• BIST 83.217
  • Altın 147,255
  • Dolar 3,7734
  • Euro 4,0515
  • İstanbul 4 °C
  • Diyarbakır 3 °C
  • Ankara -3 °C
  • İzmir -1 °C
  • Berlin -4 °C

'Her yer Lice' olursa

Gülay Göktürk

PKK coştukça coşuyor...

Sonunda Lice’de kan dökmeyi de başardı ya, şimdi Duran Kalkan’ın ağzından, yayın organlarından çağrılar yapıyor: Lice direnişi büyütülmeliymiş. Tüm metropollere yayılmalıymış. Her yer Lice olmalıymış. Bütün Kürt kurumları Lice direnişine daha güçlü destek vermeliymiş. Çünkü “demokratik çözüm ve özgürlük ancak direnişle sağlanabilir”miş!

Her yeri Lice yapmanın ne demek olduğunu bilmeyen yok sanırım: Maskeli şiddet gruplarıyla şehirleri ateşe vermek, yolları caddeleri kesmek, hendekler kazıp siper yapmak, otobüsleri yakmak, polise-askere ateş etmek...

Yani, “ben değişmedim, ben hep aynıyım, ben şiddetin çocuğuyum ve öyle kalmaya kararlıyım” mesajı vermek...
 
Ateşle oynuyorlar
 
Pazarlık ettikleri gücün AK Parti değil, onun arkasındaki on milyonlar olduğunu hâlâ anlayamadılar. O on milyonların meşru görmediği, haklı görmediği hiçbir adımın atılamayacağını da...

Ve şimdi ateşle oynuyorlar. AK Parti’nin bir buçuk yıldır o milyonları çözüm sürecine psikolojik olarak hazırlamak için yaptığı kitle çalışmalarını birkaç ayda sıfırlamak için daha iyi bir yol bulamazlardı gerçekten de!

PKK terörünün yüreğinde açtığı acıları küllendirmeye çalışan, bugünün gençlerine hayat şansı vermek için kendi oğlunun acısını kalbine gömmeye ve affediciliğini ön plana çıkarmaya çalışan insanları tahrik ederek, kin ve öfkeyi canlandırarak, onları yeniden barış düşmanı haline getirerek “demokratik çözüm”e ulaşacaklarmış!

Elindeki silahtan başka hiçbir şeye inancı kalmamış, ondan da vazgeçtiği anda yok olacağına inanan bir grup şiddet bağımlısının böyle düşünmesini anlayabiliriz.

Ama ya en baştan beri Lice’deki şiddet eylemlerinin yanında yer alan Kürt siyasi hareketine, bu eylemlere maddi-manevi destek veren sözde Kürt dostlarına ne demeli?

Bu yolun HDP’nin daha doğru dürüst siyasi aktör olamadan devre dışı kalmasına yol açacağını; hem Türkiye siyasetinden hem de kendi kitlesinden tecrit olup, küçük marjinal bir grup haline geleceğini göremiyorlar mı?
 
Diğer seçenek AK Parti’nin keyfini beklemek değil
 
Şiddetten uzak durmak, Kürtler’in AK Parti’nin canı ne zaman isteyecek de reform yapacak, diye oturup beklemesi değildir. Şimdiye kadar hiçbir demokrat bunu savunmadı; böyle pasif rol biçmedi Kürtler’e... Maskeli molotofçuların alternatifini, kaderci bir biçimde iktidarın hakkını lütfetmesini bekleyen kitleler olarak görmedi.

Tam tersine, demokratik kamuoyu şimdiye kadar hiç yapmadıkları bir şeyi yapmalarını bekledi Kürtler’den: Kitlesel demokratik mücadeleyi yükseltmelerini... Eğer böyle yapsalardı, haklı zeminde yürütecekleri bu mücadele ile demokrasiden yana olan Kürt-Türk bütün kesimlerin desteğini alabilir ve iktidar üzerinde de çok ciddi bir baskı oluşturabilirlerdi.

Bunu hâlâ yapabilirler...

Şu anda AK Parti’yi “Kürtler’i oyalamakla” suçlayan herkesin sıraladığı bir reform listesi var ortada; Anayasa değişikliği gerektirmeyen, gerçekleştirilebilir ve haklı talepler bunlar: Terörle Mücadele Kanunu’nun kaldırılması, TCK'da yapılacak değişiklikler, KCK tutuklularının serbest bırakılması, Öcalan’la yapılan görüşmelerin yasal bir zemine oturtulması...

O zaman BDP’ye sormak lazım: Lice’de yol kesen eşkıyaların kuyruğuna takılacağınıza, neden siz harekete geçip bu talepler etrafında demokratik kitle hareketleri örgütlemiyorsunuz; mitinglere, yürüyüşlere, imza kampanyalarına, boykotlara, sivil itaatsizlik kampanyalarına öncülük etmiyorsunuz?

Hükümeti PKK’nın şiddetiyle köşeye sıkıştırmaya çalışacağınıza, kendi kitlenizin gücüyle sıkıştırsanıza!

Aslına bakarsanız, o kitlenin yaptırım gücüne doğru dürüst öncülük edilebilseydi, bugün Kürt sorununun çok başka bir noktasında olurduk. O güç, 30 yıl boyunca PKK terörü yüzünden kullanılamadı, akıp giden ırmaklar gibi boşa gitti ve şu anda da hâlâ boşa gidiyor.

Çünkü Kürtler hâlâ milyonları çözüm sürecinin pasif destekçisi olmaktan çıkarıp aktif inşa edici gücü haline getirebilecek bir siyasi önderlikten mahrum.

  • Yorumlar 18
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89