• BIST 83.037
  • Altın 147,024
  • Dolar 3,7684
  • Euro 4,0483
  • İstanbul 7 °C
  • Diyarbakır 9 °C
  • Ankara -2 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin 0 °C

Hedefleri 90'lı yıllar

Abdülkadir Selvi

Orhan Miroğlu anlatıyordu.

Diyarbakır'da kuytu sokaklara nasıl çekildiklerini.

Musa Anter'in nasıl katledildiğini, sıkılan kurşunlara rağmen kendisinin hayatta kaldığını.

Pervin Buldan anlatıyordu; 'Eşim Savaş Buldan kaçırıldığı gün 8 aylık hamileydim.'

Acıyla iç çektikten sonra ekliyordu: 'Savaş Buldan öldürüldüğü gün ben kızımı doğurdum.'

Anlattıkları bir kabus gibiydi.

Uyku halinde değildim. Kabus da görmedim. Onların anlattıkları bu ülkenin, '90'lar' denilen gerçeğiydi.

Beyaz Toros'a binenlerin gidip, bir daha gelmediği, faili meçhullerin bir karabasan gibi Kürtlerin üzerine kol gezdiği yıllar.

Bugün çözüm sürecine sımsıkı sarıldığı için Kürtleri aşağılamaya, tekrar silaha sarılıp kan dökmeye davet edenlerin, faili meçhul paşaları için kahramanlık destanları yazdığı 90'lı yıllar.

O gün Kürtlerin acısına sessiz kalanlar, bugün barış ortamını onlara çok görüyorlar.

O gün şehit cenazeleri üzerinden hamaset yapanlar, bugün akmayan gözyaşından dolayı rahatsız oluyorlar.

Neymiş? Gezi sürecinden beri Kürtler sokağa inmiyormuş.

Neymiş? Paralel yapılar, Erdoğan'ı yıkmaya çalışırken Kürtler hala çözüm sürecinde ısrar ediyormuş.

Peki ne yapmalıymış Kürtler?

Çözümü bırakıp silaha sarılmalıymış.

Niye duruyormuş dağlardaki silahlı Kürt gençleri?

Ne yapmalıymış?

Takılmalı Türk solunun, paralel ittifakın peşine, Erdoğan'ı devirmek için terör silahına sarılmalıymış.

Dertleri ne?

Yıkmayı beceremedikleri Erdoğan'ı yıkma işini de Kürtlere yaptırmak.

Cinayeti Kürtlere işletmek.

Sonra bunun üzerinden Kürtlerin canına ot tıkayacak rejimlerini inşa etmek...

Neyi yıkacaklar?

Bu ülkede akan kanı durduranları yıkacaklar.

Niye yıkacaklar?

Kanı durdurdu ya yetmiyor mu?

Kim bunlar?

Yeni şer ittifakı.

Ulusalcı-Paralelci yıkım müteahhitliği.

Kürtler asit kuyularından evlatlarının kemiklerini toplarken, OHAL düzeninin karşısında esas duruşa geçenler, bugün Kürtlerin sırtına binip, ülkeyi tekrar 90'lı yıllara çevirmek istiyorlar.

Bu kavganın özünde ne yolsuzluk var, ne dershane meselesi ne de Gezi'deki üç-beş ağaç.

Bu kavganın özünde Türkiye'yi tekrar 90'lı yıllara döndürme planları yatıyor.

Nasıl ki değişimci Özal'ı tasfiye ettikten sonra Türkiye'yi 90'lı yılların tüneline soktular.

Nasıl ki, 'Yeter söz milletindir' diyen Menderes'i astıktan sonra Türkiye'yi darbelerin kucağına attılar.

Şimdi de demokrat Erdoğan'ı tasfiye ettikten sonra Türkiye'yi 90'lı yıllara döndürmek istiyorlar.

Nasıl ki, tek parti diktatörlüğüyle mücadele edip, milli iradenin sembolü olan seçimle işbaşına gelen Menderes'e diktatör diyenler, onu asarak gerçek diktatörlüklerini ilan ettiler.

Tek adam diye yıprattıkları Özal'ı tasfiye ettikten sonra ucu 28 Şubat'a kadar dayanan vesayet sistemini kurdular.

Şimdi de her göreve seçimle gelen, demokratikleşme hamlelerinin mimarı Erdoğan'ı diktatör gibi göstermek suretiyle asıl kendi diktatörlüklerini kurmayı hedefliyorlar.

Biz bunların ipleri ele geçirdikten sonra ne yaptıklarını çok iyi biliyoruz.

Bunlar Menderes'i hem astılar hem de bir gün sonra kapısına dayanıp, idam sehpası ve celladın parasını istediler.

Tek parti devrine ve milli şef zulmüne karşı, demokrasi mücadelesini veren Menderes'i diktatör, 27 Mayıs'ın mimarı İsmet İnönü'yü ise demokrasi kahramanı yaptılar.

Her darbenin alkışçısı, her ara rejimin memuru oldular.

Çağdaşlaşmayı ve özgürlükleri ağızlarından düşürmediler ama hep tek parti devrinin, milli şefin, 27 Mayıs'ın, darbelerin, ara rejimlerin hasretini çektiler.

Şimdi yeniden özgürlük havarisi kesilmeye başladılar.

Sanki bir devrin başörtüsü zulmünün, ana dil yasaklarının, OHAL düzeninin savunucusu bunlar değildi.

Şimdi varsa da özgürlükler, yoksa da yolsuzluklar.

İnternetlerine dokunulmasını istemiyorlarmış.

Sanki dokunan varmış gibi.

Yeni bir yasa çıkıyor ya, internette özgürlükleri kısıtlanacakmış?

Peki hangi madde ile kısıtlanıyor?

Yasayı tam incelememişler.

Aile ve çocuk paketleri çıkınca da. 'İnternetimi istiyorum' eylemleri yapmışlardı.

Ne oldu? O paketler çıktı. İsteyen kullandı, istemeyen kullanmadı. İnternetlerine mi dokunuldu?

Dert o değil.

Dert, Erdoğan'ı devirmek için hazırladıkları kasetleri ellerinde patlayacak.

Bunca yıl yaptıkları stokları tedavüle sokamayacaklar.

Kaset şantajcılığının adını da internete özgürlük koymuşlar.

Özgürlük nere, siz nere...

Baykal kasetini, MHP şantajını da özgürlükler adına servis etmiştiniz değil mi?

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89