı Salih Müslim’in Federal Kürdistan’a girişine izin verilmemesi, Kürtler arası ilişkilerde ciddi bir krize yol açtı. Federal Kürdistan Yönetimi, Kürt kamuoyunda sert ve haklı eleştirilere maruz kaldı. Hatta ayıplandı. Öyle bir kriz doğdu ki, Kürtlerde derin travmalara yol açmış ‘bırakuji’yi akıllara tekrardan getirtti.

MÜSLİM’İN ENGELLENMESİ EN ÇOK PDK’Yİ VURDU

Aslında PYD eş başkanına karşı yapılan bu girişim, Mesut Barzani’nin lideri olduğu PDK’nin Batı Kürdistan siyasetine yapmış olduğu son bir müdahaleydi. Ama başarısız ve sonuçsuz bir hamle olarak kaldı. Bu müdahalenin sonuçları PYD, YPG ve Batı Kürdistan üzerinde etkili olmadı. Daha çok PDK’yi bir ‘Avustralya Sapanı’ gibi vurdu. Bu müdahale sadece Batı Kürdistan’da değil, PDK ve Mesut Barzani’yi Güney Kürdistan’da Goran ve YNK gibi rakipleri karşısında elini güçsüz kıldı ve zora soktu. PYD eş başkanının Federal Kürdistan’a girişinin engellenmesinin arkasındaki ‘esasa gücün’ Türkiye olduğu yönündeki yaygın kanı ise Hewler yönetiminin prestij kaybına yol açtı.

PYD eş başkanının Kürdistan’ın Güney parçasına girişinin engellenmesi zaten anlamsız ve manasız bir işti. Ancak bu engelleme çok kısa bir zaman diliminde Batı Kürdistan’da YPG güçlerinin Til Koçer bölgesindeki askeri başarısıyla tümden önemini yitirdi. Pratik bir değeri kalmadı. Artık herkesin yolu Batı Kürdistan’dan geçiyor.

SÜRECİ YPG’NİN BAŞARISI TAYİN EDİYOR

Kaldı ki Salih Müslim, kendi değimiyle ‘Kürt halkının imkanlarıyla’ yurt dışına çıktı. Salih Müslim’ü engellemekle ciddi bir krize yol açan PDK ise, önce girişimini sahiplendi, sonra gelen tepkiler üzerine sahiplenmekten vazgeçti. Topu Federal Kürdistan Hükümeti’ne attı. Görünen o ki, Müslim’in Güney Kürdistan’a girişini engellemek isteyenler YPG’nin hem Batı Kürdistan’daki süreci büyük oranda, Suriye’de ise kısmen dengeleri değiştiren olası başarısını hesaplamamışlardı.

Eğer YPG güçleri Afrin, Serekaniyê, Kobanê, Til Koçer ve Cizîrê bölgelerinde çetelere karşı üstünlük sağlamamış, onları Kürdistan’dan söküp atmamış olsalardı, Federal Kürdistan Yönetimi’nin yol açtığı bu konjonktürel kriz belki bir çatışmaya ve ‘bırakuji’ye dönüşme ihtimalini kendi içinde barındıracaktı. Hatta kaçınılmaz kılacaktı.

Ancak YPG son birkaç haftada, hatta son birkaç günde çetelere ağır darbeler indirdi. Çeteler bütün cephelerde Ana Yurt Savunması yapan Kürt direnişçiler karşısında ağır yenilgi aldılar. YPG ve Kürtlere karşı savaşan El-Nusra ve IŞAD’a bağlı 500’e yakın militanının Irak’a kaçtığı gelen haberler arasında. Önümüzdeki günlerde YPG güçlerinin çetelere karşı öldürücü darbeyi vuracağını söylemek abartı olmasa gerek. Özellikle de Tel Abyad bölgesinin çetelerden temizlenmesi için bu gerekli.

ÖZERK KÜRDİSTAN’IN İLANINA RAMAK KALDI

Bu gelişmelere paralel olarak son günlerde Batı Kürdistan’da geçici yönetim çalışmalarının hızlanması hiçte tesadüfü değil. Ayrıca Afrin ve Kobanê bölgelerinde resmi binalara Kürt Yüksek Konseyi’nin bayrağının çekilmesi de önemlidir. Bu adımların hızlanacağı görülüyor.

Çünkü ortada bölgesel ve küresel güçlerin desteğini alan çetelere karşı akıllara durgunluk vererek, direniş gerçekleştirmiş ve rüştünü ispatlamış bir devrim var. Bu devrimin ete-kemiğe bürünmesi siyasal, sosyal, ekonomik, askeri ve kültürel alanlarda zuhur etmesi kaçınılmaz hale geliyor. Yani halk kendi yönetimini kurmak, özerkliğini ilan etmek istiyor.

Bu sadece Kürdistan için değil, Suriye ve bütün Ortadoğu için önemli ve stratejik bir adım olacak. Yeni kurulacak Suriye’nin demokratik inşasına Kürtler kendi modellerini oluşturarak katılmak istiyorlar. Bu kaçınılmaz bir hale geliyor. Devrim artık Özerk Rojava Kürdistan’ının bölge ve dünya siyasi coğrafyasında yer almasını zorunlu kılıyor. Şimdi bunun doğum sancıları yaşanıyor.

Bu nedenle, bütün merkezlerde gözle görülür bir hareketlilik var. Batı Kürdistan devriminin son siyasal ve askeri hamleleri kartların yeniden dağıtılmasına yol açmasa da, hesapların yeniden gözden geçirilmesine yol açıyor. Değim yerindeyse herkes durduğu yeri ve elini bir kez daha kontrol ediyor.

Abartısız söylemekte yarar var ki, YPG güçlerinin Batı Kürdistan’da sağladıkları askeri başarı ve bunun yol açtığı siyasal gelişmeler, Suriye sahasında olduğu kadar, bölgesel ve küresel güçler açısından da dikkatle izleniyor. PYD’nin ve Kürt Yüksek Konseyi’nin uluslararası güçler nezdinde itibari yükseliyor ve ‘makul partner’ durumuna geliyor.

DAVUTOĞLU MÜSLİM’DEN ÖZEL RİCADA BULUNDU MU?

Batı Kürdistan’ın kendi geleceğini belirleme konusunda hızlı ilerleyişi en çokta Türkiye’yi hareketlendirdi.

Türkiye Batı Kürdistan halkının iradesine saygı göstereceğine, küresel güçleri karşısına alma pahasına da olsa El-Kaide bağlantılı çeteleri destekledi. Ve halen bu desteği kesmiş değil. Yer yer bizzat kendisi mobil güçleriyle Kürtlere karşı kirli savaşta yer aldı. Ancak Kürt halkının meşru direnişi karşısında, Türkiye’nin dolaylı işgalci politikası çöktü. Bu çöküşün diğer bir nedeni ise, Türkiye’nin ABD ve İsrail’in ‘düşmanlarını’ kendisine dost edinmiş olmasıydı.

Gelinen aşamada Kürt direnişi, küresel güçlerin baskısı ve Suriye sahasında başarısız kalmasından dolayı Türkiye’nin bu çıkmaz sokaktan geri dönebileceğinin zayıfta olsa sinyalleri var. Türk başbakanı Tayyip Erdoğan’ın, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun son günlerde ısrarla çeteleri desteklemedikleri yönündeki açıklamaları, Adana’da bir TIR içinde yüzlerce roketatar başlığının ‘ele geçirilmesi’ bu zayıf sinyallere örnek gösterile bilinir.

Öte yandan PYD eş Başkanı Salih Müslim’in gazeteci Amberin Zaman’a yaptığı ‘Türkiye artık eskisi kadar El-Kaide güçlerini desteklemiyor’ yönündeki açıklaması Türk Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun ‘özel ricası’ sonucu olduğu ihtimalini akla getiriyor. PYD lideri yaptığı bu açıklamayla bir taraftan Ankara ile gergin olan ilişkileri yumuşatma, diğer taraftan ise Türkiye’nin girdiği çıkmaz sokaktan dönmesine yardımcı olacak alan açmış oldu.

BATI KÜRDİSTAN İŞİN MERKEZİNDE

Sadece bu kadar değil. Müslim bu açıklamasıyla Til Koçer’in YPG güçlerince alınmasından sonra Kürtlerin İran’ın başını çektiği Şii eksenine kaydığını düşünenlere de dolaylı mesaj vermiş oldu. Müslim, müthiş bir diplomatik atak yaparak, aslında hem Şii eksenine, hem de Suudi-Türkiye mihmandarlı Sünni eksene de eşit mesafede durduklarını ilan etmiş oldu.

PYD eş başkanı Müslim’in açıklamasının sonrasına tekabül eden Kürt Ulusal Kongresi’nin Hazırlık Komitesi’nin Hewler Toplantısı, daha önce veto edilen Sırrı Süreyya Önder’in de yeraldığı BDP heyetinin İmralı ziyareti, Ankara’da PKK ve PYD’nin katılmamasına rağmen, her ikisinin de damgasını vurduğu ‘Kürtler Çözüm Modellerini Tartışıyor Konferansı’ ve en son Türk Dışişleri bakanı Ahmet Davutoğlu’nun sözde ilişkilerde yeni bir sayfa açmak için yaptığı Bağdat ziyareti, Batı Kürdistan’ın merkezinde yer aldığı ‘işlerin’ hızlandığını gösteriyor.

Daha birkaç hafta önce Ankara ve Hewler’den peş peşe ‘veto alan’ PYD eş başkanı Salih Müslim’in yakın gelecekte bu merkezlerde en üst düzeyde kabul göreceğini beklemek mümkün. Kürt Ulusal Kongresi’nin Türkiye’nin baskısı sonucu ertelenmesi ve yine Türkiye’nin dayatması sonucu Hewler yönetiminin Müslim’e getirdiği yasak ile zirve yapan Kürtler arası krizin de ‘normalleşme’ aşamasına geçtiğini göreceğiz. Hiç abartısız söylemek gerekir ki, Türkiye Batı Kürdistan politikasında girdiği çıkmaz sokaktan dönmeye başladığı andan itibaren ise, Öcalan’ın değimiyle ‘Sırat Köprüsü’nde olan çözüm sürecini de ipten almış olacak.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89