• BIST 83.161
  • Altın 147,145
  • Dolar 3,7693
  • Euro 4,0453
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 9 °C
  • Ankara -2 °C
  • İzmir 10 °C
  • Berlin -3 °C

Hem görevsiz hem yetkisiz yargı!

Reyhan Yalçındağ

Mağdurun Kürtler olduğu tüm dönemlere ve vakalara bir bakın: Karşınıza sayısız mahkeme ve savcılık kararının verdiği “görevsizlik” ya da yer yönünden “yetkisizlik” kararları çıkacaktır. Amaç sürece yaymak, etkili ve gerekli soruşturmalar yapılmaksızın her seferinde “bir başka bahara kaldı” nakaratını tekrarlamaktan ibaret maalesef…

Ama mahkeme salonunda oturduğunuz yere göre değişmekte tabii ki bu kararlar! 1990’lı yıllarda Derik Jandarma Komutanı olan zatın (ki O şimdi bir tuğgeneral!) gözaltında tecavüz dosyaları beraat veya zamanaşımı kararlarıyla, her zaman olduğu gibi cezasızlıkla sonuçlanmıştı. Geçen hafta bu zatın işlediği onlarca insanlık suçu (gözaltında ölüm, işkenceyle ölüm, toplu öldürme) nedeniyle açılan davada “yasadışı şekilde devlet içinde teşekkül ve çete oluşturulduğu gerekçesiyle Mardin Ağır Ceza Mahkemesinin görev alanına girmediğini avukatlar olarak söylediysek de kabul edilmedi. Dedim ya mahkeme salonunda oturduğunuz yere göre değişmekte kararlar! Çocuklara tecavüz edenler, savaş suçu işleyenler, insanlığa karşı suç işleyenler, toplu şekilde sivil Kürtleri katledenler ellerini kollarını sallayarak gezsin; demokratik siyaset yapma hakkını kullananlar, yaşlı analar, vekiller, belediye başkanları tutuklu yargılansın! Yaşasın adalet!

Şimdi de, Adalet Bakanlığı, Roboskî katliamı soruşturmasını yürüten Diyarbakır Özel Yetkili Savcılığının görevsizliğine karar vererek dün itibariyle dosyayı Askeri Savcılığa gönderdi. Dediği gibi, aynı nakarat! Süründürür, geciktir, gizlilik kararı ver, etkili soruşturma yürütmeye gerek yok’tan çıkacak tek sonuç yine faillerin korunmasıdır. Biz yine de bağıralım: Yaşasın adalet!

Bu çığlığa sessiz kalmayın!

12 Eylül’ün 32. yıldönümünde bedenlerini açlığa yatırdı onlarca tutuklu. Sonra sayı gitdige artmaya başladı; bugün itibariyle Türkiye’nin dört bir tarafına dağılmış cezaevlerinin tamamında süresiz-dönüşümsüz açlık grevleri sürüyor. Tam 38 gündür muhalif basın dışında bunu insanların çığlıklarına dikkat çeken tek bir haber yapılmadı. Her zaman olduğu gibi, zulüm altında olanlar ve de direnenler Kürtler olunca, tüm bunlar sanki başka bir gezegende yaşanıyormuşcasına duyarsız, sessiz ve de tepkisiz Batı Yakası! Ne demiş Faucault: Zulmün, baskının olduğu her yerde direniş vardır! Dört duvarı betonla çevrili insanların ellerindeki tek araç da bedenleri olunca geriye trajedilerle sonuçlanabilcek yüksek bir ihtimal kalıyor!

Demek ki Kürtler için 32 yıllık acılara, bedellere, kayıplara rağmen değişen çok da şey olmamış. Sevgili Apê Musa’nın dediği gibi; “direnmek kalırdı Kürd’e. Yaşamın bir başka adı da direnmekti çünkü…”

Yaşanacak olası ölümlerden sorumlu olan devlet erki sahiplerinin sessizliği, zaten kaygıdan bir kuş kanadı gibi çırpınıp duran tüm annelerin yüreğindeki acıyı artırmaktan başka bir işe yaramıyor…

Bir an kapatın gözlerinizi ve de yüreğinin parçası olan evlatlarınızın tam 38 gündür aç olduğunu düşünün! Bunun Türkçe tercümesi: “en iyi Kürt, ölü Kürt’tür”den başka bir şey değildir.

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89